Geri1 of 15

Ne bekliyorduk, ne oldu?

Yaz transfer döneminin sonuna gelinip, Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı’nın oyuncu kadrosu netleştiğinde basketbola az çok ilgisi olan, olmasa da varmış gibi davranan hemen hemen herkesin aklında benzer soru işaretleri vardı. Takımın verimli nasıl hücum edeceğinden tutun da gerçekleştirilen transfer hamlelerinin bireysel bağlamdaki yeterliliğine değin birçok konu tartışılır hale gelmişti. Sezonun bu döneminde, henüz, ulaşılmış bir hedef olmadığı için methiye bölümünü oldukça çetin geçmesi muhtemel Top 16 sonrasına bırakarak biz ne bekliyorduk, Fenerbahçe bize ne sundu onları anlatmaya başlamak istiyorum.

Jan Vesely

Şu günlerde Ülker Sports Arena’nın tepesinde yer alan 2014-2015 Final Four yazılı flamanın o salona girmesini sağlayan takımın karakterinden hayli farklı bir yapıda oyuncu kadrosu oluşturma isteğiyle sezona başlayan Fenerbahçe’de önceliğin savunma kurgusunda olacağı ve hücum çarklarının belirli noktalar üzerinden sistem kavramı içerisine alışılmışın dışında, fazlasıyla hapsedilerek döndürülmeye çalışılacağını öngörüyorduk. Sezonun şimdiye kadar gelişen bölümünde birazcık patladığımızı itiraf etmeliyim doğrusu. Jan Vesely-Ekpe Udoh ikilisi ile boyalı bölgede kurulan etten duvarın potansiyelini az çok tahmin etsek de hücum için çok büyük bir silah olarak nitelendirdiğimiz Luigi Datome’nin sadece özveri göstererek savunma kurgusundaki tüm taşların çok kısa sürede yerine oturmasını sağlayacağını düşünemedik.

Fenerbahçe’nin Ülker Sports Arena’da kazandığı Real Madrid ve Khimki Moskova karşılaşmalarında iki ekibi de bozguna uğratan hamle, Nikola Kalinic’in iki numara, Luigi Datome’nin üç numaralı pozisyonlarda değerlendirildiği kurgusal mantık oldu. İtalyan oyuncunun dört numarada kullanıldığında hücuma kazandıracağı tüm artılardan feragat ederek ördüğü etten duvara Avrupa’daki en sağlam tutkalı sürdü Zeljko Obradovic. Kostas Sloukas yahut Bobby Dixon ile tam sahada rakibe eşlik eden Fenerbahçe, top kendi yarı alanına geldiği anda Kalinic ve Datome ikilisiyle pozisyonlarına oranla oldukça yüksek bir ön alan savunma hattı oluşturdu. Yetenekli oyunculara sahip olup, tempoyu üst çizgide dikte edebilen takımlar bu hattı dönemsel olarak geçmeyi başardıklarında ise arkada tokatçı kardeşler ile karşılaşmak zorunda kaldı ki ön savunma hattını geçmek için harcadıkları enerjiyi düşündüğünüzde Vesely veya Udoh’u gördüklerinde kontrol mekanizmasını yitirmeye başladıklarını az çok tahmin edebilirsiniz.

Geri1 of 15

Ne bekliyorduk, ne oldu?

Onur Coşkun

Website:

Bir yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir