Robert Swift’in NBA’in büyülü dünyasından uyuşturucu bağımlılığına serüveni… | #SI

SI
SI

Sana ne oldu? Bu yanlış soru olabilir.

Temmuz 2016’nın son günlerindeyiz ve Sacramento’nun yarım saat uzağında, doğusunda kalan Roseville’de bir Asyalı barında Swift’in karşısında oturuyorum. Üzerinde şort ve siyah bir t-shirt var. Saçı kesilmiş. Çenesine ince bir sakal ekle ve kocaman, dövmeli bir Leprikon’a (İrlanda mitolojisinin küçük yeşil cini) benzer. Dövmeleri kollarını ve bacaklarını kaplamaktadır: Kabile simgeleri, deyişler, alevlerin arasından çıkan bir kurt. Bazıları sadece siyah ışıkta belli oluyor. Swift yeniden 125 kg ve çoğu kas, fakat olaydan uzak kalmak isteyen bir adam gibi hareket ediyor, sırtı kambur ve ayakta dururken şortunun ilmiklerini parmaklarıyla kurcalıyor. Üç farklı başlangıç sipariş etti fakat birazını yedi ve evde yemek için paket yaptırdı. Son yıllarının iyi döneminde ilk defa bir Amerikalı gazeteciyle konuştu ve endişeli, bacakları sallanıyor. Gelecek hakkında konuşmayla ilgili bir sıkıntısı yok. Geçmişten emin değil. “Daha hala tüm olup bitenleri, ‘daha farklı ne yapabilirdim?’ sorusunu düşünmenin zor olduğu zamanlar var. Fakat sonra da artık yapabileceğim bir şey olmadığını hatırlıyorum. İleriye bakmam gerekiyor.”

Tanıdık olduğu için sıcak, dümdüz, alışveriş merkezleriyle, kiliselerle, McMansion tarzı evlerle ve likör mağazalarıyla dolu Roseville’i seçti. Büyük annesi bir zamanlar burada bir apartmanda yaşıyordu. Dayısı Shaull şu anda burada. En önemlisi de basketbol sahnesi güçlü. Bana son 16 günde 14 lig maçı oynadığını, takımının Woo Pro-Am Ligi’ni kazandığını, son 10 yılda bu kadar iyi hareket etmediğini söyledi.

O gecenin iki maçında ilkinde bir spor salonunda Swift yurt dışında oynayan oyuncuların ve müthiş şut isabeti olan bir kadının da bulunduğu takım arkadaşlarının arasından sivrilir. Birincil savunmacısı 196 boyunda kır saçları ve geniş midesi, kendisini 43’ten daha yaşlı gösteren biriydi. Çoğu kişinin yapabileceği şeyleri yapıyordu: Swift’e sert fauller.

Sinirlenmiş halde Swift onu dışarı çıkarır. Orta mesafeli şutlar ve panyalı şutlar sokar. Uzun bir üçlük yollar. Çemberden seken topları smaçlamak için yükselir. Potaya turnike bırakır. Bunların da üstüne yüksek postta ‘pick-and-roll’ yapar, savunmada oyun kurucularla değişir ve takım savunmadayken konuşur. Yüksek postun dışında kat yapan oyunculara birkaç güzel pas çıkarır. Yüksek basketbol IO’su. “D-League mi?” Defterimin bir köşesine yazıyorum. “Yurt dışı kesin.”

İki gün öncesinde Casey Hill, Swift’in ilerlemesinin ölçümünü yapmayı teklif etti. “O bir savaşçı bu yüzden oyunlar sırasında bunu görmeyeceksin. Fakat serbest atışlarda ve molalarda izle. Eğer şortunu tutuyorsa bu üzerindeki baskıyı aldığı anlamına geliyor.” O gece 40 dakika sahada kalmasına karşın Swift bunu yapmaz. Fakat dizlik takıyor. Sadece yakından incelediğinizde üzerindeki taytta ufak bir delik var. Aynı şekilde ayakkabıları da eskimiş ve pis.

Maçtan sonra arkadaşlarına sarılır, karşı takımla dalga geçer, güler, buhar cihazını kullanmak için biraz dışarı çıkar, nikotin seviyesini yavaş yavaş aşağıya çektiği için mutludur, başta 22 mg iken 12’ye şimdi de altıya kadar düşürdü. Ruh hali bir arkadaşı onu hafta sonu gerçekleşecek olan bir fuara davet ettiğinde değişir: “Bir sürü yemek ye, çocuklarımla vakit geçir.” Swift kafasını sallar. Kalabalık için “Çok kalabalık olacak,” der.

İki saat sonra ikinci maçta aynı terli atletini giyer. Takım arkadaşları onu görmezden gelir ve Swift’i 1.90 boyundaki oyun kurucular savunuyor olsa bile ona pas vermeyip üçlük atarlar. Takım kaybeder. Sonrasında Swift sinirlidir. Hakemlere… Eline top gelmediğine değil. “Bu lig benim için bitti. Zaten sadece hatır için oynamıştım.”

Ağır adımlarla park alanındaki 1996 model Ford Explorer’ına doğru yürür ve şoför koltuğunun kapısına kuruması için atletini asar. Sacramento’da bir sağlık kulübünün dışarısında bir Çarşamba gecesi. Bu geri dönüşün gerçeği.

Swift’in eski menajeri ve şu anda Warriors’ın GM’si olan Bob Myers: “Rober Swift mi? Sürekli onu düşünüyorum.” Konuştuğum birçok diğerleri gibi Myers da Swift’in nasıl olduğunu merak ediyor. Basketbol anlamında değil, hayatında.

Voigt: “Kendimi kötü hissediyorum çünkü ona yardım edemedim. Umarım birisi edebilir.”

Şu anda D-League’de Santa Cruz Warriors’ın koçu olan Casey Hill ise “O bu işin kötü tarafına yakalandı. 18-19 yaşındayken çok parası olan ebeveynlerinin ondan bir NBA oyuncusu…” dedikten sonra sözünü yarım bırakır.

Yazar, şair ve Seattle’da Sonics’i koru kampanyasının önemli isimlerinden olan Sherman Alexie “Ne kadar acı çekti? Lige ne kadar acısını yansıttı? Başarısızlığa mahkum muydu?” diye meraktadır. Kendisi de alkol bağımlılığından kurtulan biri olduğu için, ona “Tamamen empati kurduğunu ve iyileşmesini ümit ettiğini” söyler.

Diğerleri ise ya isimlerinin verilmesini istemiyorlar ya da önce Swift ile konuşup, anlaştıktan sonra konuşabileceklerini söyleyerek korumacı davranıyorlar. Papaz ve Kaliforniya’da Destiny Hristiyan Kilisesi’nde spor bakanlığı temsilcisi olan Davin Johnson gibi bazıları da onun için umut besliyorlar. Johnson, Tanrı’dan Swift’e yardım etmesi gerektiğine dair bir mesaj aldığını söylüyor. Papaz ve Swift samimi sohbetler için buluştular. Papazın teşvikiyle Swift Çarşamba günleri bir erkek grubun çalışmalarına katılmaya başladı, bu senaryoda kot pantolon ve beyaz atletli olduğu halde Hz. Davud ve Calut’un olayını canlandırırken Tanrı rolünü bile oynadı. Johnson Swift için “Bir şeyin hakkından gelmeye bilen birisi” der. Sonraki adımın şahitliğini paylaşmak olduğunu söyler. Bir sabah Christian Rock şarkıları Destiny’nin spor tesislerinde çalarken Johnson  “Bir şeyi gizlice yapmak tamam ama asıl olan herkesin gözü önünde yapmak. Onun yaratabileceği farkı, etkileyebileceği hayatları düşün. Hikayesi hazır, fakat bu hikayeyi paylaşmaya hazır mı?”

10 of 13

X

3 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

İlgili Haberler