Türkiye U18 Erkek Basketbol Milli Takımı, Yunanistan’ın Volos şehrinde düzenlenen FIBA U18 Avrupa Basketbol Şampiyonasında ikinci oldu. Maç içerisinde farkı bir ara çift hanelere de çıkaran Türkiye maç sonundaki koç tercihleri nedeniyle İspanya’nın alan savunmasına çözüm üretemedi. Çözüm üretemeyince de maçı kaybetti ancak bu yazı bu soruna işaret etmeyecek, asıl meselemiz bambaşka.

Ülkedeki birçok alanda üretmeyi ve yetiştirmeyi beceremediğimiz ortada. Genel durumdan sıyrılıp üretme potansiyeli olan insanların gelişimleri için uygun ortamı sağlayamamakta da dünya markası olduğumuzu söylemeye gerek yok. Basketbol kamuoyunun bildiği üzere durum altyapılardaki oyuncu yetiştiriciliğimizde de çok farklı değil. Dünyanın başka bir yerinde de olsa kendi oyununu geliştirebileceği su götürmez gerçek olan oyuncular dışında, sistemin beslediği ve büyüttüğü herhangi bir altyapı oyuncusuna rastlamanız pek mümkün değil. Bunun birçok nedeni var. Oyuncuların gelişim süreçlerini kendi istekleriyle ikinci plana atmaları, eğitim ve öğretim sürecinin oyuncu ve aileler tarafından önemsenmemesi, kulüplerin gerekli özeni göstermemesi, gelişime açık biçimde oynayabilecek ortamı bulamamaları, federasyonun bu oyuncular için planının olmaması vs. Bu konuda 100 maddelik liste yapılabilir.

Yetiştirmeyi hiç ama hiç beceremediğimiz altyapı basketbolundan üst seviyeye geçişi de günlerce tartışabilir, kulüplerin oyuncular için gerekli ortamı yaratmadıklarını söyleyebiliriz, ki bunda çok da haklı oluruz. Fakat atladığımız, yaz döneminde oynanan turnuvalarda belli seviyede derecelerin elde edilmesi nedeniyle, iyi geçtiğini düşündüğümüz bu organizasyonlarda sadece sonuca odaklandığımız. Bu basketbolcu adaylarının ne oynadığını, oyunlarına iki aylık çalışma süreci içerisinde herhangi bir şey katıp katmadıklarını ve bence en önemlisi, onların basketbol vizyonunu geliştirebilecek takımlar oluşturup oluşturmadığımızı hiç önemsemiyoruz. Öyle veya böyle bu işlerin içerisinde olan biri olarak özeleştiri yapmam gerekiyor zira turnuvanın heyecanından sıyrılana kadar “Şimdi ne olacak? Bu çocuklar bu turnuvada basketbola dair ne öğrendi, öğrendikleri herhangi bir şey üst seviyede de bu kadar değerli olabilecek mi?” gibi soruları sormuyor, bu soruların çözümünü düşünmüyorum.

Neden yetiştiremiyoruz, neden bu basketbolcu adaylarının gelişim süreçlerine milli takım dönemlerinde de odaklanmıyoruz sorusunun cevabı çok basit. Kolay olanı seçiyoruz, kısa vadede madalya kazanmak oyuncu kazanmaktan daha değerli görüldüğü için oyuncuların gelişimine odaklanmayı tercih etmiyoruz. Bunun bir nevi toplum karakteri olduğunu ve basketbolda bu tarz zihin değişiminin yaşanması için toplumsal dönüşüme ihtiyacımız olduğu kanısındayım ancak bir yerden başlayıp en azından 16-20 yaş aralığındaki basketbolcu adaylarına eğitim ve sürdürülebilir gelişiminin öneminin anlatılması gerekiyor zira az önce bahsettiğim toplumsal dönüşümü gelecekte sürdürecek kişiler bu çocuklar olacak, onlara önce birey olmayı öğretmemiz gerekiyor.

Yetiştirici olamamanın, daha doğrusu yetiştirici olmak gibi bir derdimizin olmamasının altyapı milli takımlarındaki en iyi örneklerinden biri tam saha baskı konusundaki anlamsız ısrarımız. U16, U18 ve U20 milli takımlarının birçoğunda, özellikle geçmişte bazı koçların çalıştırdığı istisnasız her yaş grubunda, madalya kazanma isteğini amaç haline getirip tam saha baskıyı oyunumuzun ana planlarından biri haline getiriyoruz. Üstelik bunu yetenek tavanı daha yüksek takımlarımızla çok daha ön planda tutup altyapı basketbolunda cevap verilmesi mümkün olmayan yapı meydana getiriyoruz. Tabii bunu yaparken oyuncu grubunun oynayabileceği basketbol biçiminin ne olduğuna önem vermiyor, çok farklı profilde oyun kuruculara maçın büyük bölümünde tam saha baskı yaptırıyor, daha organize basketbol oynayabilecekken tempo kontrolünü de yitirip bilinçsizce koşmayı tercih ediyoruz. Bu durum tamamen sokakta, okulda, çalıştığınız yerde, yemek yediğiniz restoranda etrafınıza baktığınızda fark edebileceğiniz toplumsal yaşam biçiminin aynısı. Amacımız bir sonraki adımı düşünmek olmadığı gibi plansız hareket ederek bugünkü adımı da yanlış atıyoruz. Amacımız iki aylık süreçte kadrodaki oyunculara ne katabilirim değil, bu oyuncularla nasıl madalya kazanabilirim sorusuna cevap aramak olunca birçok oyuncunun kaybolduğu altyapı basketboluna sahip olmak kaçınılmaz sonuç, üstelik bu durum nedenlerimizden sadece biri.

Uzun süredir altyapı basketbolunu takip ediyorum, Bayrampaşa, Ahmet Cömert ve Caferağa’da sayısız maç izledim, sayısız oyuncu takip etme fırsatı buldum. Aynı süreçte U16, U18 ve U20’deki hemen hemen her uluslararası turnuvayı izledim, bu turnuvaların anlattıklarıyla ilgili notlar aldım, kendimce çıkarımlarda bulundum. Öğrendiğim en temel şeylerden biri özellikle milli takım düzeyinde yapılan tam saha baskının, oyuncuya üst seviyeye taşıyabileceği herhangi bir şey katmadığı oldu. Zira oyuncuların altyapı milli takımlarında ana planlardan biri haline gelen tam saha baskıyı kulüp takımlarında hem kendilerine verilen rol hem de takım yapısı itibarıyla kullanabilme, üst seviyede buna konsantre olma şansları yok. Keza olmasının da anlamı yok çünkü üst düzey basketbolda ana planın tam saha baskı olması çok anlamsız.

Bu konudaki yanlışlarla ilgili fikir belirttiğinizde gelen karşı görüşlerden biri de altyapı milli takımlarının sistem hazırlığını yapacak yeterli süreye sahip olmadığıdır. Evet, turnuvaya hazırlanmak için aşağı yukarı iki ay süreye sahip olan oyuncu grubuyla mükemmel sistem yaratmak pek mümkün değil fakat tüm teknik ekibin yakından tanıdığı bu oyuncularla iki ayda, bu oyuncuların gelişimlerine katkıda bulunacak oyun planları üretmek mümkün. Bunu her yaş grubunda yaptığınızda altyapı milli takım kültüründe oyuncuların gelişim süreçlerine yönelik temeller atmanın yanı sıra oyunculara üst seviyede de kullanabileceği kazanımlar sağlamış oluyorsunuz.

Tam saha baskıyı özellikle yetenek tavanı daha yüksek takımlarda keskin biçimde ana plan haline getirmenin temel nedeniyse altyapı basketbolunda bu plana karşılık verilmesinin mümkün olmaması. Altyapı turnuvasını oynadıktan sonra, birkaç istisna hariç, kendi oyununda gelişimin temelini atan oyuncu bulmak çok zor. Bu temelin atılamamasındaki nedenlerden en önemlisi oyuncuların  gelişim aşamalarını devam ettirebilecekleri ortam bulamamaları. Bu ortamın kulüplerde kolay sağlanmadığını hep konuşuyoruz ancak milli takımlardaki strateji yanlışlığını, oyuncuların kulüplerde süre bulamamaları kadar konuşmuyoruz.

Gelişimlerini ileri taşımak için her anı değerlendirmesi gereken bu oyuncuların, milli takımda geçirdikleri iki ayı daha verimli değerlendirmeleri için çözümler üretilmesi, daha doğrusu federasyonun bu konuyla ilgili tüm yaş gruplarını kapsayacak şekilde basketbol aklı yaratması gerekiyor. Tabii ki bunu oyuncu gelişimlerinin çok iyi takip edildiği, sadece yetenek tavanı yüksek kadrolara değil, düşük kadrolara da doğru basketbolun oynatılabileceği plan ortaya koyarak yapmak en doğrusu. Peki federasyon bu konuda ne yapabilir?

Öncelikle federasyonun altyapı milli takımlarında göreve getirdiği teknik ekiplerin konsantrasyonunu sezonun önemli bölümünde, oyuncu havuzunda yer alan isimlere yöneltmesi gerekiyor. Sadece iki aylık çalışma süreci ve biraz öncesinde oyuncuların takip edildiği çalışma ortamından bahsetmiyorum, söz konusu ekiplerde yer alan her antrenörün planlı biçimde farklı yaş gruplarındaki oyuncularla iletişim halinde olacağı yapı oluşturmak çok da zor değil. Ayrıca belki de bu nedenden daha önce ne olursa olsun temel amacı oyuncu gelişimine katkıda bulunacak antrenörlere sorumluluk vermek gerekiyor. Tabii burada federasyonun da gelişim sürecine katkıda bulunarak bir oyuncuyu bile üst seviyeye taşımanın altyapı turnuvalarında madalya kazanmaktan daha değerli olduğunu içselleştirmesi gerekiyor.

“Peki neden milli takımdaki çalışma ortamı, çalışma ortamının öncesi ve turnuva süreci bu kadar önemli?” sorusunu sorabilir, bu oyuncuların sezonun büyük bölümünü kendi kulüplerinde geçirdiğini söyleyebilirsiniz. Haklısınız da fakat şunu unutmamamız gerekiyor, yetiştiriciliğe dair en büyük planı yabancı sınırı getirmek olan federasyonlarımızın, bahsettiğimiz sayısız basketbolcu adayına oyuncu olabilmeleri için kulüplerle iş birliği yaparak basketbol oynayabilecekleri ortamı yaratması mümkün değil, en azından önümüzdeki beş sene içerisinde.

Hâl böyleyken istisnai durumlar dışında bu oyuncuların kulüplerde sağlıklı basketbol ortamı bulabilmesi çok mümkün değil. Sezonun dörtte üçünün yerinde sayarak geçtiği büyük çoğunluğun içerisinde yer alan milli takım seviyesindeki oyuncuların en azından iki üç aylık süre içerisinde daha doğru antrenman yapmasını, daha sağlıklı yapıda basketbol oynamasını, kendi gelişim süreçlerinde ilerleyebildikleri yaz dönemi geçirmelerini sağlamak hem kulüplerle organize olmaktan daha kolay hem de madalya kazanmaktan daha değerli.

Kulüplerle bu yapıyı oluşturabilecek basketbol ortamına sahip olmayı ben de isterdim ancak bunu bir süre daha başaramayacağımız ortadayken en azından yaz dönemini basketbolcu adaylarının gelişimlerine katkı sağlayacak biçimde planlayabilir, madalya kazanmayı amaç değil araç haline getirebiliriz.

Onur Coşkun

Website:

Bir yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir