Josh Smith NBA’e adım attığı günden beri istikrarsızlığın, kafa bulanıklığının ve buhranın simgesi oldu. Oyun içinde sürekli git-gel yaşaması, bir türlü 3 numara mı 4 numara mı olacağına karar verememesi, oynadığı pozisyonun gereklerini kavrayamayıp üstüne vazife olmayan işlere burnunu sokması, berbat şutu, berbat serbest atış yüzdesi… Kısacası olaylar olaylar. ”Sen de amma gömdün ha Smith’i” diyenler için iyi yönlerini de sayalım. Her şeyden önce müthiş atlet buna bağlı olarak da müthiş bir blokçu, ribaunt sezgileri fena değil, post up oyunu -halen- gelişmeye açık ve de iyi bir pota altı bitiricisi. Tüm bu özelliklerin yanında yakaladığı iyi istatistik çizelgesi, Smith’i ligin elit forvetlerinden biri yapmaya yetti de arttı. Sezon sonu FA olan Josh Smith, Detroit Pistons ile 4 yıl 56 milyon Dolar karşılığında anlaştı. Öncelikle Smith’in bu kontratı hak ettiğini belirteyim, hangi takıma giderse gitsin bu kontratı alacaktı amma velakin Pistons için doğru hamle mi? Kesinlikle değil! Öncelikle elinde Monroe ve Drummond gibi iki oyuncu varken ve bu oyuncular halihazırda senin takımının en önemli iki oyuncusuyken, böyle bir hamle yapamazsın. Drummond-Monroe ikilisinin birbirlerini tamamlayıp tamamlayamayacağı konusunda tartışmalar halihazırda sürerken sen bir de onların yanına Josh Smith’i ekliyorsun. Gerçekten enteresan. Josh Smith hepimizin bildiği ve üstte de belirttiğim gibi berbat bir şuta sahip, Monroe’dan hallice. Tamam, Monroe’nun son zamanlardaki orta mesafe şutu konusunda gösterdiği aşama takdire şayan ama hala bu şut onun signature hareketlerinden biri değil. Drummond desen onun şutu Allah’a emanet. Bu üçlü eğer aynı anda sahada kalacaksa vay Pistons’ın haline. Spacing ve alan paylaşımı konusunda yaşayabilecekleri sıkıntılara değinmiyorum bile! Josh Smith’in yanı sıra Chauncey Billups ile de sözleşme imzaladı Joe Dumars. 2 yıl 5 milyon değerinde kontrat. Iverson karşılığında, Bad Boys vers 2’yu dağıtıp Denver’a şutladığı Billups’ı geri alan Sevgili Joe Dumars’a Hande Yener’den geliyor: ”Hatayı ben en başında yaptım…”

david

David West NBA tarihinin en istikrarlı oyuncularından birisi kesinlikle. Ne olursa olsun, napıyorsa yapsın her zaman elinden gelenin en iyisini sahaya koymaya çalışan bir oyuncu oldu yıllardır. Geçtiğimiz sene Pacers’ın Konferans Finalleri’ne ulaşmasına büyük yardımı dokunan, yeri geldiğinde sorumluluk alıp takıma abilik yapan David West bu FA döneminde takımında kaldı. Kontratı 3 yıl 36 milyon Dolar değerinde. David West’in yaşını göz ardı ettiğimiz takdirde aldığı bu kontratın pek sorun teşkil etmeyeceği/edemeyeceği düşünülebilirdi ama kendisi 33 yaşında ve kariyerinin son demlerini yaşıyor. Oyunu fazla fiziksel mücadeleye dayalı olmasa da, sportif açıdan değil ama finansal açıdan bu kontrat Pacers yönetiminin ilerleyen dönemlerde hamle yapma şansını sınırlayacaktır. Tüm bu finansal konuşmaları bir kenara bırakırsak Indiana’da kalması hem onun açısından hem de Pacers organizasyonu açısından en makbulu oldu. West’le yeniden anlaşmalarının dışında kadroya iki önemli ekleme daha yaptı Pacers. CJ Watson ve Chris Copeland. İkisi de iyi hamle, özellikle DJ Augustin belasından kurtulduktan sonra backup PG pozisyonu için CJ Watson’ın gündeme gelmesi iyi olmuş. Chris Copeland da Watson kadar iyi hamle. Geçtiğimiz sene Paul George’ı Gerald Green ve Sam Young’ın yedeklediğini düşünürsek hele ki…

jeff

Jeff Teague sezon biter bitmez yazdığım ”Sezonun En Çok Gelişenleri” yazısında üst sıralarda bulunuyordu. Gerçekten son iki sezondur gösterdiği gelişim her basketbolseverin sempatisini kazanacak cinsten. Hal böyle olunca sınırlı serbest oyuncu olmasına rağmen talipleri çoktu Teague’in. Özellikle Brandon Jennings’ten kurtulmanın yollarını arayan Bucks’ın hedeflerinin en başında geliyordu Teague ve yapılan görüşmeler sonucu 4 yıl 32 milyon Dolarlık kontratı kabul etmişti. Ancak sınırlı serbest oyuncu olduğu için Atlanta Hawks bu teklifi karşılayıp onu kadroda tutmayı başardı. Bence tam ederini buldu bu yüzden aldığı kontrat hakkında konuşmayı gereksiz buluyorum. Önemli olan şu an için yeni bir yapılanmaya gittiği görülen Hawks içinde nasıl bir role bürüneceği Teague’in. Danny Ferry’nin yaptığı hamleler gayet yerinde ve makul. Tıpkı LeBron’lu Cleveland Cavaliers döneminde yaptığı gibi Hawks’ta da iyi işler başarıyor. Bu arada ben bunları yazarken Ferry gidip Pero Antic’le sözleşme imzalamış. SÖYLEDİĞİM LAFLARI GERİ ALIYORUM!

aljef

Al Jefferson kariyerinde üç takımda oynadı. Bunlar: Utah, Minnesota ve Boston. Ne gariptir ki, bu üç takımın da ligdeki en berbat dönemlerinde kadroda bulunuyordu Al Jeff. ”Küçük takımların büyük oyuncusu” yaftasını bir önceki yazıda Kevin Martin’e yapıştırdığımı biliyorum ama… O benzetme Jefferson için de ideal. Ligin önemli pota altı güçlerinden birisi her şeyden önce. Hatta skor katkısı olarak belki de ilk üç pivottan birisi ligde ama dediğim gibi bu özelliklerini hep nispeten zayıf takımlarda gösterdi. Şimdi de şiarına uygun olarak Charlotte Bobcats ile anlaştı. 3 yıl 41 milyon Dolar kontratı. Charlotte için mevcut şartlar göz önüne alındığında iyi bir hamle(evet, Charlotte da arada sırada iyi hamleler yapabiliyor!). En azından takımı sırtlayabilecek bir oyuncuları oldu. Cody Zeller ile birlikte ilk beş çıkacaktır muhtemelen, Zeller’ın onu tamamlayıp tamamlayamayacağı şu an için soru işareti. Eğer yaz ligin’deki performansını lige taşırsa ala ama taşıyamazsa Bobcats’e yine lottery yolu gözükür. Al Jefferson’ın yanı sıra kendi FA oyuncusu Josh McRoberts ile de tekrardan anlaştı Bobcats. 2 yıl 5.5 milyon Dolar kontratı. Stilini beğendiğim oyunculardan birisi McRoberts. İyi bir bench oyuncusu.

nba_g_hickson_foye1x_576

Free Agency döneminin -belki de- en hareketli takımı Denver Nuggets oldu. İlk hedefleri malum olacağı üzere Iguodala’yı takımda tutmaktı ama bunu başaramadılar. Bunu başaramayınca da biraz agresifleştiler haliyle piyasada. Öncelikle geçtiğimiz sezon Portland’ın önemli parçalarından biri olan JJ Hickson ile 3 yıl 15 milyon Dolarlık bir kontrat imzaladılar, daha sonra ise Utah’ta iyi bir sezon geçiren Randy Foye ile 3 yıl 9 milyon Dolarlık, Nate Robinson’la da 2 yıl 4.1 milyon Dolarlık bir anlaşmaya vardılar. Hickson ile başlayalım. Kariyeri sürekli stabil olarak ilerlemiş, ne uzamış ne kısalmış bir oyuncu. Belli bir standardı var ve o standart dolaylarında takılıyor sürekli. Savaşçı, pek skorer olmasa da pota altında iyi bir bitirici. Kenneth Faried’in muadili de diyebiliriz. Koufos’ın takası sonrasında faydalı olacağını düşünüyorum. Randy Foye’a gelelim. Her şeyden önce arada kalmış bir oyuncu. Daha doğrusu arada bırakılmış. Kolejde sürekli iki numara oynayıp NBA’de ise daha çok oyun kurucu pozisyonunda tercih edilmiş bir oyuncu boyunun kısalığından mütevellit. Gel gelelim ki oyun kuruculuk onun harcı değildi bunca zamandır. Öncelikle iyi bir pasör değil ve oyun görüşü sınırlı. Bu da onun iki numaraya kaymasına sebep oldu. Özellikle son dönemlerde müthiş bir şutöre dönüşse de, boy dezavantajı ve kötü savunması oynadığı takımlar için bir handikap oldu sürekli. Artık 30 yaşına geldi her ne kadar bu saatten sonra ondan kendini geliştirmesi açısından bir şey beklenilmese de, şutör açığı olan Denver Nuggets’ta Brian Shaw yönetimi altında bir şeyler yapabilir. Nate Robinson konusunda ise kelam etmeye gerek duymuyorum. İki-üç level üstü olan Ty Lawson zaten Nuggets’ın bayrak adamı. Onu backuplayacak olduğundan Denver sistemine yabancılık çekmeyecektir. Brian Shaw iplerini sıkı tutarsa faydalı olacaktır benchten gelip.

Evet, üç yazıdan oluşan ”Free Agency Hamleleri” adlı yazı dizimizin burada sonuna gelmiş bulunmaktayız. Elimden geldiğince, göze çarpan hamleleri size yansıtmaya çalıştım. Tekrardan görüşmek üzere!

Free Agency Hamleleri #1

Free Agency Hamleleri #2

Yaşar Anıl Cantepe @obsidyen_

 

TrendBasket

TrendBasket, dört yıldır toplamda otuzdan fazla yazar ile Türkiye'nin bağımsız ve yenilikçi basketbol portalı olarak hizmet veriyor.

Website: http://www.trendbasket.net

2 Comments

  1. Samet Kökdaşlı - 25/07/2013

    George karl denver'ı bırakmamışmıydı ya?

Bir yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir