Twitter’da veya bazı “kanaat önderleri”nin internet sitelerinde genç oyuncuların oynatılması konusuna hep aynı yönden bakılıyor: ”Kahrolası koçlar, genç oyuncuların oynamasını engelliyor, çocuklarımızın geleceğini çalıyor.”

Olaya biraz ters açıdan bakmanın zamanı geldiğini düşünüyorum. Koçlardan ne bekliyoruz? Sürekli başarılı olmalarını, bütçe içinde kalmalarını ve gençleri geliştirip durmaksızın oynatmalarını. Bunlar içerisinde birbiriyle çelişen noktalar var.

Genç oyuncuların tecrübeli oyuncular kadar iyi olmadıklarını biliyoruz, zaten o sebeple oynayarak gelişmelerini istiyoruz. Özetle koçlardan o an için daha kötü olan oyuncuları oynatıp, maç kazanmaya devam etmelerini bekliyoruz.

Efsane dizi Lost’ta Sawyer’ın sürekli kullandığı bir söz vardır: “Everyman for himself”. Kahramanımız burada herkesin önce kendisi için en iyi olanı yapmasının normal olduğundan bahsediyor. Kendinizi herhangi bir koçun yerine koyun; David Blatt, Orhun Ene, Zeljko Obradovic, Ufuk Sarıca, Ergin Ataman, Velimir Perasovic, Nenad Markovic… Siz kendinizi onların yerine koyduğunuzda maçları kazanarak koltuğunuzu korumayı mı yoksa belki de bir sezon sonra NBA Draft’ına katılarak sizin sağladığınız gelişim ile NBA yolunu tutacak bir genci geliştirmeyi mi tercih edersiniz?

Peki ya gençler, verilen büyük kontratlar ve edindikleri menajerlik ilişkileri sonrası kendilerini garantide hissedip gelişimlerini durduruyorsa? Oynamadan da paramı alıyorum, nasılsa cebimde beş yıldan x liralık kontrat var ve hayatım kurtuldu diye bakıyorsa? Unutmayın, 18 – 21 yaş aralığındaki insanlardan bahsediyoruz.

Spor Toto Basketbol Süper Ligi için Avrupa’nın en iyi ligi diyoruz. Burası neden Avrupa’nın en iyi ligi? Çünkü Avrupa’nın en pahalı ligi. Oyuncu kontratları bakımından Avrupa ortalamasına fark atıyoruz. Peki siz genç bir oyuncu olsanız burada alacağınız büyük kontratı mı tercih edersiniz yoksa gelişiminizi tamamlamak için size önerilenin dörtte biri kadar bir maaşa İtalya, Almanya, Fransa liglerinin yolunu tutmayı mı?

Alın size yeni bir açmaz:

Genç kardeşim, Galatasaray Odeabank’ta, Fenerbahçe’de, Pınar Karşıyaka’da süre bulamıyor musun? Emin ol sana o süreyi Varese, Trento, Dinamo Sassari verebilir. Peki sen daha düşük bir ücretle oraya gider misin? Siz olsanız gider misiniz?

Bu denklemi bozacak bir kurum var esasında ve bozmak için de bazı hamleler yaptılar ancak yeterince cesaretli olamadılar. Türkiye Basketbol Federasyonu’ndan bahsediyorum.

”Gençlere, Türklere hiç değer vermiyor, gençlerden adeta nefret ediyor” diyerek itham edilen Ufuk Sarıca’nın Pınar Karşıyaka’sı, geçtiğimiz yıl Türk oyuncu oynatma teşviğinden en çok yararlanan takım oldu. Aldığı teşvik, bugünün kuruyla 190.000 USD bile değil. Tekrar ediyorum, tüm ligde en çok teşvik alan Pınar Karşıyaka’nın kazandığı ücret sadece bu kadar.

Bu mebla Fenerbahçe için, Anadolu Efes için, Darüşşafaka Doğuş hatta Banvit, Pınar Karşıyaka, Beşiktaş Sompo Japan için önemli bir para mı? Hangisi için oyuncusunun kalitesini bir tık öteye taşıyabilecek bir miktar?

Türkiye Basketbol Federasyonu, maddi olarak güçlü, bunu hepimiz biliyoruz. Teşvikleri üç dört beş katına çıkarabilecek güçleri var.

Örneğin; Muratbey Uşak, alabileceği teşviğin 600.000 USD olduğunu bilse ne yapar eder genç oyuncuları sahaya sürer. Uşak’ta, Karşıyaka’da, Trabzon’da, Girseun’da, Ankara’da daha fazla genç oyuncuyu sahada görme şansımız olur. Kabul ediyorum federasyon için masraflı olur ama federasyonun ana amaçlarından birisi uzun vadede Türk Milli Basketbol Takımı’nın başarı sürekliliğini sağlamaksa bunu yapabilir.

Böyle büyük teşviklerin olması halinde takımlar da koçlar ile yaptıkları kontratlara bu konu ile ilgili bir bonus maddesi koyar ve koçlar da oyuncuları daha büyük bir motivasyonla sahaya atar. Bu şartlarda dahi oynayamayan genç oyuncu da bu lig için yeterince iyi olmadığının farkına varır ve daha az rekabetçi bir ligde şansını dener.

Ne dersiniz? Denemeye değmez mi?

Can Uluğtekin

Website:

24 Comments

  1. eblek - 18/11/2016

    yazıya genel olarak katılıyorum. ortada çok basit bir gerçek var. genç oyuncular (doğal olarak) bulunduğu takıma hemen katkı verebilecek düzeyde değiller çünkü gelişimlerinin başındalar. kariyerlerini sekteye uğratmak istemeyen koçlar tarafından da doğal olarak sahaya sürülmüyorlar. bir koçun idealist ve (eğer türkse) milliyetçi davranıp kariyerinden önce ülke basketbolunu düşünmesini beklemek maalesef saflıktan başka bi şey değil. bunu yapan koç benim saygımı fazlasıyla kazanır ama yapmayana laf etmek de tamamen boşa kürek çekmek. bunun en akla yatkın çözümü yazıda bahsedildiği gibi teşvik priminden geçiyor bana göre. şu anki verilen paralar düşük bütçeli takımları heyecanlandırmaktan çok uzak. tamamen tbf'nin dostlar alışverişte görsün diye yaptığı bir uygulama. 22 yaş ve altı(nba draftına katılabilecek) oyuncuları oynatan takımlara yüklü miktarda ödeme vaadedilse, eğer küme düşerse bu paranın yarısı ödense, playoff yaparsa 1.5 katı, yarı final oynarsa 2 katı vs. şeklinde sağlam bir gelir oluştursa ligin alt takımları adeta ncaa takımlarına dönüşürdü. bu takımların maçlarında 4. sınıf amerkalılar ve 3. sınıf avrupalılar yerine defalarca avrupa şampiyonu olmuş 95-96-97 jenerasyonlarını seyrederdik.

    1. Can Uluğtekin - 19/11/2016

      Takımların başarısına göre teşvik primini artırmak çok iyi bir fikir bence de. Doğrusu aklıma gelmemişti. Selamlar.

  2. reggie31 - 18/11/2016

    Sayın Can Uluğtekin'e bundan iki sene önceki yazılarını hatırlatmayı kendime borç bilirim. Buyursun kendi özeleştirisini kendi yazıları üzerinden yapsın. Ben kendi özeleştirimi yaptım fakat Can Uluğtekin bu köşe yazısını yazdığına göre anlaşılan zaman bulamamış.. İyi çalışmalar http://trendbasket.net/41-50/ http://trendbasket.net/32dk-200-000-usd-ise-8dk/

    1. Can Uluğtekin - 19/11/2016

      Selamlar, öncelikle bu derece dikkat ve ilgiyle takip ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Şunu belirtmekte fayda var: En üst seviyedeki Türk oyuncu sayısında bir artış olmadığı için o alanda fiyatlar düşmedi; ancak ortalama bütçe ile mücadele eden Türk takımlarının Türk oyunculara verdikleri ücretler son iki senede dolar bazında hissedilir ölçüde azaldı. Bu arada daha az bütçeli takımlar yabancı kuralı değiştikten sonra yarı finaller hatta şampiyonluk gördü. Takip etmeye devam edin lütfen, sizinle fikir alışverişinde bulunmak keyifli oluyor.

  3. Realist - 18/11/2016

    Yazınız güzel ancak eksik olduğunu düşünmekteyim. Şöyle ki yazıda koçların ve mevcut şartlarda genç oyuncuların durmuş olduğu noktadan durum anlatılmış... Bunlar realiteler olarak önümüzde, ya bunları olduğu gibi kabul eder sonuçlarna da sızlanmadan katlanırız, ki şahsen bunu doğru bulmuyorum, yada camiadaki diğer unsurların görüşleri de samimiyetle göz önüne alınarak gelecekte daha sağlam temeller üzerinde basketbolumuz seyircisi, kulüpleri ve yönetimi ile ülkemizin ve kıtanın göz bebeği olur.... Mevcut şartları ve gençlerin içinde bulunduğu çıkmazı ne adı geçen koçlar ne de gençler yaratmıştır. Bu ortamın yaratıcıları karar alıcılar(TBF), işin maddi boyutunu üstlenenler (sponsorlar) ve pastadan pay kapmaya çalışanlardır (manejerler/koçlar/aileler). Kamuoyu her zaman doyumsuz bir şekilde başarı beklemektedir. Bu başarı Milli Takımlar özellikle de A Takım seviyesinde her zaman için önceliklidir. Kulüplerdeki başarı kamuoyu gözünde her zaman ikinci sırada yer almıştır. Kamuoyunun dikkatini çeken ve heycanlandıran yerli oyuncuların ön plana çıkması veya en azından başarıda önemli roller üstlenmeleridir... Bu şekildeki başarı hangi spor branşı olursa olsun o branşa olan ilgiyi artırır ve dolayısı ile ilgili sporun pazarını büyütür... Kamuoyu çok iyi bilmektedir ki herhangi bir sebeple kaynakların azalması yabancıların başka ülkelerdeki kulüpleri tercih etmesi ile sonuçlanacaktır, ve bunu bir nevi satın alınmış başarı gibi algılamakta, içselleştirememektedir. Bu noktada karar alıcılar ve basketbolun geleceğini düşünüp gönül verenler tüm unsurları göz önünde bulundurup öncelikle ülke gençliğinin yetişmesi , sonra sponsorların, yabancı oyuncuların ve yabancı koçların öncelikleri ve menfaatlerinin korunup, bir arada tutulacağı bir sistemi yaratmaları gereklidir diye düşünmekteyim. Makaledeki yaklaşımda eksik gordüğüm nokta özetle şu, madem ki şartlar böyle, öyle ise iddialı koçların ve genç oyuncuların tutumları da mevcut şartlar ile anlaşılabilirdir . Bu yaklaşım çözüm değil daha büyük bir hayal kırıklığıdır... Her ülke kendi şartlarına göre önceliklerini ön planda tutan bir sistem yaratmıştır veya bunun uğraşı içerisinde olmuştur.... Peki bizim olmazsa olmaz öncelikli hedefimiz nedir?

    1. Can Uluğtekin - 19/11/2016

      Yorumunuz için teşekkür ederim. Biz derken taraftarları kastediyorsak bence taraftarın beklentisi de kulübünün en üst seviyede başarılı olmasıdır. Milli takım düzeyinde de en üst seviyede başarı hedeflenmekte. Bu durumda bu ikisi arasındaki ilişkiyi düzenlemek yine TBF'ye düşüyor.

      1. Realist - 19/11/2016

        Sn Uluğtekin biz derken kesinlikle kulüp taraftarlarını kast etmemiştim. Tabii ki bir kulübün başarısı taraftarını mutlu edecektir ancak benim işaret ettiğim basketbol camiamızdır. Şöyle ki camianın önemli unsurlarından olan sponsorlar ve karar alıcılar (TBF ve kulüpler) bu ülkenin kaynaklarını kullanıyorlar ve aslında tüm ülkeye karşı sorumlulukları olduğu gerçeğine dikkat çekmek istedim.... Mevcut sistemde harcanan onca kaynakla üst düzey oyuncu yetiştiremiyoruz, kulüp takımlarımızda yerli oyuncularımız bir iki istisna dışında şanslı iseler yan rollerde oynayabiliyorlar, buna bağlı olarak A Milli Takım seviyesinde durum hiç te iyi görünmemekte. Peki ülkenin bu kaynakları harcanırken öncelikli hedefimiz nedir? Ya da mevcut şartlarla ve ülkenin harcanan onca kaynağı ile neyi hedefliyoruz? Sanırım düşüncemi şimdi daha açık bir şekilde ifade edebilmişimdir....

  4. beşiktaşlı - 18/11/2016

    işin en ironik yanını kimse görmüyor sanırım. TÜRKİYE basketbol süper liginde dikkat edin TÜRKİYE basketbol süper liginde TÜRK oyuncu oynatılsın diye teşvik primi veriliyor.

    1. Can Uluğtekin - 19/11/2016

      Doğru bir tespit; ancak Amerikalı oyuncuların tüm kıtadaki dominasyonu sebebiyle bu kaçınılmaz.

      1. beşiktaşlı - 19/11/2016

        amerikalı oyuncuların tüm kıtada dominasyonu diye birşey söz konusu değil lütfen avrupa liglerini tekrar inceleyin türkiyeden başka tüm ülkelerde kıta dışı sınırlaması var.

  5. beşiktaşlı - 19/11/2016

    can bey türkiye avrupa birliğine girdi de ben mi duymadım ? genç oyuncuları paragöz yaptınız çıktınız.sizce genç oyuncular parası az olduğu için mi Varese, Trento, Dinamo Sassar i gibi takımlara gitmiyor? yoksa biz ab üyesi olmadığımız için bu ülkelerde yabancı statüsünde oynayacaklarından dolayı mı bu takımlara gitmiyolar gidemiyorlar? siz bir kulüp yöneticisi olsanız kendi ülkesinde oynamayan türk oyuncuları alıp yabancı kontenjanınızı harcarmısınız?şu an avrupada oynayan türkiyeden gitmiş tek oyuncu engin atsür o da almanya vatandaşı da olduğundan.iş sizin dediğiniz gibi para değil ab üyesi değiliz.şimdi hadi bir beyin fırtınası yapalım.bsl avrupanın en iyi 2 liginden biri (bence maddi olarak yüksek kalite olarak vasat) ve üst düzey yabancı oyuncular burada oynar.tbl yabancılardan dolayı bsl de süre bulamayan gençlik yaşını geçmiş emeklilk yaşı gelmiş oyuncularla dolu(reha öz diye bir oyuncu tbl çok rekabetçi gençlere göre değil demişti) avrupaya da gidemiyorlar.sadece 2. ve 3.lig kaldı.kısaca gençler ya buralarda oynayın yada basketbol oynamayın çağrısında bulunun daha dürüstçe olur sizin görüşlerinize göre.

    1. mulagogo - 22/11/2016

      Cok hizli bir sekilde globallesen , rakabetin her gun arttigi , vasat olanin , az calisanin elendigi bir dunya duzeninde , dunya realitelerini goz ardi ederek Turk oyunculara sans verilmiyor demek , sahsimca cok sig bir yaklasim . Kabul etmemiz gereken bir gercek var ki , altyapilarda firtinalar estiren genclerimiz , bu basalarini A takimlar duzeyine cikartamiyorlar. Az bucuk altyapilarda basketbol oynamis herkes A takimlarda seviyenin bambaska bir boyutta oldugunu bilir. Sahip oldugunuz yetenekler altyapilar icin ne kadar olaganustu de olsa , profesyonel oyunculari kesmenizin tek yolu fiziksel ve mental olarak sahip olduklarinizin cok ustune koymaktan gecer. Size verilecek surenin az oldugunu bilirsiniz ancak verilecek o kisa surede gerek savunma gerekse hucumda sizden farkililik yaratmaniz beklenir. Bu yabanci sinirlamasi oldugu donemlerde de boyleydi , kural degistikten sonra da boyle. Avrupa'da altyapilarda firtinalar estirip , bu basarilarini ust yapilara tasiyamayan onlarca oyuncu vardir ki bunlarin icinde Hirvat Josip Sesar en aklimda kalandir. Gelecegin Petrovici olarak anilirken kariyeri boyunca hep siradan bir oyuncu olarak kalmistir. Kenan Sipahi , Furkan Korkmaz , Okben Ulubay , keza bu sene Emircan Kosut , Dogus Ozdemiroglu gibi genc isimlerin ziyadesi ile sure aldiklarini dusunuyorum . Onlarda beklenilen basketbollarini farkli bir noktaya evirmeleridir. Cedi Osman 2013 yasindan beri Efes formasi giyiyor . Ben Cediyi benche makhum eden bir coach veya onu kesebilen bir yabanci hatirlamiyorum . Kisisel kanaatim oyuncularimizin probleminin mental oldugu yonunde . Okben bu sene bu problemi asmaya basladigini yavas yavas bizlere gosteriyor . Ben oldum modundan var olmak icin " Daha cok calismam" ," Farkililik yaratmam gerekiyor " moduna gecis yaptigini dusunuyorum. Altyapilarda oyuncularimizi bu dusunce ile yogurup olgunlastirdigimiz gun bu problemleri konusmuyor olacagimiz kisisel kanaatimdir.

      1. eblek - 22/11/2016

        genç oyuncular a takımda yeni yeni süre bulmaya başladıklarında hatalarını tolere edebilecek bir yönetim ve koç şart. cedi osman çok hızlı gelişim gösterebilmesiyle bir istisna, her oyuncudan bunu beklerkse sonuç bu oluyor. ayrıca ivkoviç döneminde olmasaydı o süreleri yine de bulamaz bu haline gelemzdi diye düşünüyorum. örnek bu hafta banvit-efes maçını seyrettiyseniz furkan ilk yarıda oyuna girdiğinde gayet istekliydi. sayı atmadı ama her topa elini soktu, riboundlara girdi. ama başabaş giden maçta 5 dk sonra oyundan alındı, bir daha da sokmadı perasoviç. çünkü genç oyuncuyu kazanmak umrunda değildi, sadece maçı kazanamaya çalışıyordu (ki onu da kaybetti). bu tblnin bu sisteminde furkanın oyunda kalabilmesi için eurolague starı performansı vermesi gerekiyor maalesef. çünkü honeycutt ya da cotton seviyesinde oynasa bile bu oyuncuların şapkadan tavşan çıkarma ihtimali daha fazla olduğundan yine kenarda oturuyor.

        1. mulagogo - 24/11/2016

          Cedi Osman son donem istisna olmakla beraber , altyapilardaki basarilarini ust yapilara tasiyan , Hidayet Turkoglu , Omer Onan , Ibrahim Kutluay , Ersan Ilyasova , Zaza Paculia , Cenk Akyol ( Her ne kadar yildiz bir basketbolcu olamasa da , ilk resmi macina 17 yasinda cikmistir ) , Engin Atsur , Ender Aslan gibi ornekler cogaltilabilir. Furkan ile ilgili yorumlarina katilmakla beraber , Furkan ile ilgili baska problemlerin oldugu dusuncesindeyim . Gecen sene basinda Alper Yilmaz'in 3 numara pozisyonunda yabanci haklarini kullanmayacaklarini , Okben , Furkan ve Cedi ile sezonu tamamlamak dusuncesinde olduklarini belirten aciklmasinindan kisa bir sure sonra Furkan sene sonunda NBA 'de yer alacagini aciklamisti . Furkan'in NBA hayallerinin gelisimini sekteye ugrattigi dusuncesindeyim . Kaldi ki 17 yasinda aldigi sureleri gecen sene Ivkovic bu sene Perosovic ile alamamasinin baska bir aciklamasi oldugunu dusunmuyorum. Mental olarak hazir bir Furkan'i Cotton veya benzeri bir oyuncu hicbir sekilde kesemez ( Honeycut cok farkli profilde bir oyuncu oldugu icin katilmiyorum).

      2. beşiktaşlı - 23/11/2016

        a takım seviyesine gelmiş oyuncular daha doğrusu sizin deyiminizle üst düzey oyuncular (tahminen yabancı oyunculardan hayranlıkla bahsediyorsunuz) bu oyuncular analarının karnından a takım oyuncusu olarak mı çıktılar?bunların minik-yıldız-genç seviyeleri olmadan ambalajından çıkarıp direk a takım formasımı giydirdiler hayır onlarda hata yapa yapa bu seviyelere geldiler.kimse çalışmayana kendini geliştirmeyene türk olduğu için genç olduğu için forma versin demiyor ki.sadece diğer oyunculara gösterilen töleransı kendi gençlerimizede gösterelim diyoruz.örnek yeşilgiresunda ricardo ledo 7 maçta 26 top kaybı yapmış,daçka da bertans yedi maçta 7/27 üçlük atmış anadolu efes granger 5 maçta %11 le üçlük atmış 13 top kaybı yapmış....bu örnekleri çok daha kötüleriyle çoğaltmak mümkün.şimdi bu istatistiklerin yüzde birini bile yapan hangi genç oyuncu sahada 1,5 dk dan fazla kalıyor?yanancı skorer dediğimiz oyuncular maç başına nerdeyse 20 top kullanıyor 15 sayı attı diye göklere çıkarıyoruz kimse yüzdesine bakmıyor.ama bir genç oyuncu maçta 1 bilemedim 2 top kulanma şansı yakılıyor kaçırdımı al kenara.adam maç başı 4-5 top kaybediyor 35 dk sahada genç oyuncu bir kötü pas veriyor al kenara.herkes a takım seiyesine gelirken aynı yollardan geçip geliyor. bizim alt yapılarda ezip geçtiğimiz çocukları avrupalı amerikalı allayıp pullayıp bize satıyor ama biz kendi çocuklarımıza sadece çamur atmakla yetiniyoruz.üstte kurduğun cümleyi altta okbenle çürütüyorsun.bu çocuklarda diğer yabancılar gibi oynaya oynaya a takım seviyesine gelebilirler bench den seyrede seyrede değil.

        1. mulagogo - 24/11/2016

          Oncelikle sanirim yazimi dikkatli okumamissin veya duygularin ayrintilari gormene izin vermemis. Ust duzey oyuncu kavraminin icini A-Takim oyuncular ile doldurabilirsin. A-Takim formasi giyen her oyuncu ust duzey basketbolcudur. Bunun yerlisi yabancisi olmaz. Bir diger nokta A takimlarda forma giyen oyuncular hata yapmadilar mi demissin , basketbol hatalar oyunudur , her basketbolcu hata yapar fakat A takim duzeyi bu hatalara cok prim vermez. Bir diger konu cocuklarimiza camur atmak gibi bir dusuncem yok , cok koyu bir Efes taraftari ve basketbolsever olarak , Furkani , Okbeni , Cedi'yi saha da gormek aklina gelebilecek tum yildiz isimleri sahada gormekten daha fazla keyif verir . Okben ile ilgili kurdugum cumlede herhangi bir mantik hatasi yok . Muthis isler yaptigi altyapi basarilarini , mental olarak hazir olmadigi icin Efes A takim seviyesine bir kac mac disinda tasiyamadi . Gecen gunlerde verdigi bir roportajda yeniden basketbola odaklandigini ifade eden cumleler kullanmisti. Okben'in son donemde biraz olsun kendini bulmasi ile ilgilidir . Yazin da katildigim tek nokta , genc oyuncular daha fazla sure almak icin sanslarini forma bulabilecekleri takimlarda degerlendirebilirler.

      3. Mustafa Akyön - 25/11/2016

        Sayın mulagogo yani bu adam Efes deyken çalışmıyordu oynayamıyordu Yeşil Giresuna gelince mi çalışmaya oynamaya başladı? Yoksa orda verilmeyen önem ve süreler Yeşil Giresunda verilince mi kendini daha iyi gösterdi? Bir daha düşünün isterseniz...

  6. Hasan Gencer - 19/11/2016

    Can Bey, doğru ve cesur tespitleriniz için sizi tebrik ederim. Son dönemde başarısızlıklara bulunan en güzel kılıf bütçe ve genç oyuncu muhabbeti oldu. Kompleksleri gidermek için son derece zavallı bir züğürt tesellisi maalesef, utanmasalar en düşük bütçeli en çok genç oyuncu oynatan takım final oynasın diyecekler...

    1. Mustafa Akyön - 25/11/2016

      Hasan Gencer sen de bu sitenin trolüsün eski nickini de biliyorum ama neyse kimseyle tartışmayacağıma dair Onur Coşkuna söz verdim✋

  7. semih - 20/11/2016

    Bugun butceyi dusuk tutarak bir eurolig takimikurmak istesem, ilk 5 yabanci olur kesinlikle. ikinci bes yine yabanci agirlikli olur, 1-2 iyi yerli olur en fazla. Ucuncu bese doldururum yerli gencleri 3-5 kurusa, dogru secimlerle sampiyonluga oynarim. Ozetle ilk bes oynar , gerisi yalan dolan , daha gerisi gel birazda sen oyalan. Bu sistemin genclere bictigi rol bu, ya rolunu kabul edersin. yada kendini gelistirir gelirsin.

    1. beşiktaşlı - 20/11/2016

      gençler kendini nerede geliştirip gelecek ? park ve bahçelerdeki beton zeminli çeberi yamuk yada olmayan,panyası demirden potalarda mı ? bu gençler bsl de süre bulamıyor,tbl de süre bulamıyor,ab üyesi değiliz avrupada oynayamıyolar...ee kochların görevide sadece maç kazandırmakmış,oyuncu yetiştirmek görevleri dahilinde değilmiş...kendini geliştirip gelsin derken çözümünü de yazsaydın

  8. Caner - 21/11/2016

    Can Bey, bahsettiğiniz teşvik konusuna katılmakla birlikte bu teşviklerin oyuncuları kiraya yollama konusunda da yapılabileceğini düşünüyorum. Mesela Karşıyaka da ki Egemeni örnek alalım. Tbf sezon başında Karşıyaka ya iki farklı seçenek sunacak: 1) Karşıyaka da 15 maç 15 dk üzerinde oynarsa 20.000 dolar prim 2)Karşıyaka oyuncuyu kiraya yollamayı tercih ederse;(yine aynı sayı da maç ve dk şartıyla) Adriyatik ve Almanya ligi 15.000 dolar, Türkiye 2.ligi 10.000 dolarlık prim. Burada tbf özellikle oyuncuların kendilerini daha iyi geliştirebilecekleri liglerde ki prim rakamını arttıracak ki oyuncularımız buraya yönlensin. Ama tabi ki en iyi seçenek kulüplerin oyuncularını kendileri oynatmaları olacak ama kulüplerin böyle bir niyeti yoksa da oyuncularını kiraya vermek onlar için en mantıklısı olacak. Bahsettiğim rakamlar az olabilir ama rakamlardan ziyade rakamlarda ki oranları ifade etmeye çalıştım. Bu tarz bir sistemin bu sistemsizlikte en akıl alır yol olduğunu düşünüyorum.

  9. yedi - 21/11/2016

    Adına Türkiye Basketbol Ligi diyorsak, kendi oyuncumuzu yetiştirmek içinde istinasız her takım taşın altına elini koymalı. Bizim aldığımız biletler ile orada olan takımların, bizim çocuklarımıza da sahip çıkmak gibi bir zorunluluğu var. Bu yük sadece federasyona yüklenemez. Klüpler, Avrupa'daki rakipleri ile mücadele edebilmek için 6 yabancı kuralından vaz geçmeyecekler gibi görünüyor. Öyleyse BSL'de kendi oyuncumuzu yetiştirmek için bir yöntem uygulansın. Benim önerim SAHADA EN AZ BİR GENÇ TÜRK OYUNCU olsun. U22 veya U23 olarak kabul edilebilecek bir yaş sınırı altında ki genç oyuncu sahada sürekli olsun. Böylelikle her takım ufaktan bir Yeşil Giresun olacaktır. Her takım kendi genç oyuncusunu yetiştirecektir. Üstelik her takımda bu gençlerin alacağı roller farklı olacağı için çok farklı özellikte oyunculara sahip olacağız. Genç yaşını bitiren oyuncu için rekabet başlasın. 6 Yabancı ile rekabete hazır duruma gelecektir ve BSL'de rahat oynayabilecek bir oyuncu olacaktır. Üstelik Emir, Dixon gibi devşirme isimlerde bu avantajdan faydalanamasın ve sadece gençlerin önüne açacak bir çalışma olsun. Yetiştirme dönemi bittikten sonra GENÇ oyuncu artık bir OYUNCU olacaktır ve kendi başının çaresine bakacaktır. Kendi gençlerimiz için bunu yapmak zorundayız. Üstelik böyle bir kural ile takımlar Avrupa'da yine 8-9 yabancı ile yollarına devam edebilirler. Ayrıca Sinan, Semih vb. gibi oyuncularda bu kuralın dışında kalacak. Haliyle yerli oyuncu rekabet içerisinde olacak ve ilk 5 çıkabilmek için diğer 6 yabancı ile çarpışmak zorunda olacaktır. Her takım kendi kapasitesince Cedi, Furkan, Emircan gibi isimleri yaratmak zorunda kalacaktır. Böyle bir kural sonrası hiç bir takımı altyapı bazında şu kadar yatırım yap, şöyle gelişim takımı kur gibi zorunluluklara itmeye gerek kalmaz. Takımlar kendi çözümlerini üreteceklerdir. Bu kadar genç nüfusa sahip bir ülkede, 32 tane GENÇ isim bulmak zor olmasa gerek. Başarılar..

  10. vdt - 27/11/2016

    burada birazda oyuncuların ne dediğine bakmalıyız okbende emircanda doğuşta şunu diyor çok kısa bir süre için oyuna giriyorsun hata yapma korkusuyla pasif oynuyorsun ilk hatada kenara geliyorsun şimdi giresunda rahat oynuyorlar ve bence bayaada iyi oynuyorlar bu oyuncularla oynayan giresun birçok galibiyet aldı bir yılda oyuncu yetişmez siz oynatmazsanız ne seyirci tezahüratına alışır ne oyundaki dersleri alır ve hiçbirzaman gelişmez genç yaştya oyuncu oynatan bunların hatalarına tahammül eden sırbistan fransa euroleauge de yoklar ama avrupada ve hatta dünyada herzaman ilk beşteler önemli olan milli takım olmalı ülke basketbolu olmalı euroleauge de final oynuyorsun tek türk oyuncu yok bunun türk basketboluna ne faydası var bu arada bizim hocaların gençlere bakışı açısından bişi söyleyeyim ersan ilyasova da enes kanterde Türkiyede hemen hemen hiç oynamadan NBA de oynadılar semih ve ömerde çok az oynamıştı bizim hocaların beğenmediği oyuncular NBA de bayaa iş yaptı işin özü şu hocalar kendlerini düşünüyor ve sadece kısa vadeli başarı düşünüyor yöneteticiler işten anlamıyor bizde avrupa şampiyonasında oynayacak 12 sağlam oyucu bulamıyoruz

Bir yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir