Euroleague Final Four Medya Günü’nde gerçekleştirdiğim röportajlar dizisinin sıradaki ve son konuğu Sırp basketbolunun yükselen değeri Bogdan Bogdanovic!

Top 16’nın ikinci yarısından itibaren gösterdiği performansla bambaşka bir seviyeye çıkan yıldız oyuncuyla kariyer geçmişi, bugünü ve geleceği konuştuk… Sorduğum hiçbir soruya politik cevap vermeyerek içtenlikle sohbetime eşlik Bogdan Bogdanovic’e teşekkür ederken sizi de daha fazla bekletmeden bu keyifli söyleşi ile yalnız bırakmak istiyorum, hazırsanız başlıyoruz?

Bogdan, kariyerinin hemen başında Dusko Vujosevic ile çalıştın ve ardından da Zeljko Obradovic’in yanında buldun kendini. İki koç da basketbol parkesi üzerinde otoriter ve sert kimlikleri ile tanınan isimler… Basketbol hayatının ilk bölümünde her ikisiyle de çalışmak sana neler kattı?

Bu soruyu beklemediğimi itiraf etmeliyim. (Gülüyor) Her şeyden önce iki koç da karakter farklılıklarına rağmen çok değerli insanlar ve ikisiyle de çalışma fırsatı bulduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Onlarla çalışırken her antrenmanı iyi geçirmeniz ve hayatınızdaki en temel şeyin basketbol olması gerekir. Yarışmacı karaktere sahip olmayan insanların gerek Koç Vujosevic gerekse de Koç Obradovic ile başarılı olabilmesi imkansız, bu durum boşa vakit kaybetmek olur. Basketbolu gerçekten sevmelisiniz ki onlar da size güvenebilsin. İnsanların özellikle Koç Obradovic konusunda yanlış anladığı bir nokta var… Koç, sizden sürekli iyi oynamanızı asla beklemez; sizden beklediği şey iyi olmak için sürekli çalışmanızdır, kendisi hayatımda gördüğüm en çalışkan insanlardan biri.

Zeljko Obradovic konusuna girmişken oradan devam edelim istiyorum. Onunla çalışmanın en enteresan yanı senin için nedir Bogdan?

Partizan’dayken oyunumda temel hedefim şutumu geliştirmekti. Koç Obradovic ile çalıştığım ilk günden beri oyunumdaki hemen hemen her şeyi az veya çok yukarı çekmem gerektiğinin farkına vardım. Basketbol değişiyor ve bizler sadece belirli şeyleri yeterli seviyede yaparak başarılı olamayız, en azından ben bunu istemem. Koçu televizyondan bize bağırırken gördüğünde insanların bazen şaşırabildiğini ya da hatalarımızı anlatırken sinirli gözükmesinin oyuncuları olumsuz etkilediğini düşündüklerini tahmin edebiliyorum ama yanılıyorlar… Kendi adıma konuşmam gerekirse Obradovic ile çalışırken hata yapmaktan korkmuyorum çünkü hatanızı veya oyunla ilgili bir yanlışınızı size anlatmasını ondan istediğinizde programlarını iptal edip, tüm gününü size ayırabilir.

mozzartsport.com

mozzartsport.com

Son saniyede attığın üç sayılık basketlere geçelim istiyorum, bunun için özel bir çalışma yapıyor musun? Eski röportajlardan Sasha Djordjevic ve Dejan Bodiroga gibi oyuncuların antrenmanlarda şutları sanki son saniyeyi yaşarmış gibi attıklarını biliyoruz; senin için durum nedir?

Bu tarz ekstra bir motivasyon kaynağım yok, son saniye şutları için de özel bir çalışma yapmıyorum. Dürüst olmak gerekirse yoğun maç trafiğinde sadece şut çalışacak bireysel antrenman boşluğu bulamıyorum. Son saniyede attığım basketler tamamen hissetmek ve rekabetçi olmakla alakalı. Kaybetmek istemiyorum, galibiyetin benim ellerimde olduğunu biliyorum ve sadece o anı yaşıyorum. Biraz da iyi yaptığım şeyleri Koç Obradovic’e daha sık göstermek istiyorum. (Gülüyor)

Geçen yıl takımda birçok skorer ve yaratıcı oyuncu vardı ancak bu sezon durum biraz daha farklı… Şimdiki takım kimyasının performansının yukarı çıkmasında sence ne derece etkisi var?

Etkisinin seviyesini gerçekten bilmiyorum ancak sana şöyle açıklayabilirim sanırım: Geçen sezon da takım içi uyumumuz gayet iyiydi ve başarılı bir dönem geçirmiştik ancak bu yıl her şeyin inanılmaz olduğunu söylemeliyim. Takım içi kimyamız, arkadaşlıklarımız ve soyunma odasındaki motivasyonumuz çok daha iyi. Bu takımdaki her oyuncu herkese yardımcı olmaya çalışıyor ve bence performansım da artışta hepsinin büyük katkısı var.

Top 16’nın ikinci yarısından itibaren yukarı çıkan bir performansın söz konusu… Sezon başı ve Top 16’daki o dönemde senin için ne değişmişti?

Hiçbir şey… Koç, bana sürekli hazır olmamı ve benim de vaktimin geleceğini söyledi; kendime sürekli inandım. Çok çalışırken şutuma ve savunmama daha fazla neler katabilirim diye düşündüm hep. Sırbistan ile altı milli takım hazırlık dönemi ve turnuva geçirdim; kulüp sezonu açıldığında vücudunuzda yorgunluk hissetmek söz konusu ve işler ilk bir iki ay gerçekten hiç kolay değil.

Son olarak Sırbistan’ın değerli bir parçası olarak sana FIBA ile Euroleague arasında yaşanan savaşı sormak istiyorum. Bizim için olayı kendi pencerenden yorumlayabilir misin?

FIBA, Sırbistan’ın da içerisinde olduğu bazı ülkeleri uluslararası turnuvalardan kesmekle tehdit ediyor, bu gerçekleşir mi gerçekleşmez mi bilmiyorum ancak ülkem hazır olmamı istediğinde ben mücadeleye hazır olacağım. Olayın bir de tatil boyutu var ki bazı oyuncular için ülke şampiyonlarının olmadığı yaz döneminin inanılmaz olacağı bir gerçek çünkü bu daha fazla tatil, daha fazla güneş ve kum demek. (Gülüyor)

 

Onur Coşkun

Website:

Bir yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir