Blake Schilb Analizi | Bi’ Hawkins Vardı Ya Hani

schilb

 

Geçen sezonu türlü problemlerle sürdürüp binbir güçlükle tamamlayan Galatasaray, yeni sezonda ilk yabancı transferini Blake Schilb ile yaptı.

Tabii ki bu transferi iki açıdan yorumlamak gerek; takım Schilb’ten neler bekliyor ve Schilb takıma neler verebilir. İlk kısmı yorumlarken aslında takımın diğer parçalarını da görmeliyiz ve 20 Temmuz itibariyle Galatasaray’ın elindeki kontratlı oyuncu sayısı 5 (Şafak, Sinan, Göksenin, Micov, Ege) ve takımdaki ana rolleri alacak pozisyonlara hala transferler yapılmadı ancak şöyle bir baktığımızda takımın ve Ergin Ataman’ın Schilb’ten bir Hawkins yaratma çabası içinde olacağını düşünmek pek de yanlış olmaz. Hatırlanacağı üzere Galatasaray’daki ilk yılında lig şampiyonluğunu kazanan Ergin Ataman, kurduğu kadroda (daha doğrusu kurduğu ilk kadroda) Hawkins’i takımın beyni haline getirmişti ve Jamont Gordon’un sayı üretmeye yakın atletik oyun tarzından doğan topa yön verme eksikliğini David Hawkins ile kapatmıştı. Galatasaray’ın bu sezonki bütçesinin de 6-7 milyon dolar düzeyinde olduğunu düşünürsek yeni sezonda kurulacak takımın kısa rotasyonu da biraz daha bireysel oyuna yakın atletik oyunculardan oluşacak gibi. Koçun transfer sezonu başından beri ilgilendiği isimler olan Bobby Dixon, Pooh Jeter ve Bobby Brown ile daha sonra isimleri gündeme gelen Marcus Williams ve DeMarcus Nelson da bu düşünceyi güçlendiriyor. Buradaki asıl nokta Galatasaray’ın yaklaşık bir ay önce Micov’la da kontrat yenilemiş olması. Aslında baktığımızda Micov da profil olarak oyun sıkıştığında topu eline alıp kısalardan gelmeyen topa yön verme işini görebilecek bir oyuncu ama 2014-2015 sezonunda da gördük ki atletik özellikleri ve top hakimiyeti bu noktada problem yaratıyor. Dolayısıyla Blake Schilb Micov’un aksine topla daha haşır neşir olacaktır ve zaman zaman oyun kurucu kimliğine de bürünecektir. Kariyeri boyunca maç başı yaklaşık 3-4 asist ortalamaları ile oynayan Schilb’in “forvetten oyunu yönlendiren oyuncu” profiline daha uygun olduğunu da açıkça görebiliriz.

Takımın Schilb’ten beklentileri sadece topa yön vermesiyle sınırlı değil. Her ne kadar 3 numara rotasyonunu Micov ile paylaşacak gibi gözükse de ikisini de sahada sandığımızdan daha fazla görebiliriz. Yukarıda belirttiğimiz üzere topa hükmeden yapısını zaman zaman 2 numaradan da kullanmak isteyebilir Ergin Ataman. 1 numara rotasyonuna tek bir hamle yapılacağını ve bu ismi de Şafak Edge’nin yedekleyeceğini düşünürsek zaman zaman Sinan ile 1-2 rotasyonunu oluşturabileceği veya Sinan kenardayken 2 numaradan katkı verebileceği düzenler de mümkün. Tüm bunların yanında Micov’un 4 numara oynamaya elverişli oyun yapısı sebebiyle Schilb’in 3 Micov’un 4 oynadığı beşleri de sahaya sürebilir Ergin Ataman. Galatasaray’ın 4 numarada düşündüğü isimler olan Caleb Green ve İzzet Türkyılmaz her ne kadar bu rotasyonu tamamlayabilecek gibi gözükse de özellikle önem seviyesi yüksek maçlarda Micov’u 4 numaradan süre alırken görme ihtimalimiz gayet yüksek ve Schilb bu konuda da Galatasaray’ın elini güçlendirecektir.

Takımın Schilb’ten beklentileri kadar Schilb’in de takıma neler vereceği önemli çünkü Galatasaray geçen sezon tam da bu noktada çuvallamıştı. Litvanya ile müthiş bir Dünya Şampiyonası geçiren Martynas Pocius, İtalya Milli Takımı’nın önemli bir parçası olan ve kendinden beklentileri genelde karşılayan Pietro Aradori, Ergin Ataman’ın son 3-4 sezondur ısrarla takımda görmek istediği sırtı dönük hücum silahı olan uzunlar Nate Jawai ve Ian Vougioukas aslında profil ve beklentiler olarak Galatasaray’ın aradığı isimlerdi ancak iş bu oyuncuların takıma verebileceklerine geldiğinde Galatasaray tüm bu isimlerde karavana çekmiş ve kabustan da beter bir sezon geçirmişti. Öncelikle yukarda belirttiğimiz topa yön veren yapısı Schilb’in ana özelliği değil, Schilb dendiğinde akla gelen ilk özelliği skorer yapısı ve şutudur. Geçen sezonu geçirdiği Paris Levallois’da takımın en skorer oyuncusu Sharrod Ford’un yarım sayı gerisinde 14,5 sayı ortalamayla oynadı Eurocup’ta. Üstelik bu 14,5 sayı ortalamasını yakalamasında maç başına denediği 5 üçlükte %40’lık bir isabet bulması etkili ve bir o kadar dikkat çekiciydi (gerçi Schilb’i tanıyanlar için pek dikkat çekici bir istatistik değil bu keza kariyeri boyunca %35-40 arası üçlük sokan bir oyuncu olmuştu). Bununla birlikte birebir hücumlardaki yüzdesi ve potaya gittiğinde yüksek yüzdeyle isabet bulması da Schilb’i Schilb yapan özelliklerden. Kendisine gerekli pozisyonlar ve birebir hücumları oynayacağı alan yaratıldığında gerçekten çok etkili bir oyuncu. Galatasaray bu alanları yarattığında etkili olabilecek bir oyuncu olan Aradori’ye sahipti geçen yıl fakat kendisine özel oyunlar hazırlandığına pek şahit olmamıştık. Bununla birlikte ayak çabukluğu ve potaya gidişleri çok daha iyi olan Schilb’e bu konuda daha da imtiyaz verecektir Ergin Ataman.

Söz konusu Schilb olunca yapabildikleri listesinin üçüncü sırasına ribaund katkısını kolaylıkla yazabiliriz. Kendisine özellikle birebir hücumlarda avantaj sağlayan atletik fiziğini ribaund konusunda da çok iyi kullanabilen bir oyuncu. Kariyeri boyunca 4,5 – 5 ribaund ortalaması yakalaması da kendisinin bu konudaki başarısını gösteriyor. Galatasaray’ın 2014-2015 Euroleague sezonu Top 16 turunda en az savunma ribaundu çeken takım olduğunu düşünürsek Schilb’in bu konuda Galatasaray’a çok büyük bir katkı sağlayacağını görebiliriz. Bununla birlikte Galatasaray’ın gündeminde olan Schortsanitis gibi büyük cüsseli bir uzun da takıma katılırsa diğer pozisyonlardan gelecek savunma ribaundu katkısı çok daha önemli hale gelecektir. Burası da takım planlaması konusunda atlanmaması gereken bir nokta.

Özetle Galatasaray için Blake Schilb hamlesi Eurocup seviyesi de düşünüldüğünde önemli bir transfer. Takıma skor, tempo ve atletizm konusunda büyük yardımları dokunacaktır Schilb’in. Önümüzü görmek adına takıma yapılacak diğer eklemeler de önemli tabii ki ancak bireysel anlamda yapılan bu hamle Galatasaray ve Ergin Ataman’ın hanesine artı olarak yazılacağa benziyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

İlgili Haberler