Basketball Without Borders,Roma (Notlar)

BWB Rome

Basketball without borders,2001’den bu yana dünyanın dört bir tarafında düzenlenen bir NBA – FIBA ortak yapımı. Bu organizasyona,hangi kıtada düzenleniyorsa o kıtanın en yüksek potansiyelli genç oyuncuları davet ediliyor ve bu oyuncular toplamda 4 günlük bir kampa alınıyor. Bu kampta, NBA’de ve NCAA’de yıllardır görev almış koçların yanı sıra emekli ve aktif NBA basketbolcuları da görev alıyor. Basketball without  borders’ın bu seneki katılımcıları  ’97 jenerasyonuydu. Son olarak organizasyonun Avrupa ayağı, 2-5 Haziran tarihleri arasında Roma’da düzenlendi. Evime 15 km uzaklıkta bu derece büyük bir organizasyon düzenlenince katılmamak imkansız oldu benim için. Hele ki, kamp son 4 aydır ortak bir çalışmada yer aldığım ve Avrupa’nın en büyük basketbol okullarından Stella Azzurra’nın tesislerinde gerçekleşince adeta evime gelmiş oldu. Bu yazıda 4 gün boyunca kampta gördüklerimi ve dikkatimi çeken olayları paylaşacağım. Öncelikle şunu belirtmem gerekir ki oyuncuların neredeyse dörtte biriyle ilk kez bu kampta karşılaştım. Dolayısıyla bazıları hakkında yaptığım yorumlar tek turnuvalık olacak ki bu da yüksek derecede hata yapma ihtimali demek. O yüzden bazı oyuncular hakkında yapacağım yorumlar o oyuncuların genel performansını yansıtmayabilir.  Turnuvanın katılımcı listesini yazının sonunda bulabilirsiniz. Başlamadan kısaca kampın formatından bahsedeyim. Oyuncular 4 ayrı takıma ayrıldılar (Boston Celtics,Denver Nuggets,Atlanta Hawks ve Detroit Pistons olmak üzere) ve her takım sabah seanslarında, koçlar eşliğinde özel antremanlar yaptı. Bu antremanlar koç başına 15-20 dakikada sürdü ve süre dolunca bir sonraki koçla çalışmaya başladılar. Bu sayede hergün 4 ayrı özel antreman yapma şansını buldular. Öğleden sonraki seanslarda ise ilk gün 3 x 16 dakikalık karma maçlar yapıldı. Sonraki 2 günde ise takımlar birbirleriyle maç yaptı ve kazanan takımlar bir maç daha yaptı. Son gün ise All-Star maçı yapıldı.  Şimdi kısa kısa kamptan aklımda kalanlardan bahsedeyim.

Furkan,Mykhailiuk ve Diğerleri

Gelenlerden önce gelmeyenlerden başlamak istiyorum. Aslında çeşitli nedenlerle gelemeyen birkaç yüksek potansiyel vardı. Ama benim özellikle canlı izlemek istediğim Furkan Korkmaz’ın ve Sviatoslav Mykhailiuk’un gelmemesi üzücü oldu.Ancak Türk olduğumu söylediğim herkesin Furkan’ı sorması ve neden gelmediğini öğrenmeye çalışmasın Furkan’ın bu jenerasyon içerisindeki yerini gayet güzel işaret ediyor. Furkan konusunda hayal kırıklığı yaşayan tek insanın ben olmadığımı farkettim. Bu jenerasyonu izlemek için gelen hemen herkes aynı ruh hali içerisindeydi. Barış Ülker’in varlığı temsilcisiz kalmamızı engelledi neyse ki.

1. Günün Öne Çıkanları

İlk gün biraz daha ısınma turu havasında geçti. Ama gerek antremanlarda gerekse karma maçlarda ilk göze çarpan Yunan yetenek Vasileios Charalampopoulos oldu. Charalampopoulos 2,02 boyunda ve fiziksel olarak oldukça yeterli. Ayrıca şut performansı ve içeri penetrelerindeki başarısıyla ilk göze çarpan oyuncu oldu. Karma maçlarda öne çıkan bir başka oyuncu ise İsveçli potansiyel Samuel Berkelund oldu. Oyuncu hem inanılmaz kulaç uzunluğu ve ellerinin çabukluğu sayesinde savunmada etki yaratırken,ilk günde yakaladığı yüksek şut yüzdesi ve güzel paslarıyla öne çıktı. Öne çıkan diğer iki oyuncu ise Hırvat uzun Ante Zizic ve Alman uzun Leon Kratzer’di. Kratzer özellikle ribaundlarda müthiş dominasyon sağladı ve hemen kimseye ribaund bırakmadı. Zizic ise muhteşem bir uzun oyuncu kombinasyonu gösterdi. Ribaundlardaki başarısı,sırtı dönük oyunu ve savunmadaki sertliğiyle ilk günün açık ara en iyi uzun oyuncusu oldu.

2. Günün Öne Çıkanları

Charalampopoulos 2. güne de bıraktığı yerden başladı. Bire bir ve takım antremanlarında ona gösterilenleri eksiksiz yerine getirdi ve maçlarda oyunda olduğu her an fark yarattı. Boş kaldığında şut çekmekten çekinmedi ve yüksek yüzdeyle isabet buldu. Ayrıca önü kapalı olduğu anlarda dahi,potaya rahatlıkla giderek sayı bulmayı başardı. İlk gün bıraktığı yerden devam eden oyunculardan biri de Zizic’ti. Zizic elit bir uzunun sahip olması gereken özelliklerin bir çoğuna en azından fundamental açıdan sahip. Bunları ne kadar elit seviyeye çekebilir şuan yorum yapmak zor olsa da, skalasının çok geniş olduğunu söylemekte fayda var. İkinci güne damgasını vuran oyunculardan biri ise İtalyan yetenek Andrea La Torre’ydi.  La Torre aslında ilk günün de en iyi birkaç oyuncusundan biriydi. Kendisi Stella Azzurra’nın oyuncusu ve yaklaşık 3-4 aydır hergün onu incelediğim için yapabildikleri çok normal geliyor bana. Eğer onu hiç tanımadan turnuvaya gelseydim çok daha fazla etkilenirdim o kesin. Ancak ne kadar büyük bir potansiyel olduğunu bildiğimden,yaptığı herşey çok normal geliyor bana. İkinci gün kampa yeni katılan İngiliz Joshua Steel gelir gelmez dikkat çeken işler yaptı. Hem atletizmi hem de pas yeteneğiyle kendini direk belli eden bir oyuncu. Günün ilk maçında Fransız Luc Loubaki bireysel performansıyla dikkat çekti. Aynı şekilde yine Fransız olan Stephane Gombauld özellikle atletizmiyle fark yaratan oyunculardandı. Ayrıca Türk asıllı Belçikalı yetenek Thomas Akyazılı,ilk gün çok ortalıkta görünmemesine rağmen ikinci günde yavaş yavaş kendini gösterdi. İlk günün iyilerinden Berkelund ise tamamen kayıp bir gün çıkarttı.

3. Günün Öne Çıkanları

3. günün yıldızı hiç süphesiz Thomas Akyazılı’ydı. Antremanlarda diğer günlere göre çok daha istekliydi ancak asıl farkı öğleden sonraki maçlarda yarattı. İlk maçı adeta tek başına kazanırken,içeri yaptığı müthiş penetreler ve güçlü bitirişlerin yanı sıra dış şutlardaki başarısı da göz doldurdu. İkinci maçta ise,takımı kaybetmesine rağmen takımın tamamen durduğu son anlarda bütün sorumluluğu üstüne alıp kazanmak için herşeyi yapması karakteri hakkında önemli ipuçları verdi. Thomas’ın dışında Charalampopoulos ve Zizic yine istikrarlı şekilde üst düzey performans gösterdi. Aynı şekilde bir önceki günün önemli isimlerinde Steel,bıraktığı yerden devam etti. Ayrıca 2,11lik boyuyla beklenmedik bir dış şut performansına sahip Fin yetenek Lauri Markkanen de dikkat çeken oyunculardandı. Maçlarda bulduğu üst üste 3lük isabetleri onu öne çıkarttı. Ayrıca diğer iki gün de ortalamanın üzerinde performans gösteren Polonyalı Marcel Ponitka ve İspanyol Santiago Yusta da 3 günde vites arttıran oyunculardan oldu. Bugünün dikkat çeken bir diğer oyuncusu ise Slovenyalı Blaz Mesicek oldu. Türk yetenek Barış Ülker, 3. günün en iyilerindendi. Barış aslında performansını 2. günde arttırmıştı ama 3. günde kampın en iyilerinden biriydi ve neler yapabileceğini gösterdi.

4. Gün ve All-Star

Bu kısımda All-Star’a seçilen oyuncuları,bu oyuncuların genel kamp ve All-Star performanslarını değerlendireceğim. Bu sayede genel olarak da kampın en iyi 20 oyuncusunu değerlendirmesini yapmış olurum. Oyuncuların isimlerinin yanına parantez içerisinde kendi verdiğim puanları da koydum.

Siyah Takım:

Thomas Akyazılı (9/10) : Kampın en çok dikkat çeken birkaç oyuncudan biriydi. Performansını, her geçen gün arttırarak 3. günde zirveye ulaştı. Çok önemli bir oyuncu olabileceğinin sinyallerini verdi. Dış şutları benim beklediğimden daha iyi durumdaydı bu turnuvada. Zaten güçlü bir oyuncu olması ve topla oynarken rahat olması nedeniyle içeriye yaptığı hücumlarda elit seviyede. All-Star maçında ortalama bir performans gösterse de,genel olarak kampın en iyilerindendi.

Sergi Garcia (7/10) : 3 gün boyunca da istikrarlı bir performans gösterdi İspanyol oyuncu. Ne çok ekstra işler yaptı ne de belli bir seviyenin altına düştü. All-Star maçının ise yıldızlarından biriydi. Kendi yarattığı sayıların yanı sıra verdiği fantastik paslar ve iş bitiren asistleriyle takımının en iyilerinden oldu.

Stefan Peno (7,5/10) : Peno’dan aslında çok daha fazla şey beklediğimi söylemem lazım. Albert Schweitzer’da gayet başarılı bir turnuva çıkaran Sırp oyuncu kamp boyunca biraz soğuktu. Maçlarda zaman zaman müthiş bölümler çıkarttığı da bir gerçek. Oyuna ısındığı anda çok rahat fark yaratabilen bir oyuncu, o kesin. All-Star maçında da özellikle Barış Ülker’le aynı anda oyunda oldukları anlarda öyle bir top dolaşım ağı kurdular ki bırakın oynayanları, izleyenlerin bile başını döndürdüler. Savunma zaafları olmakla beraber hücumda çok etkileyici özellikleri var Peno’nun.

Digo Manuel De Sousa Anjo Brito  (7/10) : Uzun ismiyle merak yaratan Portekizli oyuncu,özellikle şut performansıyla öne çıktı. Boş şutlarda hemen hemen hiç hata yapmazken,zaman zaman paslarıyla da etkisini ortaya koydu. Ancak fiziksel olarak biraz zayıf kalması,iyi savunulduğu anlarda etkinliğinin sıfıra inmesine neden oldu. Birebir mücadelede daha güçlü olmadıkça elit seviyelerde boy göstermesi zor gibi. Ancak dikkat çekici bir şut performansı var,onu da mutlaka göz önünde bulundurmak gerekir.All-Star maçında biraz ortalamasının altında kaldı.

Santiago Yusta (8/10) : Yusta,turnuvanın ilk günlerinde şut performansıyla dikkat çekerken,sonradan ince fiziğine rağmen ne kadar atletik olduğunu da gösterdi. Beklenmedik şekilde güçlü bitirdiği smaçları ve sahanın bir ucundan diğer ucuna inanılmaz hızlı şekilde ulaşabilmesi, onu kamp boyunca öne çıkaran unsurlar oldu. Ayrıca şut performansı da gayet tatmin ediciydi. All-Star maçında ise açıkcası turnuvanın en kötü maçını oynadı.

Barış Ülker (7,5/10) : Barış da turnuvaya yavaş başlayan oyunculardandı. Günler geçtikçe performansını arttırdı. Özellikle sahada bulunduğu anlarda “comandante” rolüne bürünmesi onun için bir artıydı. Dikkat çekici noktalardan biri ise müthiş atletizmiydi. Son gün serbest kalınan anlarda oyuncular smaç denemeleri yapmaya başladılar ve bir süre sonra herkes iyi smaç yapanlara odaklandı. Barış bu sırada yaptığı tek el değirmen smacıyla salonu hareketlendirdi ve üstünlüğünü ortaya koydu. En son bütün oyuncular sahneyi ona bıraktı ve Barış da finali 2,11’lik Laurynas Birutis’in üzerinden vurduğu muthiş smaçla yaptı. Barış’ın turnuva boyunca tek eksiği bir türlü istikrar yakalayamadığı dış şutları oldu.

Simon Pursl (7/10) : Çek oyuncu kamp boyunca mücadeleci yapısıyla dikkat çekti. Çok ekstra performanslar göstermese de özellikle savunmada sarfettiği eforla dikkat çekmeyi başardı. Hemen her top için saldıran ve sahada bulunduğu her saniyede yararlı olmaya çalışan oyuncu,kampta en çok takdir toplayan oyuncuların başında geldi.

Martynas Echodas (6,5/10) : Açıkcası All-Star listesinde tek şaşırdığım isimdi. Kötü bir performans gösterdiğini söylemem imkansız ancak All-Star olmak için gereken kıvılcımı da gösterdiğini söylemem. Kamp boyunca vasatın biraz üstünde performans gösterdi ve çok dikkat çekmedi. All-Star maçında da aynı şekilde dikkat çekmeyen bir performans gösterdi.

Stephane Gombauld (8,5/10) : Fransız forvet atletizmi,takip smaçları ve ribaundlardaki konsantrasyonuyla dikkat çekti. Aslında kampın elit oyuncularından biriydi ancak Fransa ben kendimi bildim bileli her jenerasyonda bu tarz oyunculardan en az 3-4 tane çıkarttığı için biraz temkinli yaklaşmakta fayda olduğunu düşünüyorum. Bu oyuncuların en elit seviyedeki örneklerinden olan Gelabale bile şuan Euroleague seviyesinde mücadele etmiyor. Dolayısıyla potansiyelini takdir etmekle beraber biraz temkinliyim. Bunun dışında kamp boyunca hemen her hakereti olumluydu (her pozisyonda hakemlere bakıp söylenmesi dışında tabi). Turnuvanın son günlerinde atletizminin yanı sıra özellikle boş bulduğu zaman dış atışlarda da gayet etkili olabileceğini gösterdi. All-Star maçında da müthiş bir performans göstererek Siyah Takım’ın maçı kazanmasında en önemli etkenlerden biri oldu.

Ante Zizic (9,5/10) : Kampın ilk günü dikkatleri çekti ve kamp bitene kadar biran olsun o seviyeden aşağı adım atmadı. Daha önce de bahsettiğim gibi beni en çok etkileyen fundamental yeterliliği ve uzun oyunu ne kadar iyi oynadığı oldu. Modern uzunlara göre orta ve uzak mesafe şutlarının eksik olduğunu söyleyebilirim ancak, potanın etrafındayken hem savunmada hem de hücumda karşı koyması çok zor bir oyuncu. Eğer doğru şekilde gelişimine devam edebilirse bir süre sonra Avrupa’nın en elit uzunlarından biri olması hiç ama hiç sürpriz olmaz. All-Star maçında da yine müthiş bir performans gösterdi ve takımının özellikle savunma liderliği rolunü üstlendi.

Gri Takım:

Blaz Mesicek (7,5/10) : Mesicek’ten daha etkili bir performans bekliyordum açıkcası ama genel değerlendirme yapacak olursam kampın iyilerindendi. Hem şutlarındaki başarısı hem de zaman zaman üstlendiği oyun kurucu rolünü başarıyla yapması onu öne çıkaran faktörlerdendi. All-Star maçında da gayet iyi bir performans ortaya koydu.

Joshua Steel  (8,5/10) : Açıkcası kamp öncesinde kendisi hakkında hiçbir bilgim yoktu. Kampa da ikinci günde katıldı. Ancak geldiği günden itibaren fark yarattığı bir gerçek. Müthiş atlet bir oyuncu ve topla oynarken çok başarılı. Ayrıca dış atışlarda gayet başarılı bir kamp çıkarttı. Onu diğer oyunculardan farklı kılan özelliklerinden biri ise, topla hızlı gelip orta mesafeden Russell Westbrook edasıyla bulduğu isabetler oldu. Özgüven konusunda da kampın en iyilerindendi.

Marcel Ponitka (8/10) : Ponitka kampa yavaş bir başlangıç yapsa da mükemmel bitirdi. O da ilk defa izlediğim oyunculardan. Beni özellikle set temposunu bir anda yükseltebilmesi ve bundan faydalanarak en boş oyuncuyu topla buluşturabilmesi etkiledi. 1,91 ile bir oyun kurucuya göre gayet iyi bir uzunve çok güçlü bir oyuncu. Bu onun için fiziksel bir avantaj sağlıyor. Ama Polonyalı oyuncunun  asıl avantajı saha görüşüyle, o kesin. All-Star maçında da takımı kaybetmesine rağmen sahanın en iyilerindendi.

Martynas Varnas ( 7/10) : Varnas,kampın kalburüstü oyuncularındadı. Ben ondan biraz daha etkileyici bir performans bekliyordum açıkcası o yüzden biraz hayal kırıklığına uğradığımı söyleyebilirim. Ancak kötü bir kamp geçirdiğini söylemek de zor olur.

Luc Loubaki (8/10) : Fransız oyuncu özellikle 2. günden itibaren performansını arttırdı ve kampın elit seviyedeki oyuncularından biri oldu. Atletizmi ve gücüyle fark yaratan oyuncu,momentumu yakaladığı anlarda kampta biraz “LeBron” etkisi yarattı açıkcası ama kalabalık setlerde biraz daha pasif kaldı.

Andrea La Torre (9/10) : La Torre turnuvanın en etkileyici oyuncularından biriydi. Dış şutlar sokabilen,topla müthiş rahat hareket edebilen,atletik bir oyuncu La Torre. Kampta da daha ilk günden dikkatleri üzerine çekti ve hiç seviyesini düşürmeden bitirdi turnuvayı. Aslında sene boyunca 3 takımda oynaması ve milli takımlara sürekli katılması nedeniyle çok fazla maça çıkmıştı Torre. Bu yüzden biraz yorgun olmasını bekliyordum ama La Torre bu yorgunluğu hiç göstermedi.

Vasileios Charalampopoulos (10/10) : Turnuvanın en iyisiydi. İlk antremanda zirveye yerleşti ve daha sonra da burayı bırakmadı. Antremanlarda ve maçlarda müthiş işler yaptı. Dış şut soktu,ribaund aldı,asist yaptı,penetrelerle bitirdi,savunma yaptı neredeyse eksiksiz bir kamp süresi geçirdi. Gücü artısı olurken,çok hızlı olmaması tek soru işaretiydi. Yavaş bir oyuncu kesinlikle değil,ben en elit seviyeye çıkması için önünde neler engel olabilir diye kendime sorduğum için bu soru işaretiyle karşılaştım. Çünkü o kadar iyi bir turnuva çıkarttı ki insan ister istemez nasıl bir oyuncu olacak diye merak ediyor.

Lauri Markkanen (7,5/10) : 2,11 lik bir şutör Finli oyuncu. Zoran Erceg’i hatırlatan bir oyuncu aslında. İçeriden oynamaktansa dışarıyı tercih eden,ribaundlarda gayet etkin ama pota altı savunmasında ve pota altı hücumlarında sıkıntı yaşayan bir oyuncu. Ayrıca boyuna rağmen müthiş bir atlet. Dış şutlarda ise akıl almaz bir performans gösterdi kamp boyunca. Neredeyse kaçırmadan oynadı desem yeridir,elbette kaçırdı ancak öyle bir izlenim bıraktı performansıyla.

Emanuel Cate (7,5/10) : Romen oyuncu özellikle fiziğinin de katkısıyla pota altında kamp boyunca etkili oldu. Güçlü fiziğini her maçta etkili şekilde kullanan oyuncu hem savunmada hem hücumda verim verdi. Ayrıca sahada bulunduğu anlarda ribaundlarda da üstünlük yakaladı.

Maciej Bender (8/10) : Polonyalı oyuncu sessiz sakin ama çok verimli bir kamp dönemi geçirdi. Ribaundlarda konsantrasyonunu hiç kaybetmedi ve turnuvadaki diğer uzunlara nazaran çok daha düzgün bileğiyle orta mesafeden gayet başarılı oldu.

All-Star’ın En Değerli Oyuncusu

Fransız Gombauld All-Star’ın MVP’si oldu. Aslında yanlış bir tercih demem zor,gayet etkili bir maç çıkarttı ama asıl fark yaratan oyuncu bence Zizic‘ti.

Kampın En Değerli Oyuncusu

Gördüğüm en anlamsız MVP sonucu diyebilirim. Nasıl oldu anlayamadım ama Luc Loubaki koçlar tarafından MVP seçildi. MVP için 5 aday saysam 5. bile olmayabilir Loubaki,gerçekten hiç anlam veremedim bu ödüle. Bence bu kampın en değerli oyuncusu Yunan forvet Charalampopoulos‘tu.

3 Sayı Yarışması

Yarışmada finale Rus şutör Timofey Yakushin ile İspanyol Sergi Garcia kaldı. Garcia 5/12 atarken Yakushin 6/12‘yle şampiyon oldu. Sonrasında Yakushin, Brandon Knight ile şov amaçlı bir yarışma yaptı. Yakushin bu sefer 8/12 atarken ilk 4 topta 1/4 atan Bucks oyuncusu Knight geri kalan 8 topun tamamını aratak 9/12 ile Yakushin’i geçti. Sonrasında bu ikili bir tur daha yapma kararı aldı. Yakushin bu sefer işi şansa bırakmayarak 10/12 isabet buldu. Knight ise yine 1/4 ile başlayınca,5. atışa gerek kalmadan yarışı kaybetti. Yakushin kamp boyunca da dış isabetleriyle dikkat çekti.

En İyi Beş

Böyle bir beş yapılmadı,kendim hazırladım bu beşi dolayısıyla son derece subjektif bir 5 olma ihtimali yüksektir.Benim turnuva beşim şu şekildeydi;

  • Thomas Akyazılı
  • Joshua Steel
  • Andrea La Torre
  • Vasileios Charalampopoulos 
  • Ante Zizic

 

Turnuvayla ilgili fotoğraflara burdan ulaşabilirsiniz.

 

Dogus Ozkan


 

Katılımcılar

ÜlkeİsimSoyisimDoğum GünüPozisyonBoyKilo
BELCIKAThomasAkyazili15/01/1997PG/SG18981
BOSNANedimDedovic16/02/1997SF20187
BULGARISTANNikolayNikolov07/03/1997F19888
HIRVATISTANFrankoKalpic09/01/1997PG/SG19880
HIRVATISTANAnteZizic04/01/1997F/C204108
CEK CUMHURIYETISimonPursl29/01/1997SF/SG204104
INGILTEREJoshuaSteel14/01/1997SG19585
INGILTEREKwasiYeboah15/06/1997SG/F19594
FINLANDIYALauriMarkkanen22/05/1997SG/F20490
FRANSALucLoubaki20/01/1997SG19285
FRANSAAmineNoua07/02/1997F19290
FRANSAStephaneGombauld05/03/1997PF20791
GURCISTANLevanGogaladze16/10/1997PG19578
ALMANYALeonKratzer04/02/1997F20497
ALMANYAMarcelKessen02/01/1997F204100
YUNANISTANVasileiosCharalampopoulos06/01/1997F204101
MACARISTANMarcellPongo03/03/1997PG19575
ISRAILNetanelArtzi21/03/1997SG/F201108
ITALYAAndreaPecchia16/11/1997F19590
ITALYAAndreaLa Torre14/06/1997PG20194
ITALYAMarcoLusvarghi16/01/1997F20190
ITALYARiccardoCattapan05/07/1997C210104
ITALYATommasoGuariglia08/08/1997C210101
LETONYARenarsBirkans29/06/1997PG18375
LITVANYAMartynasVarnas21/01/1997SG19580
LITVANYAMartynasEchodas07/07/1997C20495
LITVANYALaurynasBirutis27/08/1997C21094
MAKEDONYAAndrejMaslinko20/05/1997F20481
MAKEDONYATodorRadonjic01/04/1997F19589
POLONYAMarcelPonitka28/08/1997PG/SG18980
POLONYAMaciejBender28/01/1997PF207103
PORTEKIZDiogoEmanuelDe Sousa AnjoBrito24/04/1997SG19581
ROMANYAEmanuelCate30/07/1997C204105
RUSYATimofeyYakushin16/01/1997PG19281
RUSYAIlyaKarpenkov17/02/1997F204110
RUSYAMaximProcshenko25/04/1997C21087
SIRBISTANStefanPeno03/08/1997PG19588
SIRBISTANVanjaMarinkovic09/01/1997SG20192
SIRBISTANIvanBojanic30/04/1997PF/C20796
SLOVENYABlazMesicek12/06/1997SG19276
ISPANYASergiGarcia17/02/1997PG19280
ISPANYASantiagoYusta28/04/1997SG/F19883
ISPANYAXabierLopez19/05/1997SG19888
ISVECSamuelBerkelund29/01/1997F20183
TURKIYEBarisUlker17/01/1997F/SG20486

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

İlgili Haberler

Eski Fenerbahçeli James White Virtus Roma’da

LegaBasket ekiplerinden Virtus Roma, 37 yaşındaki veteran forvet James White ile sözleşme imzalandığını açıkladı. 2006 NBA Draft'ında Portland Trail Blazers tarafından 34. sırada seçilen oyuncu...

Gökşen Fitik, MVP ödülünü Gregg Popovich’ten aldı!

Sırbistan'da düzenlenen Basketball Without Boarders organizasyonuna oyuncumuz Gökşen Fitik damgasını vurdu. Organizasyonda en değerli oyuncu seçilen Gökşen Fitik, ödülünü basketbol tarihinin efsane isimlerinden birisi olan...

Mert Akay ile enine boyuna tüm basketbol ve sosyal yaşantısını konuştuk! | TB ÖZEL

"En keyif aldığım şey rkadaşlarımı oyuna dahil etmek" Röportaj: Utkuhan Genç, TrendBasket NBA All-Star hafta sonunda düzenlenen Basketball Without Borders kampına katılan Darüşşafaka Basket'in genç oyuncusu...