Bu benim sadece favori pozisyonum değil, favori filmim bile olabilir. 22 yıldır düzenli olarak izlediğim için (aman Tanrım!) neredeyse tamamını ezberledim. Çizgiler, koreografi, kaos, kargaşa. “Playoff basketbolu” deyince aklıma ilk gelen şey bu pozisyon. LeBron ve Warriors denen olağanüstü güçler sağ olsun, bu seneki heyecan seviyesi bunun yanına bile yaklaşamadı. Pacers 18,7 saniye kala altı sayı gerideydi – başka bir deyişle: “Toparlanın, gidiyoruz.” vakitleri. Fakat Reggie hemen bir üçlük bularak farkı yarıya indirdi. Maç aniden tek pozisyona indi ve Madison Square Garden hareketlenmeye başladı.
Ve sonra, nihai kaos: Charles Oakley topu oyuna sokarken pas verecek kimseyi bulamadı. Greg Anthony boşa çıkmaya çalışırken Byron Scott ona sarıldı ve Reggie ikili sıkıştırma için oraya geldi. Anthony yere düştü, (Kabul, onu Reggie itti) ama Oakley açıklanamaz bir şekilde pası ona verdi. Ve az önce üçlüğü gönderen adam araya girerek topu çaldı. (Oakley pası Dolan’a verebilir ve bu daha iyi bir tercih olabilirdi) Reggie şüpheyle topu yakaladı, içgüdüsel olarak üç sayı çizgisinin gerisine doğru kaçtı ve tam da aynı noktadan bir üçlük daha buldu. Maç berabere. Spike Lee şaşkın. Duygu fırtınası.
Maç berabere olmasına rağmen Pacers’ın John Starks’a neden faul yaptığına dair çok fazla kafa karışıklığı vardı. Starks, kalbine sağlık, faul çizgisinde boğuldu ve iki serbest atışı da kaçırdı. Yarayı deşercesine, Patrick Ewing hücum ribaundunu aldı ve %80 civarında isabetle bitirdiği bir atışı kaçırdı. Top birkaç oyuncunun parmak ucunda gidip geldi ve sonunda tabii ki Reggie Miller’ın eline kondu. Düdük çaldı, faul.
Reggie iki serbest atışı da sayıya çevirerek dokuz saniyede sekizinci sayısını atmış oldu. Billy Joel’den özür dileyerek söylüyorum, Garden’ın gördüğü en iyi şov buydu.
birde ron artestin 2010 7. maçında 1 dakika civarında yolladığı üçlük ve sonrasında seyicileri öperek selamlaması var