
Herkes gibi, Jam’in başantrenörü de hikayeler duymuştur sakatlıklar hakkında. Swift’in ailesinin nasıl dikkat dağıtabileceği hakkında. Fakat Rob bir profesyoneldi. Aile bir teyze dışında hiç kendini göstermezdi. Yine de Swift mesafeli duruyordu. Basketbol asıl mesele değildi. Swift’in gerekli malzemeleri vardı. Basketbol IQ’su, Voigt’in hatırladığı kadarıyla- alışılmışın dışındaydı. Endişe verenler diğer şeylerdi.
Sıkı eğitimdeki diğer oyuncuların aksine Swift, Jam ile birlikte etkili olmadığı bir noktada kilo alır. Voigt uyuşturucu kullanımına dair bir işaret görmez ve Swift asla sarhoş olarak ortaya çıkmaz. Fakat bir şeyler açıkça tükenmiştir. Ama hala Swift her şey kontrolü altında gibi davranmaktadır. “Gerçekte o kırılmış bir çocuktu” der artık Voigt. “Çok fazla acı vardı.”
Jam’in ikinci maçından sonra Swift, Voigt’e gelir: ‘’Artık yokum. Ben bir MMA savaşçısı olacağım.’’
Bu Voigt’in onu son görüşü olacaktır.
Yolu değiştirmek için son bir şans vardı. Temmuz 2010’da Hill arar. “Japonya’da bir antrenörlük işi aldım. Gel benim için oyna”
MMA işi hiçbir araya gelmedi. Swift’in bir akşam Sonics maçında tanıştığı uzun boylu, güzel esmer Tabatha Smith ile de sona ermedi. Nisan 2008’de doğan oğulları Reiko annesinin mavi gözlerini ve kahverengi saçlarını almıştı. Mahkeme Swift’in NBA gelirlerini dikkate alarak ayda 5000$ çocuk nafakasına karar verir. Swift tartışmadı, röportajlara göre kariyeri boyunca 18 milyon $ para kazanmıştı, çok parası vardı. Ortak velayet düzenlediler.
Bu arada, Jam’den ayrıldıktan sonra parti yapmaya devam etti. Hem de çok. Birçok adamın sarhoş olması için altılı pakete ihtiyacı varken Swift’e üç yetiyordu. O antrenman yapmayı bıraktı, kulüp çağırmayı bıraktı. Fakat işte, Swift’in kendisini gerçekten anladığını hissettiği tek NBA koçu Hill oradaydı ve fırsat umut vericiydi. Bir Pirnceton mezun koruma fonu yöneticisi Tokyo Apache’yi aldı ve elinden gelen her şeyi yaptı. Elit koç. Amerikan-tarzı amigolar ve fırfırlar. Bir başka NBA efsanesi, Jeremy Tyler…
Yine de bir problem vardı: Swift 200 kiloya dayanmıştı. Tokyo’daki ilk ay acımasızdı, fakat kendine şekil veriyordu, sırayla mücadele ve rehberlik yapan Tyler, koça asistanlık yapan tecrübesiz ukala çocuk Casey Hill-Bob’un oğlu onu- “Bir Great Dane delikanlısı” olarak hatırlar. Bu sırada, onu yalnız genç, çabuk güvenen ve fazlasıyla cömert, NBA serveti giderek azalsa bile her durumda hesabı ödeyen bir adam izlenimi edindiği Casey ile arkadaş olur. Swift’in, nişanlısı Tabatha ile işler kötüye gittikten sonra tanıştığı Casey ona konfor sağlar.
Sonunda Swift 32 kilo verir ve baharını geri kazanır. Hill onu üçlük atmaya teşvik eder. 22 sayı ve 18 ribaund ve sonra 21 sayı ve 16 ribaundluk bir maç çıkarır. Daha sonra, 11 Mart’ta, deprem olduğunda ve evi sallandığında Swift yatak odasındaydı. Büyük Doğu Japonya depreminden sonra kaotik günler geldiğinde kimse basketbolu düşünmüyordu.
Amerikan ortağı Apache, Tokyo ekibi ile olan ortaklığı sonlandırır. Birleşik Devletler’e döndüğünde takımlar meraklı bir şekilde Swift’i çağırır. New York, Boston… Nisan’da Trail Blazers bir deneme ayarlar. Swift’e takımı kaptığı söylenir. Daha yaşlı, daha akıllıdır. Bu kez daha sabırlı olacaktır. Sonra bir Portland personeli haberi verir: ‘’Üzgünüz, başka bir yol izleyeceğiz.’’ Swift öfkelidir. Hayal kırıklığına uğramıştır. Temmuz’da NBA lokavtı başlar. Basketbol ve geri kalan her şey ile işinin bittiğine karar verir. Bu kez kurtlar geldiğinde kaçmayacaktır.

Baştan sona tek solukta okudum. Harika bir çeviri, teşekkürler.
Güzel yorumunuz için biz teşekkür ederiz 🙂
Elinize sağlık