Hido’nun tekrar NBA’de şans bulabilmesi çok iyi bir gelişme. Üstelik uzun süre oynamaması, formunu kaybetmesi gibi nedenlerden ve doping mevzularından sonra bir contender’da şans bulabilmesi ise büyük bir şans. Clippers’a nasıl faydalı olabileceğinden ve kariyerinin son senelerini Clippers’ta geçirme ihtimalinden bahsedelim.

Hidayet NBA macerasına pozisyonuna göre uzun, nispeten hızlı ve fena şutu olmayan bir oyuncu olarak başladı. Ama ona “en çok gelişme gösteren oyuncu” ödülünü ve büyük kontratını aldıran en önemli özelliği, Orlando Magic’te Point-Forward olarak oynayabilmesi oldu. Yani oyunu forvet pozisyonundan kurması ve topu onun yönlendirmesi onun en büyük artıları. Buna ek olarak maç sonlarını iyi oynayabilmesi (Mr. Fourth Quarter) de büyük etkendi. Hidayet bu özelliğini Magic’ten sonra oynadığı takımlarda Raptors ve Suns’ta gösteremedi. Raptors ile bir türlü kimyası tutmadı, Suns’ta ise alışık olmadığı 4 numara pozisyonunda kullanılmaya çalışıldı ve bu hiç iyi sonuçlanmadı. Daha sonra Howard’ın isteği ile tekrar Magic’e döndü ve eskisi gibi olmasa da oyununu tekrar kazandı. Ama daha sonra sakatlıklar, düşük form ve doping mevzusu derken Hidayet iyice gözden düştü. Magic’in rebuild planına uymadığı da açıktı ve sonunda serbest bırakıldı.

Hidayet’in Clippers macerası ile ilgili haberleri görünce heyecanlandık. Antrenman iyi geçmişti ve Koç Rivers, Hido’yu bir oyuncu olarak sevdiğinden ve antremanda her yerde şutlarını soktuğundan bahsetti. Daha sonra imza geldi. Hido’nun yeni macerası başladı.

Rivers izlediğimiz sayılı maçta onu hep 4 numara olarak kullandı ve takıma, topun Hido’nun elinde olması ve oyunu yönlendirmesiyle ilgili bir direktif vermemiş gibi gözüktü. Ayrıca Hidayet’in de yüksek tempoda açık bir şekilde zorlandığı ve erken yorulduğu da gözlemlendi. Bu bir kaç maçı bu yüzden Hidayet’in tekrar form tutabilmesi için görmek ve belli bir rol vermeden sahaya sürmek olarak görebiliriz.

Gerçekçi olmak gerekirse Hidayet’in şu an bir takıma yararlı olabilmesinin tek yolu, ona bir önceki yüklü kontratı verdiren en önemli özelliğinin kullanılması, yani onun Point-Forward şeklinde kullanımı olabilir. Paul dinlenirken oyunu yönlendiren ismin Hido olması ve Collison’ın daha skorer guard şeklinde kullanılması Clippers için uygun olabilir. Ama bench’ten gelen bir başka isim Crawford da topu elinde tutmayı seven bir guard ve Clippers hücumu için çok kritik bir rolde. İzlediğimiz maçlarda da Hidayet ile beraber sahada oldular ve topu genellikle hep o yönlendirdi. Paul sakatlıktan dönünce Collison da bench’ten gelecek ve bu durumda topu kimin yönlendireceği gerçekten merak konusu.

Rivers, Hidayet’in bu özelliğini kullanmadan ondan verim alabileceğini düşünüyorsa bekleyip göreceğiz. Ama artık pozisyonuna göre yavaş olan, 4 numaraları savunmakta tüm kariyeri boyunca sorun yaşayan ve şut formunu da son yıllarda kaybetmiş olan Hidayet’ten beklenen bu ise onu zor günler bekliyor. Sonuçta Hidayet’in yararlı olabilmesi için topun onun elinde olması lazım. Kendisi de bunun farkında. Raptors formasıyla yaptığı meşhur açıklamada olduğu gibi top onun için çok önemli. BALL.

Daha Mutlu Olamam: Kyle Korver ve Üçlük Serisi

Ard arda üçlük isabet bulma serisini ben yazıyı tamamlayana kadar 109’a çıkaran Korver beni ve diğer bütün şutorseverleri sevindirmeye devam ediyor. Yıllarca takım takım dolaşmış hepsinde rotasyonda olmayı başarmış olan Korver gerçekten NBA’in gördüğü en saf şutörlerden biri. Hawks artık sonucu belli maçlarda Korver üçlük atmamışsa tüm hücum planını o üçlük atsın diye değiştirmeye bile başladı. Takım arkadaşlarının da Korver’a bu denli destek verdiğini görmek gerçekten sevindirici.

İki Ekmek Kap Gel: Andrew Bynum

Bynum’un “basketbol oynamak istemiyorum” diye kabaca özetlenebilecek (biraz çarpıtılarak da olsa) açıklamaları ve takım kimyasını bozacak hareketleri onu Cavs’den ayırdı. Bir sürü takımın da kendisi ile ilgilendiği haberleri gelmesine rağmen, kimsenin ona tam olarak güvenememesine de yol açtı. Şimdilik rota Nets ya da Clippers gibi gözüküyor. Bakalım Bynum kafasını toplayıp tekrar basketbol oynamaya başlayabilecek mi? Literally.

 

Hazır Aklıma Gelmişken: Çeyrek Sezon Ödüllleri

Sezonun çeyreğini, hatta üçte birini geçmiş durumdayız. Yani şu ana kadar gösterilen performanslara dair bir değerlendirme yapıp, sezon sonu pişman olacağımız seçimler yapmanın tam vakti.

(Yazıyı tamamlayana kadar sezon daha da ilerledi ama olsun.)

Sixth Man – Altıncı Adam: Manu Ginobili

12.5 sayı 4.6 asist ortalamalarıyla oynuyor. Takımına yaptığı etki ise bu rakamlardan çok daha fazla. Diğer adaylardan bir adım önde görme sebebim de bu etkiden kaynaklı. Takımın liderliğinin sahadayken onda olması, Parker ile aynı anda sahadalarken bile oyunu onun yönlendirmesi ve gerektiğinde de skor yükünü üstlenmesi durumu “bak seçmezsen gönül koyarım” seviyesine getirdi.

Kızmadın Değil Mi?: Reggie Jackson.

Almost-Harden seviyesine erişen Jackson, böyle devam ederse ibre ona kayabilir.

Bu arada bench’ten inanılmaz bir performans gösteren Isaiah Thomas belki aralarında en iyisiydi ama ilk beşe yerleşti. Yani o kadar iyiydi. Aslında sezonun şu ana kadar olan bölümünden bahsettiğimiz için buna aday olabilirdi ama yine de kendisini hala bir altıncı adam olarak göremedim, yapamadım Melis.

Most Improved Player – En Çok Gelişme Kaydeden Oyuncu: Eric Bledsoe

Evet. Gelişme göstermesi bekleniyordu. Ama bu kadar fazla olması bekleniyor muydu bilemiyorum. Suns’ın sürpriz başarısının en önemli isimlerinden biri. Hem bir oyun kurucu olarak oynuyor, hem içeri müthiş drive ediyor, hem boş şut sokuyor, hem de rakip takımın en iyi kısasını tutuyor. Maalesef sakatlandı ve 2 ay gibi bir süreyle sahalardan uzak kalacak. Döndüğünde şaşırtmaya devam eder umarım.

Kızmadın Değil Mi?: Anthony Davis.

Rookie of the Year – Yılın Çaylağı: Michael Carter-Williams

Yılın çaylağı kesinlikle bu diyebileceğimiz bir aday ortaya koyamıyorum. Hepsi birbirine yakın performanslar gösteriyor. Ama hem bir adım önde gördüğüm hem de aralarında en sürpriz olarak nitelendirebileceğimiz isim MCW. Sakatlıklar yüzünden bolca maç kaçırsa da az farkla kendisini diğer adaylardan önde görüyorum.

Kızmadın Değil Mi?: Trey Burke.

Coach of the Year – Yılın Koçu: Terry Stotts

Bu sene, geçen seneye oranla çok az bir personel değişikliği ile yola başlayan Portland’ı, NBA’in en iyi hücum yapan takımına dönüştüren Terry Stotts’a hakkını teslim etmek gerek. Portland gerçekten harika hücum ediyor. Hücumları büyük ölçüde şuta dayalı olduğu için formları düşebilir, biraz gerileyebilirler ama bunun kısa sürecek bir sürpriz olmadığını gösterdiler.

Kızmadın Değil Mi?: Jeff Hornacek ve Frank Vogel.

Sezonun bir başka sürprizi Suns’ın koçu Hornacek de harika bir iş çıkardı. Eldeki oyuncu profili için en doğru oyunu seçti ve bunu çok iyi uyguladı. Suns heyecan vermeye devam ediyor.

Ayrıca bu ödül genellikle bu amaçla kullanılmasa da Frank Vogel’a da özel bir parantez açmak gerek. Vogel takımın başına geldiğinden beri takımına her sene bir seviye daha atlattı ve geçen sene çok iyi bir takım olan Pacers şu anda elit bir takım haline geldi.

Defensive Player of the Year – En İyi Savunma Adamı: Roy Hibbert.

Yani.

MVP – En Değerli Oyuncu: Kevin Durant.

Kabul edelim yarış yalnızca ikisi arasında devam ediyor. (Paul George seni dürttü.) Sezonun şu ana kadar olan bölümünde James her ne kadar yine inanılmaz oynasa da Durant’in takımı için daha kritik işler yaptığını düşünüyorum. Özellikle Westbrook’un yokluğunda Durant, koçunun bile açıklarını kapatıp, takımını hala en üst seviyede tutmayı başardı.

Kızmadın Değil Mi?: Lebron James.

Boğaç Soydemir.

https://twitter.com/educatedear

Bir yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir