Michael Jordan insanüstüydü. İdeal bir şekilde inşa edilmişti; kusursuz bir orta mesafe şutu ve kıyas bile kabul etmeyecek acımasız bir kazanma arzusu vardı. Eksik olan bir şeyi varsa o da üç sayı isabetiydi. 1992 NBA Finalleri’nin ilk maçında Trail Blazers’a karşı gösterdiği performansa bu yüzden hayran olmuştum. Jordan’ın zirvesi buydu. Başkalarını haksız çıkarma fırsatı verildiğinde kendini durduramazdı. ’91-92 sezonunda 27% ile üçlük atan Jordan, Cliff Robinson içeriyi kapatıp, onu üçlüğe yönlendirdiğinde o fırsatı bulmuştu. Sonrasında “Bana erken meydan okudular.” dedi Jordan. İlk yarıda altı üçlük ve 35 sayı bulmaya (maçı 39 sayıyla tamamladı) ve o dönemde NBA yorumcusu olan Magic Johnson’ı saha kenarında gördüğünde o “Omuz Silkme” hareketini yapmaya mecbur kaldı.
Biliyorum, Jordan’ın kariyerini daha iyi tanımlayacak başka anlar var. Bu onun ilk veya son şampiyonluğu değildi. Ya da Flu Game** veya Bryon Russell crossoverı da değildi. Bu beni çok etkiledi çünkü çok beklenmedikti. Jordan’ın bir seri kazanacağından ve bunu yaparken inanılmaz kahramanlıklar göstereceğinden şüphe etmezdiniz. Ama benim gözümde, Jordan’ın kişiliğini yansıtan, bu maçtan daha iyi bir örnek bulamazsınız. Sabahları golf, akşamları kağıt oynayan ve bir gözü açık uyuyan bir adamdan bahsediyoruz.
birde ron artestin 2010 7. maçında 1 dakika civarında yolladığı üçlük ve sonrasında seyicileri öperek selamlaması var