Fenerbahçe Beko için işler bu sezon iyi başlamadı. Geçen sezondan kalan kötü gidişat bu kez farklı nedenlerle ve farklı şekilde devam ediyor. Sarı lacivertlilerin saha içi ve dışında sorunsuz geçirdiği son dönemi hatırlamak için 2018/19 sezonunun Mart ayına gitmek gerek ki bu da biraz eski ve detayları anımsaması güç bir tarih.

Zeljko Obradovic’in ekibinin mevcut sorunlarını daha iyi anlamak takıma daha geniş açıyla bakmaktan geçiyor. Her şeyden önce kabul etmek gerekir ki Fenerbahçe Beko şu an Türkiye ligi ve EuroLeague’deki rekabetin bir numaralı favorisi değil. Vitoria-Gasteiz’de ve Basketbol Süper Ligi final serisinde yaşananlar sarı lacivertlilerin takım kararlılığını bir adım geri götürmüş durumda. Aynı oyuncu grubuyla uzun süre oynamanın getirdiği avantajlara sahip olmak güzel fakat geçen sezonki gibi kırılmaların olduğu bir ortamda bu oyuncu grubunun psikolojik eşiğin gerisinde kalması, eşiğin ötesine geçememesi çok doğal.


Kadro planlamasından itibaren ele almak gerekirse Fenerbahçe açısından sorulması gereken ilk soru birkaç yıldır aynı oyuncu grubuyla devam etmenin risklerinin doğru hesaplanıp hesaplanmadığı olacaktır. Bu oyuncuların takım performansıyla ilgili yarattığı sorunları ve kadroya yapılan eklemeleri de göz önüne alınca söz konusu riskin doğru hesaplanmadığını düşünüyorum.

Takım yapısındaki sorunlar

Takım yapısındaki sorunların temelde Nando De Colo ve Kostas Sloukas’ın birlikte kullanımıyla ilgili olduğunu düşünmek kolaya kaçmak olacaktır. Fenerbahçe’nin yapısal sorunlarının temel nedeni oyun içi aksiyonlarının birçoğunun fazlasıyla tahmin edilebilir, bir başka deyişle rakipler tarafından ezberinin çok çok iyi yapılmış olması. Bu tahmin edilebilirliğin birçok farklı nedeni var. Öncelikle Fenerbahçe’nin sahip olduğu yan parçaların, başta Gigi Datome ve Nikola Kalinic, tamamen işlevsiz halde oluşu oyun organizasyonun çok fazla iki oyuncuya kalmasına ve hücumdaki konfor alanının daralmasına neden oluyor. Hal böyleyken formda olsa Jan Vesely’le en azından oyunun merkezini korumanız gerekiyor ancak Çek oyuncunun mevcut durumu henüz bunu yapabilmeye pek uygun değil.

Bu noktada yaz döneminde kadroya eklenen Leo Westermann ve Derrick Williams’ın vereceği katkı daha da değerli hale gelirken iki oyuncunun da belirli noktalarda Zeljko Obradovic’in son iki sezondur oynattığı basketbolun nitelikleriyle ters düşen özelliklere sahip olması, hatta Westermann’ın şu ana kadar beklenen katkıyı hiçbir şekilde sahaya yansıtamaması sarı lacivertlilerin halihazırda kısır döngüye girmiş oyun içi çeşitliğini biraz daha aşağı çekmekte.

Derrick Williams’ın kullanımı

Zalgiris Kaunas maçının son bölümündeki etkileyici performansından bağımsız olmak üzere şunu sormak gerekiyor ki bire bir hücum becerilerini kullanmayı tercih etmeyecekse Fenerbahçe Derrick Williams’ı neden kadrosuna kattı? Sadece alan açmak ve şut atması için Derrick Williams’ın alındığını sanmıyorum ancak kariyeri boyunca en büyük sorunlarından biri şut istikrarı olan D-Will’i ana planın büyük bölümünde bu rolde kullanmak bana hiç mantıklı gelmiyor.

Fenerbahçe Beko (@FBBasketbol)

Kaldı ki Zalgiris Kaunas maçı çembere yakın ya da çembere uzak olsa da hareketli şekilde topu aldığında Williams’ın neleri çok iyi yapabildiğinin ispatı. Kostas Sloukas’ın takımı olmaya çalışırken geçen sezon Nicolo Melli’yi çok daha farklı kullanmayı tercih etmeyen Zeljko Obradovic benzer bir tercihi Birleşik Amerikalı oyuncuyla yapmaya çalışıyor fakat oyuncu profillerini düşündüğümüzde mevcut oyun sistemi içerisinde bu değişikliğin takımı daha verimli hale getirmesi çok kolay değil.

Daha hareketli, bire bir hücum tercihlerini kullanabileceği özgürlüğün verildiği, çembere daha yakın oynayan bir Derrick Williams Fenerbahçe’nin yarı sahadaki çeşitliliğini artıracağı gibi takım enerjisinin de yukarı çıkmasını sağlayacaktır.

Unutmadan Derrick Williams’ın Galatasaray Doğa Sigorta maçında da açıkça görüldüğü gibi dört numaraları savunurken eşleşme sorunu yaşaması Fenerbahçe’nin Melli’nin varlığında uğraşmadığı bir soruna çözüm üretmesi gerektiği anlamına geliyor.

Kostas Sloukas ve kullanışsız oyunu

Biraz iddialı bir tabir olabilir ancak Sloukas’ın üst seviye EuroLeague takımlarının oyun kurucuları arasında en kullanışsız birkaç oyuncudan biri olduğunu düşünüyorum. Tempoyu kontrol etmekle tempoyu öldürmek arasındaki sınırı kaybetmek konusunda bu sezon çığır aşan Sloukas’ın oyunuyla ilgili bugün modern basketbolun gereklililerinin asla kabul etmeyeceği bazı problemler var.

Öncelikle bireysel üretimi sınırlı, zaman zaman turnike atmaya bile çekinen bir oyun kurucunun takım akıcılığını, pas temposunu ve topsuz hareketi öldürmesi kaçınılmaz. Savunmada belirli şeyleri yapabilen EuroLeague takımlarının Fenerbahçe’ye karşı bu nedenlerden ötürü Sloukas’ın topla oynamasını tercih etmeleri çok doğal. Zira Sloukas oyunu kontrol ediyorken rakiplerin alanı daraltma, forvetteki oyuncuları daha verimsiz hale getirme ve merkezi daha iyi koruma şansı oldukça yükseliyor. Datome ve Kalinic’in zaten kötü durumda olduğunu düşünürsek Sloukas’ın bu oyunu iki oyuncuyu da sistem içerisinde biraz daha aşağı çekiyor.

Kostas Sloukas’ın ikili oyun becerileri üstünden gelişen bir oyun planı yan parçalar da bu denli formsuzken hiçbir şekilde işlevsel değil. Toplu oyuncunun skor tehdidinin çok önemli olduğu günümüz basketbolunda topu elinde tutan oyuncu çembere atak etmiyorsa diğer dört oyuncuyu savunmak, daha doğrusu diğer dört oyuncunun yer aldığı alanı rakip için kullanışsız hale getirmek çok kolay. Burada Fenerbahçe Beko’yla oynayan kalburüstü her takımın rahatlıkla uygulayabileceği bir savunma stratejisinden bahsettiğimi de belirtmek gerek.

Zeljko Obradovic’in tercihleri

Derrick Williams’ı kullanma şekli, Kostas Sloukas’ın hücumun yanı sıra savunmada da yarattığı sorunlara rağmen Sloukas’ın yer almadığı alternatif bir planın henüz uygulanmaya konulmuş olmaması ve Fenerbahçe Beko’nun bir süredir hücumda gerçekten tekdüze basketbol oynuyor oluşu Zeljko Obradovic’in formsuz bir dönem geçirdiğinin en büyük göstergeleri.

fenerbahce.org

Form durumu itibarıyla Fenerbahçe Beko’nun oyuncu grubunun Zeljko Obradovic’in zihnindeki basketbolu playoff ve Final Four rekabetinin gerektirdiği seviyede oynayabilmesi çok mümkün değil.

EuroLeague’de oynanan basketbol bir anlamda zaaflarınızı saklayabilmek, rakiplerin zaaflarınızı kullanmasına izin vermemek üzerine kurulu. Böyle bir ortamda Gigi Datome’nin yavaş ayaklarından tutun da Sloukas’ın takımın set ve pas temposuna verdiği zarar ve kısa rotasyonunun başlı başına savunma problemlerine sahip olması sarı lacivertli ekibin saklamak zorunda olduğu zaafların sayısını bir hayli artırıyor. Bu çeşitlilikte oyun içi eksiklilere sahipken de bunları her maçta saklamak da pek kolay olmuyor.

EuroLeague’deki zorlu rekabet

Fenerbahçe Beko için bu sürecin en sıkıntılı yanlarından biri de son beş senenin belki de en rekabetçi EuroLeague sezonu içerisinde olmamız. Bu rekabet ortamında özellikle deplasmandayken her takımın her takımı yenebilme ya da sorun çıkarabilme ihtimali oldukça yüksek. Bu da sarı lacivertlilerdeki formsuz oyuncuların form durumunu yükseltmesinin ve takımın birlikte antrenman yaparak saha içi sorunlarını azaltmasının önüne geçiyor.

Nasıl bir çözüm üretileceği benim için merak konusu olsa da her şeyden önce bazı oyuncuların kullanım şeklinin değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Zira Fenerbahçe Beko bu oyunu oynamayı sürdürdüğü müddetçe tahmin edilebilirliği ve tedbir alınabilirliği kolay bir takım olarak kalmaya devam edecek.

 

Onur Coşkun

Website:

Bir yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir