“Senin için, annem” – Ricky Rubio | ÇEVİRİ

O sezon cehennem gibi geçti. Sürekli inişler ve çıkışlar yaşadım. Ama daha çok inişler yaşadım. Gelişmeleri öğrenmek için hemen hemen her gün babamı arıyordum. Bazen telefonu aceleyle kapatması gerekiyordu çünkü annem ya kendini iyi hissetmiyordu ya babamın ona yemek hazırlaması gerekiyordu ya da annemin kusması gerekiyordu.

Kendimi çok uzakta hissediyordum. Her maçtan sonra kendimi bir otelde, bir şehirde buluyor ve “Benim burada ne işim var? Onun yanında olmalıyım.” diye düşünüyordum.

O yıl All-Star arası için uçak bileti ayırttım. Ara sadece dört gündü ve yolculuk 17 saat sürüyordu ama gitmeliydim. Flip’i düşündüğümü hatırlıyorum. Gitmek zorunda olduğumu anlayacağını biliyordum.

Annem kapıyı açtığında onun yüzünü görmek… Dünyadaki en iyi histi. Babam bana gelişimin annem için en iyi ilaç olduğunu söyledi. Ama annemin canının acıdığını görebiliyordum. Her fırsatta elini tuttum, tüm vaktimi yatakta yanı başında geçirdim. Onu bırakmak istemiyordum. Bana vazgeçmeyeceğini söyledi.

Bir gün sonra dönmem gerekiyordu.

İki ay sonra sezon bitti. Parkede yapmam gerekeni yaptım. Ama bunu yapmak çok zordu. Aklım kilometrelerce ötedeydi. Hep annemi düşünüyordum. Sezonun son maçından sonra tekrar eve döndüm.

Annem birkaç hafta sonra öldü.

Sevdiğiniz biri öldüğünde sis tarafından sarıldığınızı hissedersiniz. Ben böyle hissetmiştim. Yönsüzdüm. Her yıl Minnesota’ya hazırlık kampı için döndüğümde güne aynı şekilde başlardım, annemle FaceTime yaparak. Onun ölümünden sonraki ilk sezon sabahları uyanır uyanmaz onu aramayı düşünürdüm. Bu durum yüzünden telefonumu parçalamak isterdim. Ama onun numarasını silemezdim. Hatta ona bazen mesaj bile atıyordum. Hala da atıyorum. Bir süre aklımı yitirdiğimi sandım. Kendi kendine konuşan insanlar olur ya…

O yılın kalan kısmında çoğu zaman öfkeliydim. Birçok şeyi suçladım. Basketbolu suçladım. Hissettiklerim için etrafımdakileri suçladım. Her şeyi suçladım.

Depresyon geçirdim.

Ondan sonra basketbola farklı baktım. Hayatı farklı gördüm. Hiçbir şey eskisi gibi ciddi görünmedi bana. Sanki sadece bir maç oynuyormuşuz gibi hissettim. Bazen parkeye çıkıp top oynamak ve her şeyi unutmak beni rahatlatıyordu. Ancak bu sonsuza kadar işe yaramıyor. Elimden geldiğince temkinli davranmaya çalışıyor ama hala boğuluyor gibi hissediyordum. Bunu nasıl açıklayacağımı bilmiyorum. Bunu tek başıma nasıl düzeltebileceğimi de bilmiyordum. Bunu, nihayet yardım aldığımda, bir terapistle konuşmaya başladığımda öğrendim.

Arkadaşlarıma, babama, erkek ve kız kardeşime yaslandım. Beni olduğum kişi, hep olduğum kişiye döndürdüler, anasının kuzusuna.

Annem gitmiş olsa da ona hala yakın olabileceğimizi biliyorlardı.

Anneme bir gün Mayo Clinic’ten dönerken söylediğim bir şeyi hatırladım.

Hayatı boyunca istediği tek şey, başkalarının mutlu olmasına yardım etmekti. Ben küçükken arkadaşlarım eve geldiklerinde onlara en sevdikleri yemekleri sorar ve o yemekleri pişirirdi. Annem böyle biriydi.

Rochester’dan daha kötü bir haberlerle döndüğümüz farklı bir yolculuktan dönerken ona önemli bir şey söylemiştim, ona ne olursa olsun, onunla aynı savaşa veren birçok insana yardım edeceğimizi söyledim.

Ona bunun sözünü verdim.

“Anneme hala mesaj atıyorum”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

İlgili Haberler