Röportaj: Begüm Ünal, TrendBasket

Düzenleme: Murat Akcan, TrendBasket


Yeşilgiresun Belediyespor’da Emircan Koşut, Okben Ulubay gibi isimlerin de bulunduğu genç Türk oyunculardan oluşan bir takım kurdunuz. Başlarda herkes buna bir proje takımı gözüyle bakıp, sizi takdir ediyordu. Ancak Okben Ulubay’ın Darüşşafaka Doğuş’a gitmesiyle işler değişti ve insanlar, bu takımın sadece bir menajer takımı olduğunu konuşmaya başladı. Sizin için değişen şey neydi?

”Aslında bu olaya iki taraftan da yaklaşmak mümkün. Bazı imkanlardan ötürü, özellikle de Yeşilgiresun’un ekonomik imkanlarından dolayı bir proje olarak kurduğumuz bir takımdı bu. Piyasadaki yüksek ücretli oyuncuları takıma kazandırmamız mümkün değildi, takımın bütçesi önceki yıldan daha sınırlıydı. Böyle bir takım kurduğumuz için gerçekten çok memnunum. Ayrıca bazı keşkelerim de oldu tıpkı, keşke Metin Türen sene başından itibaren bizimle birlikte olsaydı demem gibi.

Okben takımdan ayrılana kadar aslında tam bir takım olarak oynuyorduk. Tabii ki bunu sadece Okben’e bağlayamayız aynı dönemde Yeşilgiresun olarak takım içerisinde de bazı sıkıntılar yaşadık. Okben bir karar aldı ve ayrıldı ancak bu takımdan başka bir isim de olabilirdi. Örnek vermek gerekirse Rasid Mahalbasic’e yüksek bir ücret ödeyemedik ve çok daha düşük bir ücretle iki ay bizimle oynamasını sağladık. Gidebileceğini bilerek bir risk aldık ve sonucunda da gitti. Okben’e gelecek olursak takımla olan anlaşmasının detaylarını bilmiyorum ve bilmek de istemedim. Bir fırsat yakaladığını düşündü ve kendi kararını verdi. Ona elbette konu hakkında kendi görüşlerimi de söyledim ancak sonuçta karar vermesi gereken kişi oydu.

Fotoğraf: Begüm Ünal/TrendBasket

Fotoğraf: Begüm Ünal/TrendBasket

Okben, Anadolu Efes’ten gelen ve iki yıl önce büyük bir proje olarak adlandırılan iyi bir oyuncuydu ancak herkes onun artık bittiğini söylüyordu. Giresun’a gelip, şans buldu ve kendini geliştirdi. Bana soracak olursanız da ligin ilk yarısındaki en iyi Türk oyuncu oydu. Burada kalmasını istedim ancak karar tabii ki de ona aitti. Eğer isteseydi takımda kalabilirdi ama Darüşşafaka Doğuş’a gidip, yeniden EuroLeague’de yer almak istedi. Aynı zamanda para da kararını etkileyen etmenlerden biri oldu. Bana göre, eğer sezon sonuna kadar Giresun’da kalsaydı iyi bir sıradan draft edilme ihtimali bile vardı. Oynadığı oyuna ve yaptığı antrenmanlara bakarak bunu söyleyebilirim.

Yeşilgiresun’u bir menajer takımı olarak addetmenin doğru olmadığını düşünüyorum çünkü takım içerisindeki her şeyin arkasında bambaşka hikayeler vardı. Eğer büyük resim görülü,p finanse edilseydi bu, uzun vadede de devam edebilecek güzel bir projeydi. Ancak Yeşilgiresun’da uzun vadeli bir fikre sahip olmak oldukça zor.”

Buradan yola çıkarak soracak olursak Türk basketbolu hakkında da bir şeyler söylemek ister misiniz? Çünkü son beş altı yıldır alt kategorileri domine ediyoruz ancak…

”Kesinlikle, geçiş sürecinde bir problem var. Aslında Sırbistan da benzer bir sorun yaşıyor. Gençlerde madalyalar kazansak da milli takım için o dönemi bir türlü yakalayamıyoruz. Takımda şu şu yabancı oyuncular da var o yüzden şans bulmaları mümkün değil, diye düşünüyorlar. Bu, olaya bakış açısıyla alakalı. Eğer bir oyuncu gerçekten başarılı olmak istiyorsa ve gerçekten çok çalışırsa onu kimse durduramaz. Takımda kaç yabancı olursa olsun. Takımdaki bazı Türk oyuncularım yakaladıkları bu şansı oldukça iyi kullandı. Bazıları ise beni aynı şekilde memnun etmedi. Belki de bundan bir beş yıl kadar sonra ellerine nasıl bir şansın geçmiş olduğunu fark ederler.

Geçiş döneminde başarılı olabilmek için oyuncuların da isteği olmalı, başarmayı istemeli ve bu uğurda fedakarlıklarda bulunabilmeliler. ”Bana takımda şans vermediler.” demek çok kolay. Peki sen o şansı bulmak için ne yapıyorsun? Kimse kimseye bir şeyleri hediye etmek zorunda değil. O şansı elde etmek için çalışman gerek. Şu sıralar Fenerbahçe’nin EuroLeague’i sadece yabancı oyuncularla kazandığı konuşuluyor. Bir yandan da Türkiye Ligi’nin son bölümlerini izliyoruz; Egehan Arna, Ahmet Düverioğlu, Melih. Bu isimler Türk oyuncular mı? Evet. Playoff’ta süre alıyorlar mı? Evet. Koç onlara bir şans verdi ve işler onlar için yolunda gidiyor. Yüksek seviyeler için oynayan takımlarda gençlere süre vermenin zor bir durum olduğunu anlayabiliyorum ancak onlara süre verebilecek kadar cesur da olmak gerek.

Ligde çok sayıda oldukça yetenekli oyuncunun olduğunu gördüm. Onlar için asıl problem doğru zamanda doğru yerde olmak. Şans bulabilmek takımlara olduğu kadar oyunculara da bağlı olan bir durum.

Okben’i bana önerdiklerinde bazı problemlerinin olduğunu, bazı tutumlarını bilmiyordum. Size onun hakkında sadece iyi şeyler söyleyebilirim. Eğer bir sabah antrenmanını kaçırırsa hemen yardımcı antrenörü arar ve öğlen antrenmanından bir saat önce gelir salonda çalışırdı. Her antrenman sonunda da fazladan çalışıyordu. Aynı zamanda Doğuş, Utku, Efe ve Samet de sezon boyunca çok çalıştı ve sonuçlarını da elbet göreceklerdir.

Begüm Ünal

Twitter: @beggysworld

Website:

Son Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir