CoachAliTon4

NCAA hakkında sezon başlarken sevgili Doğuş Özkan, ligi tanıtıcı bir yazı yazmıştı. Bu röportajda ise konuğumuz böylesine değerli bir organizasyonda uzun süredir çalışma şansı bulan ve adım adım koç olma yolunda ilerleyen bir Türk. Şu sıralarda Division 1 programlarından UC Irvine’de “Associate Head Coach” olarak görev yapan Ali Ton, yaklaşık 10 yılı aşkın bir süredir NCAA’de asistan koçluk yapıyor ve daha önce Davidson, Western Carolina, Binghamton ve Radford Üniversitesi’nde de şu sıralar Eskişehir Basket’i çalıştıran Brad Greenberg’in yardımcılığını da yapmıştı. Ayrıca koç içinde Luke Nelson ve Dimakopoulos’un da olduğu uluslararası bir çok oyuncuyu takıma katıp profesyonel basketbola kazandırdı. Ali Ton Turkiye’den İngiltere’den, Yunanistan’dan, Fransa’dan, Letonya’dan ve Sırbistan’dan bir çok oyuncuyla çalıştı. Koç Ton ile geçtiğimiz günlerde e-mail üzerinden keyifli bir söyleyişi gerçekleştirdik.

Öncelikle klasik bir soruyla başlayalım: Ali Ton’u Amerika’ya ve NCAA’de koçluk yapmaya atan rüzgar neydi?

Amerika’ya ilk gidişim lisedeydi. Sonrasında Davidson College’de eğitim ve basketboldan sonra Türkiye’ye döndüm ve 4 sene basketbol oynadım. Dördüncü senenin sonunda Davidson’daki antrenörüm Bob McKillop bana yardımcı antrenörlük teklif etti. Ben hep basketbolun içinde büyüdüm ama hiç antrenörlük yapmadım. Koç McKillop gibi bir antrenörün yanında antrenörlük eğitimime başlamanın çok iyi bir şans olduğunu düşündüm ve oyunculuktan antrenörlüğe geçiş yaptım.

NCAA’de Avrupalı birinin tutunması çok kolay olmasa gerek. Pozisyonunuz da division 1 okulunda asistan koçun da biraz ötesinde. Buraya kadar gelmek zor muydu, buradan sonraki hedef ne?

Benim en büyük şansım üniversiteyi burada bitirmekti ve kariyerime de mezun olduğum okul olan Davidson’da başladım. NBA’de yabancı bir baş antrneör var ama NCAA’de henüz yok. Burada antrenörlük sadece basketbol sahasında bitmiyor, bütün organizasyonlar antrenörler tarafından yapılıyor. Bir de antrenörler hep tanıdıkları ve güvendikleri insanlarla çalışmak istiyorlar. Bu iki unsurdan dolayı yabancı antrenörlere çok fazla şans gelmiyor. Hedefim NCAA’de baş antrenörlük. Bunu yakın zamanda başarabilirsem, NCAA tarihinde ilk yabancı baş antrenör olabilirim.

Eminim ki yeni jenerasyonda beğendiğiniz ve kolejde oynasa dediğiniz Türk oyuncular da oluyordur… Sizce Türk oyuncular neden NCAA tercih etmiyor?

Türk oyuncuların NCAA’i tercih etmemelerinin birkaç sebebi var.

İlki ekonomik; gençler 15-16 yaşından itibaren Türkiye’de iyi para kazanma şansı buluyorlar. İkincisi eğitim; birçok  yetenekli oyuncu antrenman ve maçlardan dolayı gerekli eğitimi alamıyor, üçüncüsü: Türk basketbolunda Amerika’ya basketbol için gitmenin yanlış bir seçim olduğu özyargısı var. “Oraya gidip ne yapacaksın, basketbolu unutacaksın” düşüncesi oyunculara veriliyor. Dördüncüsü, kulüpler senelerce verdikleri emeğin hakkını almak için oyuncuları kulüpten ayrılmasını istemiyor.

Ali Ton1

Şu anda bulunduğunuz programda Luke Nelson gibi ’95 jenerasyonunun Avrupa’da önemli isimlerinden birisi var. Sanırım sizin gelmenizle Uluslararası recruitinge biraz daha önem verilmeye başladı UC Irvine’de?

Baş antrenörümüz Russell Turner göreve geldiğinde, “Uluslararası recruiting’e” çok önem vereceğiz dedi ve beni yanına aldı. Biz de coğrafik olarak Kaliforniya, Batı Amerika ve Avrupa olarak belirledik. Şu an takımımızda FIBA A Kategorileri Avrupa Şampiyonası tecrübeli 4 oyuncumuz, bir de Senegalli uzunumuz var.

Art Parakhouski şu anda Nizhny Novgorod forması altında Euroleague’de çok iyi işler yapıyor. Onun hikayesini sizden dinleyebilir miyiz? Radford’ta çalışırken sizin basketbola kazandırdığınız isimlerdendi…

Art, basketbola geç başlayan bir yetenek. Sporcu bir aileden geliyor; atletik, çalışkan, çok saygılı ve ahlaklı birisi. Eskiden Türkiye’de çalışmış olan ve babamın da yardımcılığını yaptığı Kosta Shirievera bana Art’ı takip etmemi tavsiye etti. Onu ilk 2005’de Chekov’daki Ümitler Avrupa Şampiyonası’nda seyrettim ve iletişimlere başladık. İngilizce bilmediği için iki sene Southern Idaho Junior Kolejinde oynadı ve Kentucky ile Florida gibi okullardan teklif almasına rağmen benim bulunduğum Radford Üniversitesi’ni tercih etti. Radford’taki antrenörümüz şu anda Eskişehir Basket’in antrenörü Brad Greenberg’di. Art’la birlikte şampiyon olduk ve NCAA turnuvasına katıldık. Basketbol tecrübesini arttırdıkça, basketbol seviyesini yükseltmeye devam ediyor.

Geçen sene Konya’da düzenlenen U-18 Avrupa Şampiyonası’nı yerinden izlediniz. Eminim ki genç isimleri de takip ediyorsunuzdur. Amerika’da, NCAA’de koçluk yapan birisi olarak NBA şansını nasıl görüyorsunuz yeni oyuncuların? Sizi en çok heyecanlandıran isimler kimler?

Bir NCAA antrenörü olarak NCAA yaşı olan oyuncularla ilgili konuşmamız yasak. Biraz daha büyük oyunculara bakarsak, Emircan Koşut beni heyecanlandıran isimlerden; hücum olarak elleri çok yumuşak ve müdafada da çok iyi bir blok zamanlaması var. Aynı jenerasyondan Mario Hezonja ve Kristaps Porzingis (onun tipindeki Avrupalı oyuncular NBA’de çok başarılı olamadılar), beğendiğim oyunculardı.

Ali Ton2

Hemen her sene, draftta üst sıralardan seçilen bazı oyuncular hayal kırıklığı yaratırken bazı oyuncular da beklenmedik olarak kabul edilen çıkışlar yapıyor. Sizce bunun sebebi NCAA basketbolu ile NBA arasındaki farklar dolayısıyla oyuncuların performanslarında olumlu/olumsuz değişimler olması mı yoksa acaba kolej oyuncularını değerlendirme işi çok verimli mi gerçekleştirilemiyor?

Biz insanlardan bahsediyoruz, makinalardan değil. NBA takımları bu konuda çok para ve zaman harcıyorlar ve seçimlerini uzun araştırmalar sonunda yapıyorlar. Ama tabii ki her verilen karar doğru olmuyor, olamaz da. Her sene birkaç oyuncu dışında oyuncuların arasındaki fark çok fazla değil. Önemli olan oyuncuların 5 sene sonra nerede olacakları, şu anda değil ve NBA takımlarının kimyasına göre bir seçim yapıyorlar ve her zaman bu seçim doğru seçim olmuyor.

Senenin başında koç Bill Self, mock draftlardan nefret ettiğini, bunların bir anlam ifade etmediğini ve bu da yetmezmiş gibi bir de oyuncuların kafasını fazlasıyla meşgul edip asıl odaklanması gereken şeylere odaklanmasını engellediğini söylemişti. Siz de bu görüşlere katılır mısınız yoksa mock draftların bir faydası var mı sizce?

Mock draft ile pre-season 25 listesi arasında çok fazla bir fark yok. Biz antrenör olarak Dünya’nın değişimine ayak uydurmak zorundayız; hem oyuncularımızı eğitmeliyiz, hem de kendimizi. İnternet hayatımızı çok yönlü değiştirdi ve Mock Draftlar’da bunun bir parçası. Bir oyuncu kafasını Mock Draft’la karıştırabiliyorsa, o zaman önüne hayatla ilgili zorluklarla karşılaştığı zaman ne yapacak. Antrenör olarak en önemli misyonumuz, oyuncularımızı Kolejden sonraki hayata hazırlamak.

NBA’in oyuncuların drafta girme yaşını yükseltmeyi düşündüğü uzun süredir konuşulan bir konu. Bu sayede oyuncuların lige daha hazır gelmesinin ve hem oyuncu havuzunun kalitesinin artmasını hem de oyuncuların NBA’de tutunabilme şanslarını arttıracağı söyleniyor. Ancak daha önce koç Musselman ile yaptığımız bir söyleşi de,koç oyuncuların NBA’in imkanları ve onlarla ilgilenen çok daha geniş bir teknik kadro olması nedeniyle NBA’de gelişim göstermenin NCAA’den daha kolay olabileceğini bu yüzden bu konu üzerinde daha geniş düşünülmesi gerektiğini söylemişti. Sizin görüşleriniz nedir bu konuda ?

Bu sorunun da kesin bir cevabı yok. Benim düşüncem oyuncu oynayarak ve maç içinde ciddi sorumluluk alarak oyuncu olur. Eğer bunu NBA’de alacaksa, o zaman NBA o oyuncu için iyi bir seçim. Eğer alamayacaksa, o zaman kolej daha iyi bir seçim. Tim Duncan dört sene okulda kaldı ve bence bunun faydasını görüyor. Eğer oyuncu fiziksel ve mental olarak NBA’de oynamaya hazırsa orada gelişimini çabuk olarak sağlayabilir. Ama henüz buna hazır değilse o zaman kolejde tecrübe kazanması çok daha faydalı. Mesela Steph Curry liseden çıkarak NBA’e gidebilir miydi? Ama LeBron James, hem fizik olarak hem de mental olarak NBA’e hazırdı.

Son olarak: Takımınızdan Will Davis veya Ndiaye’nin NBA şansı var mı?

Will Davis, atletik özellikler olarak NBA seviyesinde ama hem kilo ve kuvvet olarak, hem de basketbol olarak NBA’de oynamaya hazır değil. Çok iyi bir Avrupa tecrübesinden sonra gelişimine devam etmes gerek. Mamadou N’Diaye benim şimdiye kadar çalıştığım en yetenekli oyunculardan bir tanesi. Fizik olarak kuvvetlendiği anda ve biraz daha tecrübe kazandığı anda NBA’de çok başarılı olabilecek bir yetenek.

Röportaj: Can Pelister

Halil Can Pelister

Her türlü soru, görüş ve önerileriniz için: [email protected]

Website:

3 Comments

  1. yedi - 01/03/2015

    Çok güzel bir röportaj olmuş, teşekkürler. Önceki NCAA tanıtım yazısı da öyle. Bildiğiniz yada takip ettiğiniz, NCAA' de oynayan türk oyuncu var mı? Bildiğim kadarıyla Kerem Kanter, Barış Ülker gibi isimler hala lise takımındalar, değil mi?

    1. ali kandemir - 09/12/2015

      OLMAZ OLURMU İSİMSİZ BU BAŞARILI KAHRAMANLAR DAN HİÇ KİMSE BAHSETMEZ AYRICA BU GENÇLERİ BİR ABD GEZİSİNDE BASKETBOL MERAKLISI OLDUĞUM İÇİN NCAA D1 MAÇLARINA GİTTİK ORADA TANIDIM BİR TÜRK OLARAK GÖĞSÜM KABARDI

  2. ali kandemir - 09/12/2015

    ncaa de oynayan TÜRK oyuncular var fakat devletimiz sporcuya,bilim adamına ve sanatçıya değer vermediği için bu gençlerin adı bile geçmez sonra binbir zorluklar ve çileler ile emek ve zahmet eden idealleri uğruna hertürlü zorluğa katlanan bu arkadaşlar haklı yere yabancı ülke vatandaşı olur..Bizde kolay yolu seçip devşirme oyuncular ile milli takımları götürmeye çalışırız vay benim ülkem vay.

Bir yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir