Robert Swift’in NBA’in büyülü dünyasından uyuşturucu bağımlılığına serüveni… | #SI

Chris Ballard/SI
Chris Ballard/SI

Aradan iki hafta geçer. Swift mesaj atar. Konuşmaya hazırdır. Olan biten her şey hakkında. İşte burada, Roseville’de Extended Stay America Hotel’inin üçüncü katındaki odasındayız. Dışarıda, I-80 karayolu telaş içinde, ticaret odasının hemen altında 7-Eleven ve Family Christian mağazası. Plastik rafta Campbell’s Chunky çorbası kocaman protein tozu şişelerinin yanında. Melatonin ve ilaveleri yatağının etrafını kaplıyor. Bitmiş Sudwerk marka altılı bira şişeleri yerde, içi boş fast-food poşetlerinin yanında duruyor. Dolabı basketbol kıyafetleriyle örtülmüş. Birkaç kitap sırt çantasına yaslı duruyor; bir defa felsefeye ilgi duymaya başlamış olan adam şu anda The Philosophy of the Dark Knight ve Games of Thrones’un el kitaplarından birini okuyup runik alfabesini kullanarak gizli notlar almaktadır. Bir dönen sandalyedeki yeni yıkanmış eşyalarını dağınıklık için özür dileyerek benim için kaldırır. “Görüldüğü üzere son zamanlarda hiçbir şey yapmadım, sadece salona gittim.”

Uzun bir ikindi vakti görüşmesinde aralıklarla buhar cihazını kullanarak bütün her şeyi anlattı. Hiçbir zaman sorulardan ya da göz temasından kaçmıyor. Yorgun vücudu ve endişeli gülüşü artık yok. Kimi suçlamak gerektiğini sordum—Sana ne oldu?—tereddüt etmiyor. “Bütün bunları yapmak benim tercihimdi, başka birisinin değil. Kafama yanlış fikirler sokan başka birileri olsa da ya da doğru kişiler yakınımda olmasa da yine de benim kararımdı.”

Kelimeleri tedavi sürecindeki sözlerine gidiyor; ya kısa maruz kalma döneminde bunları içselleştirmiş ya da kendi kendine bulmuş, hangisi olduğuna karar vermek zor. Salındığından beri terapiden kaçındı, başkalarını dinlemenin ve kendi içgüdülerine güvenmemenin kendisini bu hale getirdiğini düşünüyordu. 19 aydır tekrardan kullanmak gibi bir düşüncesinin olmadığını söylüyor. “Başlamak benim kararımdı, bırakmak da benim.” Bağımlılık mazeretinden nefret ediyor; bu bir hastalık, bir seçim değil.

Bazıları için bu durumla ilişki kurmanın zor olabileceğini söyledi. “Bunu anlayabilir ve saygı gösterebilirim, fakat ben yapmamayı seçersem, yapmam. Herkesin bunu yapamayacağını anlayabilirim, ama ben böyleyim.”

Swift’in yapabileceği tek şey ona inandığınızı ummak. Nasıl “Daha yaşlı ve daha duygusal” olduğuyla ilgili konuşuyor. Artık bir GM’nin bakış açısını nasıl anlayabildiğini. Onun dediği gibi bir “Sürekli düşüş” mü? “Kaybolmuştum, sinirliydim ve korkmuştum. Hedeflerim yoktu. Cidden anlık yaşıyordum. Ve artık kesinlikle hedef odaklıyım, uzun vadeli bir planım var, ne yapmak istediğimi biliyorum. Bir sonraki adımın ne olduğunu biliyorum. Tüm kararları ‘Bu beni bir sonraki adıma ulaştıracak mı?’ sorusunu cevaplayarak veriyorum. Çok az anlık hazla ilgili şeyler yapıyorum.” Duraksar. “Eğer ben geri dönebilirsem biliyorum ki diğer insanlar da dönebilir.”

Bütün bunların yanında bir destek sistemi olduğunu da söylüyor. Sohbetimiz sırasında telefonu Joker’in sesiyle çaldı (Swift büyük bir Batman hayranı), Jordan Wilson’dan bir mesaj. Çok konuşmayan 24 yaşındaki oyun kurucu Wilson daha önce Rocklin’de bir Hristiyan okulu olan William Jessup Üniversitesi’nde basketbol oynadı, daha sonra da Yeni Zelanda’da. O ve Swift haftada dört ya da beş gün birlikte antrenman yapıyorlar. Her gün Swift’e mesaj atar. Wilson: “Bunun sadece bir yetişkin ligi olduğunu biliyorum, fakat basketbolu ne kadar ciddiye aldığı güç veriyor.”

Sonra bir de arada bir ona para veren ve bu hikayeyi yazdığımı duyup benimle konuşmak için ısrar eden Shaull var. (Kız kardeşi Rhonda’yla “arası açıldığından” 11 yıldır konuşmuyor, fakat beni bir köşeye çekip aileyi ağırdan almamı söylüyo.) Ve belki de en öne çıkanı, Deon Taylor, 41 yaşındaki film yönetmeni (Meet the Blacks, Supremacy). Taylor Indiana’da yetişti, San Diego Devlet Üniversite’sinde burslu okudu ve sonra da Almanya’da oynadı. Yüksek sesli, eğlenceli, ince bıyığıyla “ADAMIM GÜNÜN NASIL GEÇİYOR?!” tarzı şeyler diyen ve, Jamie Foxx ve Justin Timberlake’ten bahsedip kendine pay çıkaran bir adam. Swift’in Chris Fry adındaki bir avukatla çalışmasını sağlayan kişi. Taylor: “Onu önemsediğimi fark ettim. Ona en büyük tavsiyem: Basketbolun seni başarılı bir yere koymasına izin ver fakat basketbol için yaşamıyorsun. NBA’e dönmezsen bu hayatının sonu değil.”

11 of 13

XI

3 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

İlgili Haberler