Fenerbahçe Beko’da beş sezon geçiren başarılı oyun kurucu Kostas Sloukas ile Olympiacos’un Bayern maçı öncesi bir röportaj gerçekleştirdik.

-Olympiacos’ta şu anki atmosferi ve takımın mevcut durumunu değerlendirir misin?

“Takım içindeki atmosfer çok iyi. Zaten alışık olduğum bir ortamdayım. Takımın mevcut performansını değerlendirecek olursam, takım olabilmek için henüz zamana ve daha fazla antrenman yapmaya ihtiyacımız var. Şu ana kadar iyi iş çıkardığımızı düşünüyorum; mücadele ediyoruz, sahada takım olarak hareket etmeye gayret ediyoruz. Bir olup elimizden gelenin en iyisini sahaya yansıtmaya çalışıyoruz. Bu durum takımın geleceği için oldukça olumlu.”

-Olympiacos gibi Bayern de ilk dört maçta üç galibiyet aldı. Bu akşamki maçla ilgili görüşlerin neler?

“Öncelikle FC Bayern’e çok saygı duyduğumuzu söylemem gerek. Mükemmel bir koçları var. Geçtiğimiz yıllarda kendisiyle bir süre çalışma fırsatı buldum. Çok zeki ve kurduğu takıma her zaman inanan bir koç olduğunu biliyorum. Bayern sahada çok sert oynuyor ve takımın çok sağlam olduğunu görüyoruz. İlk dört maçtan üç galibiyet çıkarmaları kesinlikle tesadüf değil.”

Son topu kullanmaya her zaman hazırım

-Avrupa’nın en güvenilen oyun kurucularından birisin, dolayısıyla birçok maçta son topu sen kullanıyorsun. Bazen maçı getiriyorsun, bazen ise işler yolunda gitmiyor… Bu durum senin üzerinde baskı yaratıyor mu?

“Herkesin üzerinde baskı oluyor. Bu baskı durumu bana özel değil. Önemli olan bu baskı ile nasıl baş edebileceğini anlamak. Şu ana kadar hep hedefleri büyük olan kulüplerde çalıştığım için bu baskıyla yaşamaya alışığım. Bir önceki maçta her ne yaşandıysa yaşansın, son topu kullanmaya her zaman hazırım.”

-Kariyerin boyunca sadece tutkulu taraftarları olan takımlarda oynadın. Şu anda ise Barış ve Dostluk Salonu’nun tribünleri taraftarlardan yoksun. Tribünde taraftar olmamasının etkileri sana göre neler? Üzerinizde daha az baskı olduğundan bahsedebilir miyiz?

“Baskı maçın içinde oluyor, dolayısıyla taraftarın olmaması bu konuda bir şey değiştirmiyor. Fakat arenaların boş olması çok garip geliyor. Sahadakilerin sesini çok rahatlıkla duyabiliyoruz. Bu duruma hiç alışık değilim. En kısa zamanda bu durumdan kurtulabilmeyi umuyorum, taraftarların salonları doldurmasını özledim.”

-Fenerbahçe EuroLeague şampiyonluğu kazandıktan sonra bazı oyuncular takımdan ayrıldı. Taraftarlar bu ayrılıkların bir kısmını olumlu karşıladı, oyuncuları destekledi. Bir kısmını ise ihanete uğramış gibi değerlendirdi. Sence buradaki fark neydi? Oyuncu olarak sen nasıl hissettin?

“Fenerbahçe taraftarlarıyla iyi bir ilişkim var fakat bu konu hakkında çok fazla görüş bildirmek istemiyorum. Bu onların fikri… Takımı kendi inandıkları şekilde destekliyorlar. Fenerbahçe’de beş yıl geçirdim ve taraftarın fikrine saygı duyuyorum. Farklı oyuncularla ilgili görüşleri hakkında yorum yapmak istemiyorum. Kişisel olarak şunu söyleyebilirim, bana hep saygı duydu, ayrıldığımda da…”

Fenerbahçe Beko (@FBBasketbol)

Nando De Colo’nun çalışma etiğine çok saygı duyuyorum

-Geçtiğimiz sezon taraftarlar ve medya içinde Nando De Colo ile olan ilişkin herkesin merak ettiği bir konuydu. Aranızın saha içi ve dışında nasıl olduğundan bahsedebilir misin?

“Nando’yla aramız çok iyiydi. Öncelikle şunu belirtmeliyim, saha dışında Nando çok iyi bir aile babası. Çocuklarına her zaman vakit ayırıyor ve hayatın tadını çıkarıyor. Saha içinde de çok çalışıyor ve sürekli kendini geliştiriyor. Çalışma etiğine çok saygı duyuyorum. EuroLeague efsaneleri arasında olmasının tesadüf olmadığı çok açık bir şekilde ortada. Onunla olan ilişkim de diğer tüm takım arkadaşlarımla olduğu gibiydi.”

-Hepimiz Olympiacos’un senin evin olduğunu biliyoruz. Fakat Fenerbahçe’de de uzun bir süre geçirdin. Fenerbahçe döneminle ilgili neler söylemek istersin?

“Fenerbahçe’de beş sezon geçirdim, benim için keyifli geçti ve birçok başarı elde ettik. İlk günden itibaren bana hem saygı gösterdiler hem de beni çok sevdiler. Tabii ki performansımızın düştüğü dönemler de oldu. Fakat genele bakacak olursak başarılı bir dönemdi. Ben her zaman sahaya her şeyimi ortaya koyarak çıktım. Takımı her şeyin üzerinde tuttum. Herkesin bunun farkında olduğunu düşünüyorum. Sadece ben değil, Fenerbahçe’deki tüm oyuncular sahaya her şeylerini koydu. Geride kalan beş yılda özel başarılar elde ettik.”

-Fenerbahçe yıllarından en çok özlediğin takım arkadaşın kim?

“Aslında hepsini özledim ama Jan, Gigi, Bobby, Melih ve Kalina’nın yeri ayrı. Sonuçta onlarla beş yıl geçirdim.”

-Peki İstanbul’da özlediğin bir şey var mı?

“Takım arkadaşlarımla olan ilişkimi özledim. Ben dostluklara çok önem veren biriyim. Jan ile kahve içmeyi, Gigi ile akşam yemeklerimizi… En çok böyle şeyleri özledim.”

Begüm Ünal

Twitter: @beggysworld

Website:

Bir yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir