Geri1 of 13

Arjantin Milli Takımı ile geçmişe yolculuk

Dört yıl önce Londra’da, Arjantin basketbolunun yaşlanan altın jenerasyonu soyunma odasında oturdu ve  Rusya’ya karşı talihsizce kaybedilen bronz madalya için ağladı. İşte o neslin iki mükemmel oyuncusu, Luis Scola ve Manu Ginobili bir araya gelip o anı konuştular.

“Herhangi bir grup oyuncuyla kazanmaktansa sizinle kaybetmeyi tercih ederim.” dedi gözyaşlarını tutamayan Manu Ginobili. Luis Scola da aynı şekilde yineledi.

“Herkes daha da fazla ağlamaya başlamıştı.” şeklinde yanıtladı Andres Nocioni. “Daha önce böyle bir şeye tanık olmamıştım, soyunma odasında bu kadar gözyaşına… Büyük bir şey başarmak için şansın, elimize son kez geçtiğini biliyorduk.”

O zaman da oyuncular her zaman yaptıkları şeyi yaptılar: sessizlik içinde uzun süren akşam yemeğinin yolunu tuttular. “Bu bir kuraldır. Kazan veya kaybet akşam yemeğine gidersin.” dedi Pablo Prigioni, “Beraber kutlamak veya beraber ağlamak için.”

12 adam Londra’da o akşam oturdu; Scola, Ginobili ve Nocioni’nin 2004 Atina’da kazanılan tarihi altın madalyanın ardından son kez birlikte oynamış olduklarını sanarak ağladı. Kutlama da yaptılar aynı zamanda. Birbirlerine, otobüs şoförüne, o yıllardaki Kuzey ve Güney Amerika’yı birleştiren absürd havaalanı bağlantısına ve altın jenerasyonun elde ettiği başarılara kadeh kaldırdılar.

“Akşam yemeğinde konuştuklarımız… Sevgimiz, hikayelerimiz, birlikte akıttığımız gözyaşlarımız.” dedi Ginobili, “Bunlar insanları sonsuza dek bir arada tutan şeylerdir.”

Eski kafadarlar bir başka akşam yemeğini daha andılar, FIBA Dünya Şampiyonası Finali’nde Yugoslavya’ya mağlup olunan 2002 yazını, Indianapolis’te Ruth’s Chris Steakhouse’ta yenilen akşam yemeğini. Herkes tehlikeli anlarda çalınan düdüklerden ve Ginobili’nin yarı final mücadelesinde bileğini sakatlamış olmasından dolayı oldukça sinirliydi.

İçkilerin yavaş yavaş tükendiği, muhabbetin ilerlediği dakikalarda oyuncuların ruh hali de değişti. Evinde oturan hiç kimse Arjantin’in herhangi bir basketbol turnuvasını ikinci tamamlayacağını tahmin etmemişti. Namağlup Birleşik Devletler tarafından henüz ağır bir mağlubiyete uğratılmış, kaldıkları  Embassy Suites’e üzgün bir şekilde geri dönmüş, uluslararası temsilciler tarafından otelin her katından, lobisinden aranıp neşelendirilmeye çalışılıyorlardı. Henüz gençtiler ve 2004 Olimpiyatları köşedeydi.

“O akşam yemeği, hepimizin hayatındaki en üzücü anlardan biri olarak başlamıştı.” dedi Scola, “Sonundaysa bir partiye dönüşmüştü.”

San Antonio Spurs’ün genel menajeri, R. C. Buford birkaç masa öteden onları izliyordu. Altın madalya mücadelesinin ardından uyku tutmamış, Ruth’s Chris’e doğru bir şeyler atıştırmak için yalnız başına gezintiye çıkmıştı. Arjantinli oyuncuların birbirleriyle olan dostlukları karşısındaysa oturduğu yerde tepkisizce kalmıştı. “Onlara sadece bakakaldım,” dedi Buford, “Çevremde gördüğüm en iyi takımdı.” En sonundaysa onlara doğru yöneldi ve o zamanlar henüz birkaç ay evvel San Antonio Spurs’te çaylak sezonuna başlayan Ginobili’ye selam verdi.

Geri1 of 13

Arjantin Milli Takımı ile geçmişe yolculuk

7 Comments

  1. reggie31 - 29/08/2016

    Yazıda sözü geçen "Arjantin Basketbol Federasyonu’nun maddi açıdan kötü günler geçirdiği dönemler oldu;" kısmını somutlaştırmak isterim. Bahsedilen kötü dönemin doruk noktası 2002 yılıydı. Hatta o yıl dünya şampiyonasından hemen önce İstanbul'da ilki gerçekleştirilecek olan Efes Pilsen World Cup'a ekonomik nedenlerle katılamamışlardı.(Arjantin yerine apar topar Bulgaristan çağrılmıştı turnuvaya).. 2002 Dünya basketbol şampiyonasının konaklama masraflarını da zaten Ginobili kendi cebinden karşılamıştı.. Herkes final maçında nasıl katledildiklerini alenen görmüştü(95 eurobasket finali faciasıyla eşdeğer).. "don't cry for me Argentina" şarkısı eşliğinde final maçından sonra hüngür hüngür ağlamıştı herkes ve kaybettikleri için değil, hakları yenildiği için..

  2. EREN - 29/08/2016

    Mükemmel bir yazı olmuş. Ünlü basketbolcu Ginobilinin yaşamı güzel cümlelerle ve arada resimlerle sıkmadan güzel bir şeklinde anlatılmış. Yazıda bir tane bile anlatım bozukluğu veya noktalama hatası yok. Hazırlayanın emeğine ve ellerine sağlık diyorum ve yeni yazılarını merakla bekliyorum. ..

  3. İBFK - 30/08/2016

    Çok güzel olmuş

  4. Leandro Damiao - 30/08/2016

    Manu'nun yaşamı ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Tebrikler

  5. Gigi - 24/09/2016

    Zach Lowe'ın (ESPN Senior Writer) Manu Ginobili hakkında yazdığı yazıdan güzel bir çeviri yapmış yazar arkadaş, tebrik etmek gerekir.

  6. Fatih - 19/03/2017

    Muthis yazi. Elinize saglik

  7. Erdem - 16/01/2018

    Çok güzel bir yazıydı, keyifle okudum. Muazzam emek harcadığı her yerinden belli oluyor. Yazarın ellerine sağlık, tebrik ederim...

Bir yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir