Özel Adam

https://cdn3.vox-cdn.com/uploads/chorus_asset/file/3447676/usa-today-8378606.0__1_.0.jpg

Crescent City Books, French Quarter’daki saklı mücevherlerden biri. Sahaf dükkanı, Jean Baptiste Bienville şehir planlamasını yaptığından beri orada gibi görünüyor. Yeni kitaplar, eski kitaplar, nadide basımlar ve artık basılmayan yayınlar üst üste tavana kadar gidiyor. Burası öyle bir yer ki Jack Burden’ı All The King’s Men’de araştırma yaparken bulabilirsiniz.1

Jackson Meydanında yaşayan ve Bourbon Street’ten(New Orleans’ın barlar sokağı) ömür boyu kaldırılan çingeneler ve falcıların bir kaç blok ötesinde konumlanan Crescent City Books, Quarter’ın ve New Orleans’ın bir yansıması.

Eğer yeterince iyi bakarsanız, burada istediğiniz her şeyi bulabilirsiniz. Tabi ki parti var, fakat derinden bakın. New Orleans, uğursuz heyecanlar ve manevi duygulardan oluşan kokteyliyle sizi çağırıyor. Kanınıza işliyor, her seferinde asla tam olarak anlayamayacağınızın bilinciyle sizi keşfetmeye davet ediyor.

Burada mahvedici yoksulluk ve akılalmaz suçların yanında sanat ve müziği bulabilirsiniz. Keder ve ihanetin içinde kahkaha ve misafirperverliği bulabilirsiniz. Hatta yeniden doğmaya çalışan bir basketbol kültürünün izlerini bir kitapçıda bulabilirsiniz.

Burası Michael’i bir hafta önceden Pelicans-Mavericks maçını yaşarken bulduğum yer. Aslında o, Anthony Davis’i basketbol oynarken izleme deneyimini yeniden yaşıyordu.

Davis oyunun her yerinde. Şutları blokluyor, pas arası yapıyor ve çılgın son çeyrek geri dönüşlerinde zıplayarak şutları yağdırıyor. Davis birden ortaya çıkan bir organizasyon için üzerine takım kurulacak mükemmel bir oyuncu. Eğer basketbol hakkında hiçbir şey bilmiyorsanız, bu çocuğun nereden geldiğine hayret edersiniz. Eğer biliyorsanız, yine hayret edersiniz.

https://trendbasket.net/wp-content/uploads/2015/03/usa-today-8347641.0.0.jpg

Birkaç dakika konuştuk. Pelicans rağbet görüyor dedi. Fakat hala şehirle tam olarak ritim tutturabilmiş değiller. Ki şehir de NBA’in kendi temposuna adapte olmaya çalışıyor. Buna karşın New Orleans, pazar günü kilise ve Saints(şehrin NFL takımı) için nefesini tutan bir futbol şehri. Fakat bu Anthony Davis adamım! Anthony Davis dikkatini çeker. Eğer takım istikrarlı olarak kazanmaya başlayabilirse, Drew Brees2 Saints için neyse o da Pelicans için ‘O’ olabilir.

Karşılaştığım herkesle benzer konuşmalarım oldu. Bunların arasında bir müzisyen, bir lokantancı ve rakip takımın bençinin arkasında neşeyle kızdırıcı sorular soran bir doğaçlama komedyen vardı. Onlar sıradan taraftarlar değiller ve tanışmaları bir arkadaşın arkadaşı şeklinde ayarlanmış. Bu şehirde işler böyle yürüyor. Bu karşılaşma bir tesadüftü. Michael “Burası New Orleans. Burada sıkça bunu görürsün” dedi.

Birkaç gün sonra Davis’le konuştuğumuzda bunların hepsinden bahsettim. O gençliğin masumiyetini taşıyor ki bu hiç de küçük bir şey değil. Fakat daha önemlisi, bu sorumluluktan dolayı minnettar. Burası yıldızları seven, ama kendi yıldızlarını daha çok seven bir şehir. Başka bir şekilde ifade edecek olursak, New Orleaans’ı kimse New Orleans’ın kendini sevdiği gibi sevemez. Koç Monty Williams “Burada olmak isteyen birini istiyorlar.” diyor. “Bunu gösterirseniz, olay bitmiştir. Artık onlardan birisiniz.”

Tarih kimseden yana değil. NBA Kareem’den KG’ye, ondan LeBron’a zafere başka yerde ulaşacak genç oyuncuları yetiştiren küçük pazarların parçalanmış hayalleriyle dolu. New Orleans da Pete Maravich ve Chris Paul gibi sevdikleri ve kaybettikleri süperstarlarla kendi acı geçmişine sahip.

AD kafasını sallıyor.

Kazanmayı seviyorlar.” diyor. “Saints ile kazanmayı gördüler. Bir an için Chris Paul’lü Hornets ile gördüler. Ben sadece bunu geri getirmeye çalışıyorum. Eğer ‘O’ olmam gerekirse, kesinlikle olacağım. Bu basketboldan daha fazlası. Ben toplum için bir şeyler yapmaya, eğlence ve heyecanı şehre geri getirmeye çalışıyorum. Seviye atlamak ve ‘O’ olmak istiyorum.(Drew Brees yada Chris Paul gibi)

Bunu sadece taraftarlar beni sevsin diye yada onlara gerçekten burada olmak istediğimi göstermek için yapmıyorum. Bunu içimden geldiği için yapıyorum çünkü buradaki çocukların yerinde bir zamanlar ben vardım. Hiçbir şey olmadan ve sıradaki hamleyi nasıl yapacağını anlamaya çalışarak büyümek…


Ben Hales, pazarlama ve iş anlaşmalarından sorumlu Pelicans Başkan yardımcısı, şu beş mükemmel kelimeyi bir beyin fırtınası sırasında duymuştu: “Bunu asla yapmayacağımızı biliyorum, fakat..”

Özel Adam’ın arkasında, uzun süre önce bir mobilya mağazasının reklamında yer alan ikonik bir karakter var. Mağazaya parası ve kredi kartı olmayan bir kadın girer. Kadına Özel Adam’ı görmesi söylenir. Sonra Özel Adam “Let ’em have it”(bırakın alsınlar) der ve bu şehrin gayrıresmi sloganı haline gelir.

“New Orleans etrafında insanların sürekli ‘Let ’em have it’ dediğini duyarsınız.” diyor Hales. “Bu bir ifade haline geldi. Biri sizden bir şey ister ve ona verirsiniz. ‘Let ’em have it.’ Herkes bir anlığına durur ve ‘Adamım, bu harika.’ der.”

Plan Özel Adam’ı alıp indirimli bilet paketleri için bir reklama uyarlamaktı. Kadro muhteşemdi: Ryan Anderson girişi yapan abartılı konuşan ve peruğu tam oturmayan adam, Tyreke Evans Özel Adam’ın yardımcısı (Sorun yoooooook) ve Anthony Davis başrolde.

Başlangıçta ‘Bunu bana neden gösteriyorsunuz?’ der gibiydim.” diyor Davis. “Sonra uzunca açıkladılar ve bu çok hoşuma gitti. Sonra bunun New Orleans için ne kadar önemli olduğunu anlattılar. Bu gerçekten harikaydı.

Şüpheci aktörlerin desteğini almak bunun sadece bir parçasıydı. Hales ve ekibi reklamın orjinaliyle büyümüş insanları etkilemek için detayları çok iyi bilmeleri gerektiğinin farkındaydılar.

Anderson “O gün reklamı 20 kez izledik.” diyor. “Kostümleri doğru seçmek için bir çok deneme yaptık. Bu reklamın şehir için ne kadar önemli olduğunu farketmemiştim. Burada doğup büyümüş herkes reklamı biliyor.”

Reklam ilk kez salonda yayınlandı ve muazzam bir alkış aldı. New Movement tiyatrosunun kurucusu ve rakip takımın bençinin arkasındaki koltuğunda takım denetçisi gibi davranan Chris Trew bunu ilk kez Twitter’da gördü. Sonunda, diye düşündü. Sonunda başardılar.

“Takım yerel kültürü benimsedikçe, ne kadar garip olduğu önemli değil, geri sevilme şansları o kadar yüksek.” diyor Trew. “Reklamın ilginç , eğlenceli ve iyi yönetildiğini düşünüyordum ta ki izleyene kadar. Son halini veren adam beklentilerimin bile üstünde bir iş çıkarmış.”


New Orleans bir futbol şehri olabilir fakat basketbol şehrin asi ruhuyla bütünleşiyor. Bu spor hiç bir zaman düz bir çizgi halinde işlemedi. İleri doğru sallanıyor ve aniden duruyor. St.Charles’da gezen el arabaları gibi. Genelde boş ve hayaletlerle dolu.

Şehrin tarihi serserilerin resminin bulunduğu bir sanık defterine ait. Kimisi etkileyisi, kimisi değil. Takımları gelişigüzel riskli girişimler üzerine kurulmuş ve ikinci sınıf salonlarda oynamaya zorlanmış. Buna rağmen her felaketten sonra daha fazlası için geri dönüyor.

ABA takımı New Orleans Buccaneers 1967’de kuruldu. Takımın lideri kolej basketbolunda şike iddiaları sebebiyle ortada kanıt olmamasına rağmen NBA’den ihraç edilen Doug Moe’ydu. Bu Moe’yi onursal bir New Orleanslı yapıyordu.

Moe ve yardımcısı Larry Brown iyi bir ikili oluşturmuşlardı. İlk sezonlarında şampiyon oldular fakat Saints ile aynı zamanda ortaya çıkmışlardı ve sadece 3 yıl sonra Memphis’e taşındılar. Bu bir futbol takımının baskebol muadilini gölgede bıraktığı son olay olmayacaktı.

İlk NBA takımı Jazz’dı ve “Tabanca” Pete Maravich oradaydı. Takım Tabanca Pete Maravich üstüne her şeyi ortaya koydu. LSU(Louisiana State University) yıldızını alabilmek için gelecek draft haklarını ipotek etti. Teoride Tabanca kusursuzdu. O olağanüstü yetenekli ve çok sevilen bir yerel şovmendi. Fakat Tabanca’nın uğursuzlukları vardı ve Jazz hiç ilerleme kat edemedi. Altı yıl sonra savaşacak güç kalmadığında takım Utah’a taşındı.

(Maravich’in forması Pelicans’ın oynadığı Smoothie King Center’da asılı değildir. Bunun yerine Tabanca’nın dev bir portresi, salonla Superdome(NFL maçlarının oynandığı yer) arasındaki Champions Meydanı’nda Rickey Jackson, Tom Benson, Drew Brees ve LSU futbol koçu Les Miles’in resimleriyle beraber duruyor. Geçmiş ve bugün her zaman olduğu gibi garip bir şekilde birbirine karışıyor.)

Basketbol kültürünün gelişimini kolejlere bırakan takımın NBA’e dönmesi 20 yıldan fazla zaman aldı. Tulane 80lerin başında bazı güçlü takımlara sahipti ta ki uyuştucu da içeren bir maç ayarlama skanadalına kadar. Bu olaydan sonra okul üç yıl programdan uzaklaştırıldı. Shaquille O’neal ve LSU bu karmaşık ortamda diğer yerel kahramanlarla beraber meydana çıktı ve Robert LeBlanc gibi birçok insanın basketbol hayellerini yeniden alevlendirdi.

“80lerin sonunda ve 90ların başında basketbol her zaman her yerdeydi.” diyor LeBlanc. “Randy Livingston bir efsaneydi. Tüm konuştuğumuz ve düşündüğümüz buydu. New Orleans’taki basketbol kültürü profesyonel ve kolej takımlarının kalitesiyle düşer ve yükselir.”

George Shinn’in Charlotte’ı bırakışı ve devamında gelen cinsel taciz davasıyla NBA’e dönüş 2002’de gerçekleşti. Hornets başlarda rekabetçiydi fakat Shinn yeni evi hakkındaki en önemli dersi hiç öğrenemedi.

“New Orleans hakkında gerçekten önemli olan şey buranın farklı bir dünya olduğudur.” diyor LeBlanc. “Her şeyde muazzam bir onur var: Klakson sanatçıları, aşçılar. profesyonel atletler. Hornets ismi Charlotte’a gittiğinde aklıma ilk gelen bizden sadece ismi alabilecekleri oldu. Buradaki ruhu taşımaları imkansızdı.”

Tabanca’nın efsanesini taşıyabilecek yetenek ve karizmaya sahip Chris Paul geldi. Ama sonrasında şehri Katrina vurdu ve takım CP3’nin yıldız haline geleceği iki sezon boyunca Oklahoma City’de oynadı. Geri döndüklerinde Paul, şehirle beraber “O” olabilmeyi görevi haline getirdi.

“Chris Paul’ün New Orleans’ta NBA’i kurtardığının farkındayım.” diyor Trew. “O şehri umursadı ve ilgi gösterdi ve bu konu hakkında benimle tartışacak çok kimse olduğunu sanmıyorum. O bu şehir için doğru zamanda doğru yıldızdı. ‘Hey, bu şehri iyi görmek istiyorum, yardım etmek için ne yapabilirim?’ der gibiydi.”

Birçokları gibi Trew Katrina’dan sonra New Orleans’a yeni bir amaç anlayışıyla döndü. Daha önce var olmayan yeni bir komedi sahnesi yarattı. LeBlanc ünlüler için bir mıknatıs olan Republic gece kulübünü açtı. Şimdi fenomen olan Sylvain dahil birkaç restoranın ortağı.

“Bir sebebin parçası olmak için geri geldin.” diyor LeBlanc CP3 için. “Bir fırsat için geri gelmedin. Geri geldin çünkü New Orleans’ın hayatta kalmaya ve gelişmeye ihtiyacı vardı. Bu şehrin tarihinde sihirli bir dönemdi çünkü gerçekten yığınla engeli yıkmıştı.”

Ve kısa bir süre için CP3 ve Hornets başarıya ulaştı. New Orleans’a döndükleri ilk sezon 56 galibiyet aldılar ve playoff ikinci turuna ulaştılar. Lakin sorun pusuya yatmış bekliyordu. Sürekli taşınma ve kaçınılmaz satış hakkında konuşmalar vardı. Bu durum nüfuzlu Saints’e karşı bir tezat teşkil ediyordu.

Yerel bir alıcı bulunamadığında NBA devreye girdi ve idaresi güç bir karışıklık yarattı. Paul gitmek istedi. Anlaşılabilir bir karardı fakat yine de derinden yaraladı.

“Buraya ilk geldiğimde, takım kurulmuştu fakat dağılma tehlikesi vardı çünkü insanlar bazılarının ayrılacağını biliyordu.” diyor Monty Williams ve ekliyor: “Bağlılık vardı ama, daha çok korku gibiydi.”

Paul efsanesi, Hornets’in varlığı gibi karmaşık. Ayrıldıktan sonra yuhalandı ve alkışlandı. Başka bir seçeneği olmadığını bilmelerine rağmen onu lanetlediler. O bugün ibretlik bir hikaye olarak anlaşılıyor. Saints’in sahibi Tom Benson takımın devam etmesini sağlamak için satın aldığında oluşan umuda karşı akıllara gelen bir hikaye. Hornets’ın Pelicans olabilmesi için insanların ilgisini çekecek bir sebebe ihtiyaç vardı.

O ilkbaharda, John-Michael Rouchwell Superdome’da oturup Kentuck’nin ulusal şampiyonluğunu izliyordu. Bir şarkıcı ve söz yazarı olup boş zamanlarında pick and roll yorumlarıyla meşgul olan John-Michael arkadaşına döndü ve “Şu çocuğu takımımda görmek için sol kolumu verirdim.” dedi.

Charlotte’ın ligde dibi boylayıp draft lotosuna avantajlı girecek olmasının üzerinden birkaç ay geçmişti. Telefou çalmaya başladı. Loto günüydü. “Ha s.ktir” diye düşündü. “Bu gerçek, AD’yi alıyoruz.”

İsim hakkında konuşmamız gerekiyordu fakat önce Ben Hales’e Pierre ve King Cake Baby(maskot) hakkında konuşmak için izin vermeliyiz.

“Maskotun sunumunu ilk yaptığımızda,bu arada ilk maskotu asla insan içine çıkarmamalıydık ” diyor Hales. “Biz bu marka değişiminde belli zamanlarda bir şeyler yapacağımıza dair söz veriyorduk. Geçmişte verilen sözlerin her zaman tutulmadığını gördük. Ne şartlar altında olursa olsun, bir şeyler vereceğiz dediysek bir şeyler vereceğiz dendi, doğru olmasa bile. Biz bundan kurtulduk, düzelttik.

Screen Shot 2014-02-25 at 3.35.49 PM

Bu insanları King Cake Baby’i yeniden keşfetmeye yönlendirdi. İnsanların bunun yeni bir şey olmadığını anlamadığı ulusal web sayfaları yapılmaya başlandı. O her zaman buradaydı. Fakat bu garip ve zevkli. Şimdi bu karakterin ortalıkta görünmesi için daha fazla talep alıyoruz, daha önce hiç düşünmediğimiz kadar. Bu sadece Mardi Gras 3 sırasında kullandığımız garip bir şeydi. Daha fazla insan -sahip oldukları bu garip şey de ne?- dedikçe daha fazla insan istedi.

Tüm endişemiz kültürümüzü sunmaktı. Başkalarının ne dediğiyle ilgilenmiyorduk. Önemli olan taraftarın takımı ve organizasyonu nasıl anladığıydı. Biz Mardi Gras için gelen insanlara pazarlama yapmıyorduk. Biz yıl boyunca burada yaşayan, French Quarter’i senede bir iki kez yemeğe gitmek dışında görmeyen insanlara sesleniyoruz. Bunlar New Orleans’a turist olarak gelenler içindir. Mardi Gras harika, hepimiz onu seviyoruz ve katılıyoruz fakat yılın geri kalanında olanlar New Orleans’ı özel kılıyor.

Bu açıkça Pelicans’ın doğumunu marka değişimini açıklıyor. İşler her zaman düzgün yürümedi -isim New Orleans’ta herkes tarafından sevilmedi- fakat şehrin estetiğini kullanan dahi fikirler vardı. (Şunu söylemekte fayda var. İnsanlar bu isme hayran olmasalar da eğer siz bir itirazda bulunursanız onun iyi yanlarını öne süreceklerdir.)

Salon, takım mağazasından cafcaflı şekilde dizayn edilen zemine hatta satılan yiyeceklere kadar yenilendi. Takım aynı zamanda Saints’e de ev sahipliği yapan yeni antrenman tesislerinden oldukça gururlu. İlk kez bir New Orleans basketbol takımı kendi tesislerine sahip oluyor. “Oyuncular ve koçlar olarak bu bir fark yaratıyor. Ama buradaki taraftarlar bunun hiçbir yere gitmediğini görüyorlar.” diyor Hales.

Tüm bunlara alışmak zaman alıyor. Sıkı taraftarlar bana defalarca Pelicans’ı desteklemenin bir vatandaşlık görevi olduğunu söylediler. Eğer ortalıkta olmazlarsa ve işler kötü giderse, takım yine ellerinden gidebilir diye düşünüyorlar. Hales’in en önemli meselesi bu perspektifi değiştirmek.

“Yapılanlar için kimseyi suçlamıyorum ama gerçek şu ki takım buraya taşındığından beri hep yeniden taşınma tehdidi var.” diyor ve devam ediyor. “Ne kadar bilet satıldığı takımın parkede ne yaptığından daha fazla yazılıp çiziliyordu. New Orleans’taki taraftarlara ve halka devamlı ‘Eğer takımın kalmasını istiyorsanız, bilet almak sizin vatandaşlık göreviniz.’ dendi.

Bizden biletler hakkında bir şey duymayacaksınız. Bilet satışları bizim ilgilenmemiz gerekn bir konu. Bizim görevimiz sizi eğlendirmek, sizi temsil eden oyuncuları sunmak ve iyi zaman geçirdiğinizden emin olmak. Ne kadar sattığımız bizim sorumluluğumuz, sizin değil.”

Tüm bunlar sonunda kazanmaya geri dönüyor. Eğer Pelicans istikrarlı bir şekilde kazanabilirse, kalan her şey kendisini halleder. Bu Davis’in New Orleans’taki uzun süreli geleceğini de içeriyor. Muhtemel talipleri her şeyin üzerinde uğursuzca dolaşıyor.

“Taraftarlar arasında hep Chris gibi gideceğine dair bir korku var.” diyor Hales. “Doğru ortamı oluşturarak kazanabilecek konuma gelirsek, ayrılma riski sürekli kargaşa yaşayan bir takıma göre çok daha az olur. Oluşturduğumuz ortam ve onun şehile ilişkisi insanların terkedilme korkusunun azalmasını sağladı. Chris gittiğinde tam olarak böyle hissetmişlerdi.”

Bunun hakkında konuşmak için zaman olacak. Küçük marketlerdeki yıldız oyuncular için “O Gün” hep bir karartı gibi durur. Ve NBA’deki herkes Big Easy’deki (New Orleans’ın takma adı) gelişmeleri meraklı gözlerle takip ediyor. Ama henüz zamanı değil. Yeniden doğum anca başladı.

“Yeni bir sayfa” diyor Davis. “Her şeye baştan başladık. Hornets’i arkamızda bıraktık. Şimdi New Orleans’ta Pelicans’la beraber bir şeyler yapma zamanı.”

Anthony Davis New Orleans’a ilk geldiğinde etkilenmemişti. Kentucy’yle beraber konferans finallerinde oynamış ve ulusal şampiyonluk kazanmıştı fakat pek dışarı çıkıp dolaşmazdı. Bourbon Street onun tarzı değil. Şimdilerdeyse bir turizm görevlisine benziyor.

“Buraya draft olduğumda insanlar bana etrafı göstermeye başladılar ve ben gerçekten etkilenmeye başlamıştım.Böylece buraya aşıl oldum.” diyor Davis. “Çoğu kimse French Quarter, Bourbon Street ve Canal’ı düşünüyor fakat New Orleans için insanların farkettiğinden daha fazlası var. Hala hepsini göremediğim hakkında bir şeyler duyduğum zengin tarihi ve kültürü var. Burası içinde bulunmak için çok iyi bir yer. Eğer ziyaret etmediyseniz, şiddetle tavsiye ediyorum çünkü New Orleans’a benzeyen başka bir yer yok.”

Monty Williams bağlantıyı kurabiliyor. Buraya beş yıl önce geldi ve burayı evi haline getirdi. Genelde nehirde balık tutan dindar bir Hristiyan olan Williams’ın yeri Quarter’daki hareketlilikten çok uzaktı.

“Bu küçük nişi bulduğunuz anda sizin yeriniz oluyor.” diyor Monty. “Şehrin yukarı kısmı şehir merkezinden farklı. Merkez Metairie’den farklı. Doğu tarafı Mandeville’den farklı ve hepsi bu nehirden farklı. Buradaki Kajunlar 4 farklı bir dünyada. Şehre gelmemişler ve burada kendi küçük düzenleri var. Bunu seviyorum çünkü benim sevdiğim gibi biraz daha yavaş. Küçük köşenizi buluyorsunuz ve kendi egemenliğinizi sürüyorsunuz.”

Williams yıldız oyuncusu hakkında oldukça korumacı. Onu çok fazla ve çok hızlı zorlamak istemiyor. Fakat bunun gerçekleştiğini görüyor. Şehrin temkinli bir şekilde onu kucakladığını ve bunların ne anlama geldiğini çabuk öğrenen oyuncusunu görüyor.

“Bu şehrin onun ‘O’ olabilmesi için mükemmel olduğunu düşünüyorum.” diyor Williams. “Şehir onun ‘O’ olmasını istiyor ve o da bundan rahatsız değil. Burası kollarını açıp kucaklamak için güzel bir şehir çünkü şehir de onu kucaklamak istiyor. Burada tüm olanlardan dolayı şehrin bir bağışlayıcılığı var ve bu genç biri için mükemmel. Genç adam her zaman kusursuz olmayacak, hatalar da yapacak. Onlar sadece burada olmak isteyen ve kültürlerine adapte olacak birini istiyorlar.”

Sezon öncesi görüşmelerinden birinde Hales Davis’e şehirle alakalı sevmediği bir şey olup olmadığını sordu. Davis bir dakika kadar düşündü ve evet dedi. “Sokaklarımızı düzeltmeliyiz.” Hales gülümsedi.

“Bu her New Orleanslının üzüntüsüdür.” dedi Hales. “Sokaklarınızı düzeltin demedi. Sokaklarımızı düzeltmeliyiz dedi.”


Notlar:

1- Bahsi geçen kitap ve kahramanı için detaylı bilgi

2- New Orleans Saints’e ilk Super Bowl’u kazandıran ve şehirde büyük bir efsane olan Drew Brees

3- Özellikle New Orleans’ta kutlanan Fransız kökenli bir karnaval olan Mardi Gras

4- Louisiana eyaletinde yaşayan bir etnik grup olan Cajunlar


Yazar: Paul Flannery

Yazının Orjinali

Burak Varıcı

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

İlgili Haberler