Bu Hafta Sonu ne yaptığımı biliyorum (17-18 Kasım)

Giriş yazısını layığıyla yazıp kendi gazımızı almamızı takiben, yazar tıkanması sendromu yaşamak istemezdim. Zaten yaşamadım da, fakat ve lakin ki dünya işlerinden kafa kaldıramadığımız için istediğimiz tempoyu uyduramadık yazınsal anlamda.

Bunu telafi etmek için şu an ıhlamur içerek kısa bir hafta özeti yapmak niyetiyle yazımıza başlıyoruz. Ecnebilerin “Filler” dediği tarzda bir yazı olacak bu. Gittiğim iki maç ile alakalı bir gezi yazısı tadını yakalamaya çalışacağız.

 16.11.2013 Olin Edirne – Mersin BSB

“Cumartesi ne yapıyoruz aşkııııım?”

Bu soruyu duyduğunuz zaman, sıkıntının göbeğindesiniz demektir. Önereceğiniz aktiviteler karşı tarafı memnun etmeyebilir, sıkıcı olabilir, ya da cebinizi yakabilir.

Ben de bütün bu olumsuzlukları aşmak ve bir taş ile iki kuş vurmak adına bir hafta öncesinden, “işim var, maça gitmeliyim, sen de gel” dedim. Asıl amaç, ciğer yemekti tabii ki.

Ciğer – Temsili Resim

 Erkenden arabamıza atladık, Meriç nehri boyundaki Limon adlı mekanda güzel bir kahvaltı ettikten sonra (tavsiye ederim, ben beğendim) Mimar Sinan Spor Salonu’na yöneldik.

Mimar Sinan, yaklaşık 2000 kişilik, sıcak ve samimi, minik bir salon. Bölge halkı mümkün olduğunca salonu dolduruyor. Yalnız, bilet fiyatı 20 TL, bana biraz yüksek geldi. Çoğu kişi kombine ile girmişti, 3-5 defa yerimizden kaldırılınca anladık. Seyirci profilini soruyorsanız, anne, baba çoluk çombalak diyebilirim. Atmosfer fena değil. Pota arkasında bir grup genç, biraz takımı biraz da başkanı destekliyor, burs konusu mevzu bahis olabilir. Seyirci de biraz kırgın olduğundan mütevellit, – kolay değil, geçen sene bu ilin sonuna kadar destek olduğu takımı, ekmek satar gibi satılıyordu- çok ateşli de değildi. Diğer pota arkasında, bir bando vardı, güzel bir hava katıyordu. Yalnız galiba repertuar zayıf, bütün maç flamenko usülü el toro dinledik.

Devre arasında keşfedilmeyi bekleyen gençler sahada – Temsili Resim

Maç için yorum yapmak bana düşmez, ancak şunu söyleyebilirim: maç Darius Washington – Mersin BSB maçı oldu. Adam tek başına 35 sayı attı. Coştu coşturdu. 85-86 yenilen takımı, son saniye üçlüğü ile 88-86 öne geçirdi. Yoktan var etti. Delirtti. Çıldırttı.

Son saniyede üçlüğü atıp seyirciye koşan Washington

 

Hakemler biten maça 2 saniye daha ekleyince Washington

Velhasıl kelam, 2 saniye de eklense, maçın galibi ev sahibi oldu. Bando eşliğinde göbecikler ata ata arenayı terkettik. (çalan şarkı : bu fasulya 7.5 lira)

Çarşı civarında Ciğerci Niyazi’de birer porsiyon ciğerimizi yedikten sonra da otobandan basa basa eve döndük (otobandan git gel 170 TL – Benzin fiyatları : ( ). Keyifli bir Edirne günü, güzel bir atraksiyon, bombastik bir maç izleyerek cumartesimizi tamamladık.

17.11.2013 Galatasaray – Banvit BK

Ataköy Marina’da bir brunch’ın ardından latteleri… Şaka şaka, menemene ekmeğe banıp banıp yedikten sonra bastırsın diye çayımızı içip maç için yollara düştük. Caferağa Büfe insiyatif sahibi Tufan Abi ile lak lak yapmak için biraz erken gittim. Hala Burhan Felek büfesini tamamlayamadığı için ona sitem edip, bir de sosisli sandviç yedikten sonra tribünde yerimi aldım.  (Yazar dipnotu: yazının başından beri yemeklerden bahsediyorum, farkındayım.)

Bir parantez açıp, salon acemilerine bir tüyo vermek istiyorum: boşu boşuna biletin pahalısını almayın. En ucuz bileti alıp, pişkin pişkin en iyi yere oturun. Teyitli bilgi.

Galatasaray Bayern’i yendi, Aslan şahlandı dedik, Banvit de geliyor bomba gibi dedik, hatta Tübad’da sezon öncesi Banvit – Galatasaray maçını hatırladık ve sonuç olarak: heyecanlandık. Süper olacak, mükemmel olacak, hop-güm olacak derken ilk çeyrek : GS 10 – 26 Banvit. Maç içinde ilginç hiç bir şey olmadı ilk yarı sonuna kadar. Ha, fena maç değildi, ama çok çekişmeli değildi. Tübad’da o agresif, başabaş maçtan sonra bu biraz sıkıcı olarak bile addedilebilirdi…

Ama sonra işler değişti…

Gizli kahraman sahaya girdi: MERDİVEN.

Gizli Kahraman Merdiven Sahada

Galatasaray oyuncuları güzel güzel ısınırken, Banvitliler de atışlarını kullanırken, iki adam merdivenleri ile sahaya girdi. Yalnız Banvitli oyuncular adamlar girerken hali hazırda atış yapıyorlardı. Merdiven üstünden 3-5 atış denendi ve başarılı oldu.

Fileyi değiştirdiler, yaklaşık 7 dakika kadar geç başladı ikinci yarı. Bu file ısınmadan önce neden değişmedi; bunun cevabı bende ne yazık ki yok. Gerçekten merak da ediyorum.

İkinci yarı, Galatasaray oyuna geri döndü ve fark 3-5 sayıya kadar indi (dikkatsiz gazetecilik örneği). Taraftar galibiyet istiyordu, şartlar olgunlaşmıştı, her şey iyi gidiyordu.

Taraftar “Coşku”yla ayakta – Temsili Resim

 

Fazla uzatmaya gerek yok, sonra bir iki hakem kararı, Galatasaray’ı oyundan kopardı. Burda hakemler şöyle böyle demek bana düşmez, ama doğru-yanlış bu kararlar farkın 11 sayıda son bulmasına neden oldu.

Maç içerisinde sayabildiğim kadarıyla sahaya 4,5 TL ye eş değer madeni para, parkelerle buluştu. Köfte-ekmek alınamasa da kısa günün kârı denebilir.

Haftayı bu güzel iki maçla kapattıktan sonra, hasta hasta bunları yazmaya gayret ettim. Olduğu kadar diyelim. Arada twitter’dan da takip edin, bazen çılgın atıyorum, beğenmezseniz anfaro bedava.

Haydi sağlıcakla kalın. Öptüm. Bye.

Rıdvan Öztürk – https://twitter.com/baskettenanlama

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

İlgili Haberler