Bilindik bir fıkradır. Cehennemde her ülkenin kazanının yanında bir zebani durur ve kazandan dışarı çıkanların kafasına vurarak kazana geri sokar, sadece Türk kazanının başında hiçkimse yoktur. Birisi gelip bu durumu baş zebaniye sorar, baş zebani cevap verir: Türk kazanının başına birini koymaya gerek yok, zaten her kim ki kafasını yukarı doğru çıkarmaya çalışır başka biri gelip onu ayaklarından aşağı çeker.

Dünyanın her yerinde baş altı takımlara herkes sempati besler ve bu takımlar liglerin tadı tuzu olarak görülür.

Fransa’da Paris-levallois, Almanya’da Ewe Basket Oldenburg, NBA’de Golden State Warriors parladığı zaman amaç bunları yok etmek olmaz.

Türkiye’de ise durum farklı işler, dengeler vardır, yatırım yapanlar vardır, karşılık bekleyenler vardır. Sistemin içine çomak sokulması kimsenin işine gelmez.

8 Mart 2012 tarihli Fenerbahçe Ülker – Pınar Karşıyaka maçından beri İzmir’de hiçbir maça atanmayan Erşan Kartal ve arada sırada gelip maç yöneten Engin Kennerman yine yapacaklarını yaptılar. (8 Mart’taki maçın son topu için: http://www.youtube.com/watch?v=yDMlIcf1c8U )

BgnfLoGIIAA4U-DKafaları o kadar karışıktı ki… Çekmeleri, itmeleri görmezden geldiler. Daha sonra ayarı kaçırdıklarını düşünüp Anadolu Efes aleyhine saçma hücum fauller çaldılar. Gözleri maçtaydı ama akılları kesinlikle değildi. Maçın önüne geçtiler. Birkaç örnek vermek gerekirse 4 faul hakkı dolmadan atış kullandırmalarına ve Pınar Karşıyaka’da Soner 5 faul alıp takım 4 kişi kalınca yeni oyuncu girmeden oyunu başlatmalarına taraftar engel oldu.

Ilk yarıda kötü oynayan bir Efes vardı. Tam olarak maça girememelerine rağmen devreyi sadece 3 sayı geride kapattılar. Ilk yarıda hareketli ayaklarıyla Karşıyaka pota altında Kerem Gönlüm ciddi sorun yarattı ve devreyi 11 sayı ile bitirdi.

Pınar Karşıyaka tarafında ise henüz maçın başında Can Altıntığ yüzüne aldığı sert darbe sebebiyle oyun dışında kalınca bütün yük Dixon’ın üzerine bindi. Doğuş’un ve Birkan’ın sert savunmaları da buna eklenince ilk yarının sonunda 11 sayı bulan; ama epey yıpranan bir Dixon vardı. Diebler ise 13 sayı ile devrenin en çok sayı bulan ismi oldu.

Ikinci yarıya Pınar Karşıyaka alan savunması ile başladı. Anadolu Efes ise yüksek bir şut isabeti bulunca farkı kendi lehine 9 sayıya çıkarmayı başardı. 50 – 59.  Bu noktada bir pozison geç de olsa mola alan Ufuk Sarıca oyundaki dengeyi kurmayı başardı ve çeyrek 66-58 konuk takımın üstünlüğüyle noktalandı.

Son çeyre1653668_665368476840495_181456085_nkte savunmalar daha sertti. Iki takım da sayı bulmakta zorlandı. Son dakikalara girilirken Efes koçunun süreyi kullanmak adına Gordon, Planiniç ve Doğuş’u aynı anda sahada tutması sonucunda Efes hücumu tıkandı. Efes 76-66 öndeyken Karşıyaka da tam sahadan baskılı savunmasına başlayıp arka arkaya toplar kaptı ve Batista ile Barış’ın etkili oyunuyla 7-0 bir seri yakalarak farkı 3’e indirdi. Maçın en kritik hücumunda Dixon’ın üzerinden zor şutu sokan Gordon – ki maçı 7 sayı 4 ribaund ve 12 asist ile tamamladı – Efes’i rahatlattı.

9.8 saniye kala 5 sayı geride olan Karşıyaka mola sonrası topu kenardan oyuna soktu ve Diebler’ın üçlüğü ile farkı 2 sayıya indirdi. Taktik faulü çalmayan hakem triosu karşı potanın altında Semih’e İnanç’ın yaptığı sert faulü haklı bir kararla sportmenlik dışı olarak değerlendirdiler ve maç 76-80 Efes’in üstünlüğü ile noktalandı.

Efes’te Savanoviç oynadığı oyun ile geri dönüşünn sinyalini verdi. Çok doğru atıslar kullanarak 16 sayı buldu. Semih Erden her zamanki umursamaz tavırlarıyla takıma faydadan çok zarar verdi. Gordon ve Doğuş’un aynı anda sahada oldukları bölümde topu sürekli Gordon getirdi ve oyunu o yönlendirdi. Bunun sonucu olarak da Efes attığı 29 basketin 19’unu asist üzerinden bulmuş oldu.

Karşıyaka’da ise Batista yine hiç saha içi atış kaçırmadan 19 sayı buldu ve 13 ribaund ile başarılı bir performans ortaya koydu. Diebler ise 18 sayı buldu.

Türk basketbolu ilerliyor, gelişiyor diyoruz. Avrupa’nın en iyi ikinci ligiyiz diyoruz; ama çok basit bir soru akıllara geliyor. Recep Ankaralı, Mehmet Keseratar, Engin Kennerman kaç yıldır baş hakem olarak maç yönetiyorlar? Aşağıdan gelen hakem neden yok? Hakemler kendilerini ve camialarını neden sorgulamıyorlar?

Can Uluğtekin

Website:

Bir yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir