Yeni sezon, aynı yapı, aynı hedef…

Fenerbahçe, Zeljko Obradovic’in göreve geldiği 2013 yılından beri her sezon başarısını bir üst noktaya taşıyarak yoluna devam ediyor. Obradovic’in ilk sezonunda Cumhurbaşkanlığı Kupası ve Türkiye Ligi şampiyonluğu yaşayan sarı lacivertliler, Euroleague’de umduğunu bulamamış ve Top 16’da turnuvaya veda etmişti. 2014/15 sezonunda yenilenen kadrosuyla Euroleague’de harika işler yapan ve tarihinde ilk kez Final Four’a yükselme başarısı gösteren Fenerbahçe, Final Four’da ev sahibi Real Madrid’e yarı finalde kaybetmiş, devamında da yerel ligde -o yıl şampiyonluğa ulaşacak olan- Pınar Karşıyaka’ya playoff yarı finalinde boyun eğmişti. Bir sonraki sezona girilirken Fenerbahçe bir kez daha kadrosunu büyük ölçüde değiştirmiş, bambaşka bir yapı ve oyun düzeniyle sezona başlamıştı. Kulüp tarihinin Avrupa’daki en büyük başarısına imza atan kadro dağılmasına rağmen 2015/16 model Fenerbahçe, Türkiye Kupası ve BSL şampiyonluğunun yanı sıra Euroleague Finali oynayarak kulüp tarihine geçmiş, Avrupa şampiyonluğunu da bir ribaund ile kaçırmıştı.

during Turkish Airlines Euroleague Final Four Berlin 2016 Semifinal 1 Fenerbahce Istanbul v Laboral Kutxa Vitoria Gasteiz at Mercedez Benz Arena on May 13, 2016 in Berlin, Germany.

during Turkish Airlines Euroleague Final Four Berlin 2016 Semifinal 1 Fenerbahce Istanbul v Laboral Kutxa Vitoria Gasteiz at Mercedez Benz Arena on May 13, 2016 in Berlin, Germany.

NBA’de toplam maaş sınırının arttırılması dolayısıyla rol oyuncularına dahi inanılmaz paralar ödeyebilen NBA takımları, bu yaz birçok Avrupa ekibinin canını yaktı. Euroleague ekipleri, ellerindeki yıldız oyuncuları kaybettikleri gibi transfer hedefi olarak belirledikleri çoğu ismi de basketbolun en büyük organizasyonu NBA’e kaptırdı. Hal böyleyken Fenerbahçe’nin kontratı biten ya da NBA çıkışı olan yıldız isimleri için de ABD yolu açık gibi gözüküyordu. Takımın temel taşları Ekpe Udoh, Bogdan Bogdanovic, Jan Vesely gibi isimlerden bir ya da birkaçı ayrılsa, Fenerbahçe bir kez daha “sil baştan” yapmak zorunda kalabilirdi. Neyse ki kulüp, sponsoru olmamasına rağmen, sınırlarını zorladı, oyuncular da belli fedakarlıklar yaparak takımda kaldı ve geçtiğimiz sezonun büyük kısmını domine eden kadro korundu. Fenerbahçe, Zeljko Obradovic döneminde ilk kez oturmuş kadro ve yapısını bir sonraki yıla taşıyarak sezona başlayacak. Açıkça söylemem gerekirse, piyasa şartlarını göz önünde bulundurarak, bunun mümkün olabileceğini hiç düşünmüyordum. Kadroyu koruyabilmek bile Fenerbahçe adına başlı başına harika bir iş.

Gelenler/gidenler

Kadroyu korumaktan bahsetmişken yapılan eklemeler ve takımdan ayrılanlara değinelim. Geçtiğimiz yıl Euroleague Finali oynayan kadrodan ayrılan tek isim, bir önceki sene yaşadığı ağır sakatlığın etkilerini hissettiği için tam anlamıyla takıma adapte olamayan Ricky Hickman. Sözleşmesi sona eren tecrübeli oyuncuyla yollar ayrıldı. Hickman, yeni sezonda EA7 Milano forması giyecek. Geçen yıl Fenerbahçe forması giymeseler de sarı lacivertlilerin oyuncusu olan Kenan Sipahi ve Emir Preldzic de takımdan ayrılan diğer isimler. Kenan yeni sezonda Beşiktaş Sompo Japan, Preldzic de Galatasaray Odeabank için ter dökecek.

Sarı lacivertliler, kadrosuna iki takviye yaptı. Önceki sezon İtalya Ligi’nde Avellino forması giyen ve normal sezonun en değerli oyuncusu seçilen James Nunnally ile Anadolu Efes forması giyen genç pivot Ahmet Düverioğlu, yeni sezonda Fenerbahçe formasını terletecek.

Yeniler ne katar?

Öncelikle belirtmek gerek ki Fenerbahçe kendisini başarıya taşıyan ana parçalarını bünyesinde tutabildiği için takımın yapısını radikal şekilde değiştirecek bir ekleme yapmadı. Nunnally ve Ahmet’e, ilk etapta kadroya derinlik katabilmek, yoğun fikstür nedeniyle artacak fiziksel ve mental yorgunluğu kabul edilebilir seviyede tutabilmek için yapılmış transferler olarak bakmak gerek.

23 yaşındaki Ahmet Düverioğlu, 2,08 boyunda ve “kalın” bir pivot. Genç oyuncu geçen sene Anadolu Efes’te zaman zaman rotasyonda kendine yer bulmuş, kısa sürelerde sertlik getirmek için kullanılmıştı. Fenerbahçe’deki rolünün de bundan fazlası olacağını zannetmiyorum. Yukarıda “kalın” kısmının altını çizme sebebim biraz da Jan Vesely. Udoh ve Vesely, yan yana uzun süreler sahada kalsalar bile pivot rotasyonunda da birbirini dinlendiren oyuncular olarak kullanılıyorlar. Vesely’nin pivot oynadığı dakikalarda, kalıplı, gücüyle oynayan beş numaraları savunmak konusunda zorlandığına geçmişte şahit olduk (Colton Iverson, Mirza Begic vs…). Ahmet, en azından Basketbol Süper Ligi’nde, sadece o tip pivotların arkasında sağlam durup Vesely’nin ekstra yıpranmasını önleyebilse bile Fenerbahçe’ye gerekli katkıyı sağlamış olur. Hücumu sınırlı olsa da savunmada yapacağı sertlik ve mücadeleyle kendine kısa süreler yer bulabilir.

26 yaşında, iki metre boyundaki ABDli kısa forvet James Nunnally ise biraz daha stratejik bir ekleme. Bireysel özelliklerinden en dikkat çekeni, harika bir şutör olması ve şutu elinden çok çabuk çıkartması. “ABDli skorer” denince akla ilk gelen kalıbın aksine Nunnally, topu elinde çok fazla tutup bol bol bire bir oynayan bir forvet değil. Sistem içinde kalıp, pozisyonun kendine gelmesini beklemeyi bilen, boy avantajı olduğunda alçak postta sırtı dönük oynayabilen, hazırlanan pozisyonu bitirdiğinde daha verimli olan bir oyuncu. Dolayısıyla Fenerbahçe’nin top paylaşımı, doğru alan paylaşımı ve ekstra pas temelli hücumuna adapte olmaması için hiçbir sebep yok. Bire bir savunmasının iyi olmadığını söyleyebiliriz. Gel gelelim Dixon, Datome gibi isimler için de aynı şeyler geçerliydi. Gerekli gayreti gösterdiği sürece bu alanda da kendini geliştirme şansı var. Obradovic gibi bireysel gelişime inanan ve bunu sağlayabilen bir koçla çalışacağını unutmamak gerek.

Nunnally’nin kısa rotasyonuna katılması, Nikola Kalinic’i dört numaraya çekebilmek için önemli. Geçtiğimiz sezon Zeljko Obradovic, atlet ve hareketli dört numaralara karşı Pero Antic’i kullanamadığında Kalinic’i uzun rotasyonuna eklemiş, Luigi Datome’yi ise uzun süreler sahada tutmak zorunda kalmıştı. Artık kenarda Nunnally’nin oluşu, Koç Obradovic’in elini bu konuda rahatlatacak. İsterse Nunnally-Datome ikilisini aynı anda da sahada tutabileceği için, Fenerbahçe’nin 2-3-4 numara rotasyonunda ciddi bir ferahlama olacak. Ayrıca sahada ekstradan bir keskin şutör daha bulundurabilmek, tepe ikili oyunları veya penetreler için daha çok alan açabilme imkanı da sağlayacak.

Fenerbahçe Basketbol (@FBBasketbol)

Fenerbahçe Basketbol (@FBBasketbol)

Üç dört numara rotasyonundaki ferahlamadan bahsetmişken Egehan Arna’ya bir parantez açmadan geçmemek gerek. Hazırlık maçlarında Egehan ciddi süreler buldu ve özellikle hücum tarafında çok iyi sinyaller verdi. Hazırlık maçları elbette net bir ölçü değil ancak Zeljko Obradovic’in onun üzerine düştüğü kesin ve artık yavaş yavaş “genç çocuk” kalıbından çıkıp “rotasyonu zorlayan oyuncu” olma şansı var. Euroleague deplasmanlarının dönüşlerinde Datome’nin dinlendirildiği BSL maçları olursa -ki bence her oyuncu için bu tip dinlendirmeler olacak- Egehan rekabetçi maçlarda da süre alabilir. Öz güvenini oturtması ve kendini kanıtlaması için çok önemli bir fırsata dönüşebilir bu sezon. Yakından takip etmekte fayda var.

Oyun yapısı

Fenerbahçe’nin ne oynadığını artık az çok herkes biliyor. Bir araya getirildiğinde kafalarda birçok soru işareti uyandıran bu kadro, geçen sezon başında dile getirilen endişelerin tamamına cevap verebilmiş, tüm Avrupa’nın en iyi basketbol oynayan iki ekibinden biri olmuştu. Burada aslan payı elbette Koç Obradovic’in. İlk bakışta birbirini tamamlamıyor gibi görünen oyuncuların neredeyse tüm zaaflarını gizleyebilen öyle bir yapı kurdu ki Obradovic, takım kimyası da oturunca sadece mücadelesi ve karakteriyle değil, oynadığı göze hoş gelen basketbolla da övgüler alan bir takıma dönüştü Fenerbahçe. Bu seneki en büyük avantaj ise aynı yapı ve oyuncu grubuyla devam edebilmek. Bir şeylere sıfırdan başlamak yerine, zaten işleyen düzeni daha da iyi hale getirip eksikleri tamamlamaya odaklanabilecek sarı lacivertliler.

Fenerbahçe, ilk hazırlık maçı olan Unicaja Malaga karşılaşmasından itibaren gösterdi ki hücum tarafında hala “otomatik pilotta” oynayabiliyor. Geçtiğimiz sezon kurulan düzenin devam etmesinin, oturmuş rollerin ve benimsenmiş felsefenin avantajıyla oyuncular çok rahat hissediyor ve artık düşünmeden oynuyor. Yerleşmiş alışkanlıklarla oynayabilmek, doğru kararları daha hızlı verebilmenizi ve rakibinizin bir adım önüne geçmenizi sağlar. Fenerbahçe bu lükse sahip. Obradovic kuşkusuz ki yüksek set temposuyla rakibin savunma dengesini bozup ekstra paslarla en uygun atışı kovalayan düzeni bu yıl da devam ettirmek isteyecek.

Hücum tarafıyla ilgili ne kadar övgü alırsa alsın, Fenerbahçe kendini savunmasıyla tanımlayan bir ekip. Boy, kol uzunluğu ve hareketliliğe dayalı üst düzey savunması, Fenerbahçe’yi başarılı kılan bir numaralı faktör. O savunmanın da temel taşları Udoh-Vesely ikilisi. Fenerbahçe kısaları toplu oyuncuya baskı yaparken bire bir yenilse bile, hücumcuyu ikiz kulelerden birinin üzerine sürmesi, atışı bozmak için yeterli oluyor. Rakip takım dört dışarıda oynasa bile iki çember savunucusunun birine mutlaka takılıyorsunuz. Devamında rotasyon da hızlı şekilde yapıldığında geriye ribaundu almak kalıyor. Ayrıca Udoh ve Vesely, gerektiğinde kısaların karşısında da kalabildiği için, rakibin ikili oyun opsiyonlarını da ciddi şekilde kısıtlıyor. Örneğin, Fenerbahçe genellikle hücumun son 8 saniyesine girildiğinde rakibin oynadığı her ikili oyunda adam değiştirip, içeri devrilen uzunu önden savunup top aldırmayarak kısa oyuncuyu zorlama bir atışa sürüklüyor. Elit seviyede çember ve boyalı alan savunup üzerine bir de bu katkıyı verebilen uzun sayısı çok çok az Avrupa’da.

Fenerbahçe Basketbol (@FBBasketbol)

Fenerbahçe Basketbol (@FBBasketbol)

Ülkemizin çifte kupalı şampiyonuyla ilgili göze çarpan ilk eksiklik hala delicilik. Günümüzde toplu oyuncuya ve pas kanallarına baskı yaparak rakibi hataya zorlamak sık denenen bir strateji ve bunu kırmanın en kestirme yolu da bire birde savunmacısını geçip potaya gidebilen kısalara sahip olmak. Bana göre Fenerbahçe kısalarının hiçbiri iyi penetreci değil. Dolayısıyla yukarıda bahsettiğim baskılı savunmayı iyi yapabilen rakiplere karşı zorlanma ihtimali -tıpkı geçen yılki gibi- mevcut. Elbette o savunmayı geçmenin alternatif yolları da var. “Pasla delmek” bunlardan biri. Topsuz hareket ederek topu pasla boyalı alana ya da yüksek posta sokup oradan ikincil tehditler yaratmayı Fenerbahçe zaten kullanmaktaydı. Bir ikinci seçenek ise ikili oyun sonrası kısa devrilen oyuncuyu kullanmak. Hazırlık döneminde Ekpe Udoh, bu tip pozisyonlarda verdiği harika kararlar ve paslarla Fenerbahçe hücumuna inanılmaz bir boyut kattı. Ekpe’nin pas açılarıyla arası her zaman iyiydi, yakın/orta mesafe şut tehdidi olduğunu zaten biliyoruz ama topu yere vurarak potaya gidişleri de bu repertuvara eklemiş gibi göründü ve bunu istikrarlı şekilde yapmaya devam edebilirse, baskı altında hücum ettiği dönemlerde Fenerbahçe’nin elini fazlasıyla güçlendirir.

Fenerbahçe hiç şüphesiz Avrupa’nın en iyi savunma yapan takımlarından biriydi. Ancak geçen yıl Final Four’da, hem Laboral hem CSKA Moskova maçında, topsuz cut yapan oyuncuyu kovalamadığı için büyük sorun yaşadı ve kolay turnikeler yedi sarı lacivertliler. Topsuz oyuncu savunurken yardıma konsantre olup adamını kaçırmak problem olmuştu. Tüm sezona yayılmış bir eksiklik olarak nitelendirilemezse de sezonun en önemli iki maçında takımın başına dert açan bu konu dikkatimi çekmişti. Zeljko Obradovic mutlaka o maçların ardından gerekli uyarıları yapmış, önlemleri almıştır. Bu departmanda da Fenerbahçe’nin gelişim kaydedeceği düşüncesindeyim.

Öne çıkabilecek bireysel performanslar

Fenerbahçe, savunmada da hücumda da sorumlulukları paylaşıp çok iyi yardımlaşan bir ekip olduğu için her maçta farklı oyuncular yıldızlaşabiliyor. Obradovic’in takımının en önemli artılarından biri bu. Yine de Bogdan Bogdanovic ve Ekpe Udoh’un, Fenerbahçe’nin ulaşabileceği maksimum noktaya çıkabilmesi için kilit oyuncular olduğunu düşünüyorum. Bu tespit elbette kimse için sürpriz olmamalı, keza bu iki oyuncu takımın temel taşlarının başında geliyor. Ancak bu yıl performansını artıracağını tahmin ettiğim iki oyuncu var.

1- Kostas Sloukas

Geçtiğimiz sezonun başında Olympiacos’tan gelen oyun kurucu, üst üste yaşadığı sakatlıklar nedeniyle sezonun ilk kısmında istediği performansı sergileyememiş, sezon ortasından itibaren kendine gelebilmişti. Bu yıla sağlıklı şekilde başlayan Sloukas, hazırlık maçlarında iyi göründü. Olympiacos’tan ayrılırken daha büyük bir rol hayali kuran Yunan oyuncu, sakatlık yaşamazsa geçen yıla göre daha iyi olacak ve tıpkı geçen sezonun son bölümündeki gibi öne çıkacaktır. Açıkçası takıma katıldığı ilk andan beri beni fazlasıyla heyecanlandıran Sloukas-Vesely ikili oyunlarını geçen sene çok az kullanabildi Fenerbahçe. Bu yıl, o ikiliden daha fazla ikili oyun ve alley oop görmeyi umut ediyorum.

2- Nikola Kalinic

Modern basketbol, değişen basketbol, oyunun evrildiği nokta ya da adına ne derseniz deyin, günümüzde ayakları çabuk, atlet, birden çok pozisyonu savunabilen, sert, ribaund alabilen forvetlerin değeri fazlasıyla arttı. Nikola Kalinic de bu tanıma uyan bir oyuncu. Transfer edildiğinde kendisi için ödenen bonservis ücreti eleştirilmiş, (eleştirenlerden biri de benim) sezonun büyük bölümünde takımın bir parçası olamamış gibi görünse de Real Madrid serisinden itibaren aslında bu takım için ne kadar kıymetli olabileceğini göstermişti. James Nunnally’nin takıma katılmasıyla birlikte dört numaradan alacağı sürenin artacağını tahmin ettiğim Kalinic’in, bu yıl uyum ve öz güven sorununu atlatacağını, performansını da sezon geneline yayabileceğini düşünüyorum. Önceki yıl Vesely’nin sakat olduğu dönemde gösterdiği mücadele ve konsantrasyonun üzerine azıcık da üç sayı istikrarı ekleyebilirse sezon bittiğinde akıllarda ne bonservis kalır ne de geçen yılki eleştirilen performansı.

Bir küçük tavsiye

Fenerbahçe’nin hedefi, yarıştığı tüm kulvarlarda şampiyon olmak. Bunu gerçekleştirebilecek kalite, tecrübe ve zihinsel güce sahip olduklarını geçtiğimiz sezon kanıtladılar ancak değişen Euroleague formatı sonrası maç takvimi iyiden iyiye sıkıştı. Hatta NBA’dekine benzer deplasman turları bile olacak. Avrupa basketbolunun önemli cazibe merkezlerinden biri haline gelen Türkiye’nin yerel turnuvaları da hayli zorlu. Bu sebeple arada “iş kazaları” birkaç sürpriz mağlubiyet olabilir. Final Four’un İstanbul’da yapılacak olması sebebiyle, sosyal medyadan görebildiğim kadarıyla, “Tamam bitti bu iş verin kupamızı” havasına çok çabuk girildi. Fenerbahçe taraftarı için bu sağlıklı bir şey değil. Bu şartlanma, hatta ilerisine gidip küçümseme, takımın üzerinde ekstra baskı yaratabileceği gibi bahsettiğim bazı sürpriz sonuçlara da gereksiz büyük tepkiler verilmesine, motivasyon kaybına neden olabilir. Tıpkı geçen sezon olduğu gibi maç maç düşünmek daha hayırlı olacaktır. Takımın rehavet gibi bir sorun yaşayacağını zannetmiyorum ama “tribündeki rehavet” belki oyuncularınki kadar tehlikeli ve olumsuz bir şeye dönüşebilir.

 

Volkan Yeğin

Website:

2 Comments

  1. Arif Çakır - 06/10/2016

    Mükemmel bir analiz,roman tadında okudum.Teşekkürler

  2. beyaz golge - 06/10/2016

    FB de delici kisa yok fikrinize katilmiyorum.Belki soyle deseydiniz daha dogru olurdu,kisalar eskiye gore son gorunumde daha iyi delici ozellige sahipler. Dunku macta Sloukas ozellikle Efes savunmasini iceri defalarca girerek ya asist yapti veya sayi uretti.Genc Berk bile savunmanin iki kez dengesini bozup kisa surede iki asist yapti.Daha cok yapmalari bir beklentidir,buna katilirim.

Bir yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir