Chauncey Billups, Pistons guardı, 2002-2008, 2013-14: Serinin ilk maçına başlamadan önce bile çok ama çok güveniyordum kendime. Sezon boyunca onlarla yaptığımız iki maçı da kazandık. Sahip olduğumuz takımla -kişilerle değil– mücadele etmeleri zordu. İki sebepten dolayı Minnesota’ya karşı, Lakers’tan daha fazla zorlanacağımızı düşünüyordum: En etkili hücum oyuncularımızın hiçbirini durdurabilecekleri bir yol yoktu. Beni ikili oyunda durdurabilmenin bir yolu yoktu, çünkü Shaq’ı üç sayı çizgisinin dışına çıkaracaktım ve yıpratacaktım. Eğer çıkmasaydı tüm seriyi boş şut atarak geçirirdim. İkincisi, Rip. Rip’i her yere koşturtacaktım ve kurduğum her oyunda Shaq’ın tarafından o gelecekti.
Kobe Bryant: Dürüst olmak gerekirse Detroit aşırı iyi oynadı. Sahanın her tarafında iyi yağlanmış bir makine gibiydiler. Feci keskindiler. Aşırı keskin, aşırı canlı, aşırı metodiktiler ve sonuna kadar hak ettiler.
Tüm bu faktörler bu şekilde kazanmalarına katkı sağladı. Geriye dönüp Larry Brown’ın Philadelphia’sıyla oynadığımız önceki yılın finallerine bakarsanız kazanmamızın sebebinin çok kilitlenmiş, odaklanmış ve iyi hazırlanmış olduğunu görürsünüz. Birbirimizin hareketlerini en ince detayına kadar biliyorduk. Bir Larry Brown takımına karşı oynuyorsanız o, üçgene baskı uygular ve sizi hücumda daha derinlikli oynamaya iter. Otomatize ettiğiniz şeylere güvenmek zorunda kalırsınız. Uygun reaksiyonu gösterebilmek için birbirinizin eğilimlerini bilmelisiniz. Biz bunu yapmaya hazır değildik. Çok fazla şey olup, bitiyordu. Uzun süredir birlikte olan diğer takımlar kadar keskin değildik.
Chauncey Billups: Oyun planımız tamamen hesaplıydı. Shaq’ı bire bir savunacaktık. Shaq’ı bire bir savunmanın imkânsız olduğunu da biliyorduk. Kobe’yi de bire bir savunmak imkânsızdı. Ama Shaq’ı bire bir savunduğumuzda Lakers’ın iştahının kabaracağını ve topu sürekli ona yollayacağını biliyorduk. Ben’e hep şunu söyledik: “Yapman gerektiğinde faul yap ama sakın faul problemine girme. Bazı atışlara izin vermek zorunda kalabilirsin, sorun değil, diğer tarafta istediğimizi alacağız.”. Aslında olan ise hiç top alamadığı için Bay Bryant’ın canının sıkılması ve ikinci yarı geldiğinde ipleri eline almak istemesiydi. Zorlayacak ve hücumu aksatacaktı. Eğer bunu yaparsan bitersin. Elimize düştün demektir. Şutları soksan bile bitersin.
Rick Fox: İlk maçta tepemize bindiler. İkinci maçta Kobe maç kazandıran basketi attı ve bu başımıza gelebilecek en kötü şeydi çünkü bu bizde her şeyin iyi olduğuna dair yanlış bir algı oluşturdu.
Tayshaun Prince: O maçı kaybetmemizi gizli bir iyilik olarak görüyorum. Bunu söylüyorum çünkü ikinci maçtan sonra dört saatten fazla süren bir uçuşla eve döndük ve tüm uçuş boyunca kendimizi hayal kırıklığına uğrattığımızı düşündük. Perişan haldeydik. Yere düşen iğnenin bile sesini duyabilirdiniz. Kaderimizi bu olay tayin etmiş olabilirdi. “Bunun olmasına bir daha izin vermeyeceğiz.”
Chauncey Billups: Çok ciddiyim, maçı uzatmaya götüren baskette Rip’in Kobe’ye alan bırakmasına çok sinirlenmiştik. Gerçekten onları süpürememiz gerektiğini düşünüyorduk. Süpüremediğimiz için çok kızgındık.
Jeanie Buss: Her şeyin elimizden kayıp, gittiğini görebilirdiniz. Bu takımın bir sona yaklaştığını fark edebilirdiniz. Beklemek ve işleri aceleye getirmemek, berrak bir zihinle şampiyonluğa oynamalarını sağlamak hoş olabilirdi fakat dedikodu değirmeni son hızda dönüyordu ve bence bu korkunç boyutta dikkatimizi dağıtıyordu.

Derek Fisher: Herkes bizi çevreleyen şeylere karşı biraz uyuşmuştu. Her şeyi içselleştiriyorduk ve belki kendimizi koruyorduk. Finallerde başarılı olmamızı sağlayacak, birbirine sıkı sıkıya bağlı bir ekip değildik. Özellikle de sakatlıklar yüzünden ama bir de Detroit gibi birbirine bizden daha bağlı bir takımla karşılaştığımız için.
Phil Jackson: Chauncey MVP idi. Chauncey üzerine baskı yapmaya çalıştık, o zaman da düşüp, faul çizgisine gitti. Onlara baskı yapamadık bile. Chauncey perdeden faydalanıp, potaya gitti ve biz bunu engelleyemedik. Kobe’yi Hamilton’ın üzerine vermeyi denedim, o zaman da Chauncey Gary Payton’ı geçiyordu. Fish için çok güçlü ve büyüktü. Sanırım alan savunması dışında her şeyi denedim. Kobe’yi Chauncey’nin üzerine verdim. Bu sefer de Chauncey onu faul problemine soktu.
Chauncey Billups: Kobe’yi üzerime verdiklerinde üzerimde alaycı bir gülümseme vardı çünkü birincisi, adam değişip, beni savunacak olması çaresiz olduklarını gösterir. İkincisi, savunmada yapabileceği hiçbir şey yoktu. Topu ne kadar iyi savunursa savunsun, tepeden ikili oyun oynayacaktım. İster atla, ister zıpla, istediğin her şeyi yap. Benden topu çalamayacaksın. Sonrasında perde isteyeceğim ve Ben Wallace perdeyi yaptıktan sonra sen arkamda kalacaksın ve bir önemin kalmayacak. Çünkü artık uzun her kimse onunla bire bir oynayacağım.