
Anadolu Efes taraftarı sezona hangi beklentilerle başladı bilemem ama sezon içinde en çok duygu durum dalgalanması yaşayan taraftar olduğuna eminim. Bu konudaki tek rakipleri psikolojik film benzetmemizin diğer kahramanı Baskonia idi. Neyse… Gerilim dolu yapıtların yönetmeni M. Night Shyamalan, Çoklu Karakter Bozukluğu sendromundan mustarip Kevin’in macerasını izletir bize. Anadolu Efes’in inişli çıkışlı sezonu da tam Kevin’in çoklu karakterine hizmet ediyor. Yedi maçta sadece iki Galatasaray Odeabank galibiyeti alan da bu takım, playoff resminin şekillendiği son dönemde 11 maçta dokuz galibiyet alan da… Aslında bu karakter bölünmesi Granger ya da Heurtel’in oyun karakterlerinin farkında da yatıyordu. Granger’ın formda olduğu maçlarda Efes açık ara üstünken Heurtel’in formda olduğu maçlar genellikle mağlubiyetle ya da kötü basketbol ile bitti. Olympiakos serisine gelince… Efes’in istikrarlı olduğu tek alan istikrarsızlığı. Tabanı ve tavanı arasında korkunç bir fark olan Efes’in seriyi beşinci maça taşıması ve Pire’deki maçın son iki dakikasına kadar Final Four iddiasını sürdürmesi başarıdır. Perasovic’e gelince başarılı bir sezon geçirdiğini iddia etmek mümkün değil. Ama başarısız bir sezon geçirdi demek de basketbol gerçeklerine ihanet. Efes kadro, oyun aklı ve yetenek toplamı olarak ve kulüp kültürü olarak kendisinden çok daha iyi bir takıma yenildi. Nitekim Olympiakos’un yarı finalde CSKA Moskova’yı yenmesi tesadüf değildi. Büyük maçları birlikte oynamayı öğrenmek bir zaman ister.
Sizede tşk ler !