Yazar: Patrick Kingsley / The New York Times

Çeviri: Kemal Rutkay Özcan / TrendBasket


Birleşik Amerikalı basketbolcu Ekpe Udoh, bir modern Gulliver’in Lilliput’ta gezinebileceği şekilde İstanbul’daki kulübünde rahat rahat yürüyor.

30 yaşındaki Bay Udoh 2.08 boyundaki bir dev. Onu bekleyen yüzlerce Fenerbahçe taraftarı ondan gözle görülür şekilde daha kısa. Ve Jonathan Swift’in taşlamasındaki ufak Lilliputlular gibi, bu devin gözlerinin önünden ayrılmasına müsaade etmek istemiyorlar.

Bu taraftarlar, ne var ki, barış için geliyorlar: Onunla sadece bir selfie istiyorlar, onun özgürlüğünü değil. “Ekpe, buraya!“. Dönüyor, gülümsüyor, fotoğrafı çekiyorlar. “Ekpe, buraya!“. Dön. Gülümse. Fotoğraf. Bir dizi küçük adımla güçlükle ilerleyerek, Bay Udoh aşağıdaki sokağa yedi dakikada ulaşıyor.

O sadece bir oyuncu değil.” diyor 29 yaşındaki bir taraftar, Emre Elmas, Udoh’un bağlılığını açıklaması istendiğinde. “O, Türk kültürünü araştırıyor. Türk insanını anlıyor.

Bay Udoh, NBA’de Golden State Warriors ve Milwaukee Bucks’ın eski pota altı oyuncusu, hiçbir anlamda Türkiye’de basketbol oynayan ilk Amerikalı değil. Amerikalı öğretmenler bu sporu yirminci yüzyılın ilk yarısında buraya getirdi. (Ve “Beyaz Gölge”, bir Amerikan dizisi, 1980’li yıllarda popülerleştirdi.)

O şu anda ekmeğini burada kazanan tek Amerikalı da değil: Geçtiğimiz sezonda 131 Amerikalı Türkiye’de forma giydi.

Ancak o, en popülerleri olduğunu iddia edebilir. Saha içerisindeki başarıları buna yardım ediyor. Türkiye’nin ileri gelen kulübü Fenerbahçe’deki iki yılında iki yerel lig şampiyonluğu ve bu yılın EuroLeague şampiyonluğunu kazandı; dünyanın ABD dışındaki en rekabetçi liginde.

Ancak Udoh’un tanınırlığına en çok katkıda bulunan şey, onun saha dışındaki davranışları.

Edebiyatla ilgili hayranları için bir kitap kulübü yürütüyor. Hatırlanacağı gibi geçen Kasım’da onlara okumaları için Sabahattin Ali’nin klasik romanı Kürk Mantolu Madonna‘yı göndermişti.

Tara Todras-Whitehill for The New York Times

Tara Todras-Whitehill for The New York Times

Atatürk Projesi” adını verdiği projeye, modern Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün fikirlerine ve yaşamına dair kişisel bir hızlandırılmış kursa, dalmış durumda.

Bir noktasında yolunu Çiya Sofrası’na, bir keresinde The New Yorker’da tanıtılmış, ünlü bir Anadolu restoranına çevirdiği, favori İstanbul restoranlarının fotoğraflı bir blogunu tutuyor.

Bir grup hayranı için bir sinema günü organize etti ve okulları ziyaret etti. Lise son sınıf öğrencilerine sınavlarının öncesinde bir iyi şanslar mesajı gönderdi. “Hayatım boyunca bunun gibi bir şeyi hiç görmedim.” diyor 17 yaşındaki Zehra Tangüzer, bu jesti takdir eden bir öğrenci. “O sadece basketbolcu Ekpe Udoh değil. O, bir ağabey gibi.

Ve Türkiye’nin basketbol uzmanları da buna katılmaya meyilli.

1980’li yıllardan bu yana Türkiye’de birçok Amerikalı oyuncu oldu ve onlar da yetenekliydi. Ancak Ekpe, taraftarlarla olan ilişkisinden ötürü farklı.” diyor Caner Eler, Türkiye’nin önde gelen spor dergisi Socrates‘in Genel Yayın Yönetmeni. “Hayatın spor dışındaki alanlarına karşı çok güzel bir farkındalığı var.

Kendisinin de itiraf ettiği üzere, Bay Udoh Türkiye’ye taşınmak konusunda her zaman çok hevesli değildi. 2015’in ortasında Fenerbahçe’ye imza attıktan sonra NBA hayalinin – şimdilik – sona erdiğini kabullenmek birkaç ayını almış. Golden State ve Milwaukee’deki beş vasat sezonun akabinde, Los Angeles Clippers ile maç başına dört dakikadan az süre aldığı, kenarda geçen depresif bir yıl geçirmişti.

İstanbul’a varan Bay Udoh, ailesinden ve arkadaşlarından binlerce mil uzakta, depresif ve yalnız hissediyordu. Nijeryalı göçmenlerin – radyolog bir babanın ve hemşire bir annenin – oğlu olarak çocukluğunu Oklahoma’da, kolej günlerinin çoğunu da Baylor Üniversitesi’nde, Teksas’ta geçirmişti. Yurtdışında bir hayat için çok az hazırdı.

Hoo, çok acımasızdı.” diyerek o günleri hatırlıyor Bay Udoh yakınlarda verdiği bir röportajda. “Sanırım Ocak, Şubat aylarına kadar denizaşırı bir ülkede olduğumu kabul etmedim.” Nihayetinde, “Evet, buradayım. Elimden gelenin en iyisini yapayım.” diye düşündü.

Ve bu [tecrübe], başlangıçta, yüzü ülkedeki çoğu ofisin ve dükkanın üzerinde beliren bir adamın kimliğini deşifre etmeyi de içeriyordu. Bay Udoh önce spor salonunda, ardından dairesinde gördüğü bu yüzden kaçmanın zor olduğunu keşfetti. “‘Bu adam da kim?’ diye düşünüyorsunuz.” dedi Bay Udoh. “Evet, o önemli biri olmalı.

Tara Todras-Whitehill for The New York Times

Tara Todras-Whitehill for The New York Times

Bu adam, tabi ki, Atatürk idi. Ve zaman geçtikçe, Bay Udoh onunla artarak ilgilenir hale geldi: Atatürk’ün hayatına adanmış bir müzeyi ziyaret etti, Atatürk portrelerinin yanında dururken çekilmiş resimlerini paylaştı ve iki Atatürk biyografisi satın aldı. Biyografilerle olan bir fotoğrafı Türk sosyal medyasında adeta patladı.

Tabi ki de mükemmel değildi.” dedi Bay Udoh. Ancak ekledi: “Atatürk’ü kadın haklarından ötürü çok seviyorum. O, kadınlara daha çok şey yapmaları için, zeki olmaları için destek oldu.

Etkilendim bundan.” dedi.

Bay Udoh’un merakında pek az özenti var. Bir Türk gazeteci tarafından kendisine Orhan Pamuk, Türkiye’nin halen hayatta olanlar içinde en çok bilinen yazarı sorulduğunda, Bay Udoh cevapladı: “O kim?

Ve Fenerbahçe’nin EuroLeague zaferinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yakın zamanda buluştuklarında, Bay Udoh liderin geniş, 1100 odalık sarayını tartışmakla daha çok ilgiliydi.

Beyaz Saray’ı sıradan bir ev gibi gösteriyor. Bu yerin bu kadar büyük olması inanılmaz. Ve korumalar mümkün olabilecek her yerdeler.

Güvenlik, geldiğinden bu yana Bay Udoh için yaygın bir endişe oldu. Türkiye’deki iki yılı geçen yazki bir darbe girişimi ve Yılbaşı günü Reina’da, Bay Udoh’un evinin İstanbul Boğazı’na göre karşı tarafındaki popüler bir gece kulübünde gerçekleşen saldırı dahil, biri IŞİD, biri Kürt milliyetçileri tarafından düzenlenen iki terör saldırısına tesadüf etti.

Bir IŞİD aktivisti orada 39 kişiyi öldürdüğünde, Bay Udoh çoktan dua etmiş ve yatağına gitmişti. Ancak sabah uyandığında saldırının haberleri hassas bir noktaya değiniyordu.

Daha önce orada bulundum – biliyorsunuz geçen sene orada Türkiye şampiyonluğumuzu kutladık – ve boğazın hemen karşı tarafında uluslararası insanlar öldü. Bu fazla yakın.” dedi Bay Udoh. “Neredeyse ölümün gözlerinin içine bakıyorsunuz.

Tara Todras-Whitehill for The New York Times

Tara Todras-Whitehill for The New York Times

Fakat genel olarak, Türkiye’nin ne kadar normal ve hoş olduğuna şaşırıyor Bay Udoh – hatta, evinde alışık olduğundan çok da farklı değil.

ABD’de yaşarken bombalamaları, dünyada Müslümanlara dair gündemin nasıl olduğunu görüyorsunuz.” dedi ABD’yi daha evvel sadece dört-beş kez terk eden Bay Udoh. “‘Aman Tanrım, bütün bu çılgınlıklarla nasıl başa çıkacağım?’ diye düşünüyorsunuz. Ardından buraya geliyorsunuz ve ‘Adamım, bu çok güzel.’ diyorsunuz.

İşin gerçeği; Türkiye hakkında inandırıldıklarıyla burada yaşadığı tecrübeler arasındaki ayrıklık onu memleketiyle alakalı bildiği şeylerin çoğunu sorgulamaya telkin etti.

Bu yüzden, Bay Udoh Türkiye çalışmalarıyla ortaklaşa olarak Amerika’nın siyah tarihine dair bildiklerini yeniden incelemeye başladı. Önce siyah Amerikalılara uygulanan tıbbi deneyleri anlatan Henrietta Lacks’in Ölümsüz Yaşamı‘nı okudu. Ardından, Harriet A. Washington’ın aynı konuya değinen kitabı Tıbbi Irkçılık‘ı ele aldı.

Bu keşif ve gelişme süreci saha içinde de devam etti. ABD’de, Udoh zayıf bir hücum oyuncusu olarak değerlendiriliyordu. Lakin Türkiye’ye geldiğinden bu yana, basketbol uzmanlarının dediğine göre, şutu ve hücumu gelişti – Bay Udoh’un Fenerbahçe’nin Koçu Zeljko Obradovic’e atfettiği bir değişimle.

Gerçekten çok çalıştı. Evrim geçirdi.” diyor Uğur Ozan Sulak, popüler bir uydu kanalı olan beIN Sports’un basketbol yorumcusu. “Artık o çok yönlü bir oyuncu ve ihtimal ki şu anda Avrupa’nın en çok aranan oyuncusu.

Amerikalı oyuncular bir kez EuroLeague’e düştüklerinde, nadiren NBA’e dönerler. Fakat Bay Udoh’un dönüşümü öylesine korkunçtu ki bazıları onun bir istisna olabileceğini düşünür oldu. Bu yaz Philadelphia 76ers’a gideceği dedikoduları da beraberinde geldi. (Bay Udoh “Yorum yok.” dedi.)

Bay Udoh’un bazı hayranları onun böyle bir hamleyi kabul edeceğine inanamıyor, Türkiye’nin her şeyiyle alakalı çok hevesli olmasından dolayı. “Ayrılmayacak.” diyor Bay Elmas, Fenerbahçe stadının dışındaki taraftar. “Burayı seviyor.

Ancak Bay Elmas gibileri yakında acımasız bir darbeyle karşı karşıya kalabilir. “Günün sonunda, bu ayrıca bir iş.” dedi Bay Udoh, mahcup bir biçimde. “Ve NBA dünyanın en iyi ligi. Kim en iyi yerde olmak istemez ki?


Yazının orijinal haline buradan ulaşabilirsiniz.

Kemal Rutkay Özcan

İletişim: kemalrutkayozcan@gmail.com Twitter: krutkayozcan

Website:

Son Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir