Doğuş Holding sponsorluğundaki büyük bütçesi ve alışık olunandan geniş kadrolarıyla BSL’de ve EuroLeague’de kendisine yer bulan Darüşşafaka’nın bu sezonu da birçok yeni parça ve yeni bir koçla başladı. David Blatt’i NBA macerasının ardından teknik patronu yapan; Will Clyburn, Brad Wanamaker, Adrien Moerman, James Anderson, Dairis Bertans gibi ana parçaları da sezon öncesinde takıma monte eden Daçka’da yerel sezon Banvit, Fenerbahçe ve Beşiktaş Sompo Japan gibi ciddi rakipler karşısında alınan yenilgilerle başladı. 12. haftadaki Anadolu Efes yenilgisiyle birlikte ligde sekiz galibiyet alma başarısı gösteren Daçka için geçen sezonun bir tekrarı yaşanıyor gibiydi. Oktay Mahmuti’nin liderliğindeki yeni kurulan takım o sezonun ilk yarısında uyum sorunları ve oyuncuların rotasyondaki yerlerinin netleşememesi sebebiyle çalkantılı geçmişti. Benzer bir sebepten ligde belli bir seviyenin üstünü mağlup etmekte zorlanan Daçka’da özellikle pota altındaki alternatifsizlik can sıkıyordu. EuroLeague’de de bu sorunu yaşayan yeşil beyazlı ekip, Marcus Slaughter’ın uzun süreli sakatlığı sonrasında Cibona Zagreb’de parlayan, NBA’e gitmesi beklenen genç pivot Ante Zizic hamlesiyle başka bir takım oldu. Zizic’in uyum sorunu yaşamadan yeni takımına aradığı sertlik ve enerjiyi vermesi çehreyi değiştirdi. Sezon boyunca büyük bir ana plandan ziyade oyuncu bireyselliğiyle ateşlenen küçük çözümlere ve David Blatt’in rakiplere göre yaptığı taktik ayarlamalara sığınan Daçka sezonun ikinci yarısını her kulvarda iyi geçirdi.
Bu bağlamda Wanamaker, Wilbekin, Clyburn üçlüsünün lokomotifliği ve bu oyuncuların formda dönemlerinin birbirini takip eden bir döngü içerisinde olması Darüşşafaka’yı ligin ilk dört sırasında tuttu. 20. haftadaki Fenerbahçe yenilgisinin ardından maç kaybetmeyen İstanbul ekibi, 2015-16’nın ikinci yarısındaki bireysel ve sistemsel çıkışa benzer bir yükselişi gerçekleştirerek BSL’yi 23 galibiyet ve 7 mağlubiyetle dördüncü bitirdi.

Play-off’ta Daçka’yı sezonun flaş ekibi Banvit bekliyordu. Saso Filipovski’nin bazı şeyleri iyi yapıp, bazı şeylerde zaaf oluşturan oyuncularını çok başarılı bir koçluk performansı sonucu zaafları örten bir sistemde buluşturmasıyla Türkiye Kupası’nı kazanan, Basketbol Şampiyonlar Ligi’nde finale çıkıp, ligde ise birçok EuroLeague takımını mağlup eden tehlikeli bir ekibe dönüştü Banvit. Ne var ki Daçka’nın geniş kadrosu ve Blatt’in mikro oyun hazırlamaktaki dünya çapındaki becerisi fazla geldi. Jordan Theodore’un ilk adımıyla patlayarak yaptığı penetreleri uzun savunmacılarla ve ABD’li oyuncuyu go-to hareketlerinden uzaklaştırarak savunan Daçka, rakibinin hücumunu büyük ölçüde yavaşlattı. Buna rağmen sezon boyunca kazandığı karakterden vazgeçmeyen Banvit, Gasper Vidmar gibi yan parçalarının formsuzluğuna yenik düştü.
Zorlu geçen seriyi kendi istediği kıvamda oynayan ve kısalarıyla oyununu dikte etmeyi başaran Daçka 2-0 kazandı ve yarı finalde Fenerbahçe ile eşleşti.