Geçici mi yoksa gerçekçi mi? – NBA yeni sezon yalanları ve gerçekleri

NBA yeni sezon yalanları ve gerçekleri

Geçici mi yoksa gerçekçi mi? – NBA yeni sezon yalanları ve gerçekleri

Not: Yazı 5 Kasım 2021 tarihinde kaleme alınmıştır.


Herkes başladığı yere geri döner, ben de toy bir gençken “kariyerime” NBA hakkında yazdığım yazılar ile başlamıştım. Çok uzun süredir yakından takip ettiğim ve belli bir süredir dışarıdan parçası olduğum TrendBasket bünyesine “İmza” projesiyle tamamen dahil olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bugünden itibaren olabildiğince düzenli şekilde NBA hakkında yazılarımı paylaşacağım köşeme hoş geldiniz demek istiyorum. Hep birlikte dünyanın en güzel spor ligini konuşacağız, tahminler ve yorumlar yapıp tarihin tozlu sayfalarına göz atacağız. Ayrıca zaman zaman NBA Fantasy hakkında notlarımı ve özel dosyaları da TrendBasket İmza bünyesinde bulabileceksiniz. Hazırsanız başlayalım…

NBA’in 75. sezonu olabildiğince polemik ve drama dolu şekilde başladı ve tam gaz da ilerliyor. Bazı oyuncular beklenilen patlamaları sonunda bu sezon gerçekleştirirken bazı oyuncular kendilerinden beklenilen performansın altında kaldılar gibi görünüyor. Aynı durum takımlar için de geçerli: Şampiyonluk adaylarının saha içinde (ve Kyrie ile Simmons sayesinde saha dışında) yaşadığı zorluklar ile sezona müthiş giriş yapan kalburüstü takımları NBA takipçileri açıkça görüyor. Bir taraftan “ateş olmayan yerden duman çıkmaz” diye düşündüren performanslar izlerken diğer taraftan da bu performanslar bizlere birkaç haftaya “rüzgâr gibi geçti” dedirtebilir. Peki içinde bulunduğumuz yeni sezonda gözümüze çarpan bu noktalar kalıcı ve gerçekçi mi, yoksa geçici ve yalan mı?

Batı konferansının en büyük favorisi Utah Jazz

Batı konferansındaki Lakers, Nuggets ve Clippers gibi takımlarda yer alan değerli parçalarının sakatlığı sebebiyle yaşadığı sıkıntılar malum ama Salt Lake City’nin takımı gerçekten de John Coltrane veya Miles Davis seyisinde NBA’de Jazz yapıyor: 8 maçta tek bir mağlubiyet alan Utah Jazz, Hornets ve Knicks’in ardından maç başına 112.8 sayı ortalaması ile maç başı en çok sayı atan takım sıralamasında üçüncü sırada. Jazz ayrıca maç başı en çok ribaund alan ikinci takım (50.9), takım olarak +/- istatistiğinde 12.6 ile lig lideri ve en önemlisi hem hücum hem de savunma rating’inde ve true shooting istatistiğinde ilk üçte. Uzun lafı kısası şu ana kadar oyunun iki kısmında da en efektif görüntüyü çizen Utah Jazz, bu durumu istatistiklere de yansıtmış durumda ve böyle de devam edecekler gibi duruyor.

Donovan Mitchell
Utah Jazz (@utahjazz)

Rudy Gobert takımı savunmada, Donovan Mitchell ise hücumda taşımaya devam ediyor, ayrıca Mike Conley istikrarlı bir şekilde takımın hücum aksiyonlarında derli toplu kalmasını sağlıyor. İlginç bir şekilde uzun yıllardır hiçbir takımda dikiş tutturamayan Hassan Whiteside bile maç başına 16 dakika süre alsa dahi takımına fazlasıyla katkı verebiliyor. Jazz’de işler gayet yolunda gidiyor ve bu durumun devam etmemesi için tek neden Gobert-Mitchell ikilisinden birisinin yaşayacağı uzun süreli sakatlık olacaktır.

Sonuç: Duman çıkmaya başladı, etrafı yangın yerine çevireceklerdir. Bu durum gerçekçi, ama bir sakatlık sonrasında rüzgar bu ateşi söndürecektir.

Los Angeles Lakers playoff’larda konferans yarı finalini geçemeyecek

Evet, kritik sakatlıklar var. Evet, LeBron bu yaşında hala ortalama 37 dakika süre alıyor (en son 37 dakika ortalamasını 2017-18 sezonunda yakalamıştı. Evet, Lakers sadece 9 maç oynadı. Ve evet, playoff ile normal sezonu karıştırmamak gerek. Ama 5-4 derecesiyle yoluna devam eden Lakers’ın galip geldiği maçlarda oynadığı takımlar ligin en zayıf takımları arasından görebileceğimiz Spurs, Cavaliers ve iki defa Rockets. Tamam Grizzlies galibiyeti var ama onun kafa kafaya geçen bir maç (Lakers maçı 121-118 kazandı) olduğu gerçeğini unutmamak gerek. Dört mağlubiyetin ikisi Warriors ve Suns gibi Batı konferansındaki iyi takımlara karşı geldi ama ligin (bana göre) en zayıf kadrosu olan OKC’ye bir defa değil, iki defa yenilmesi Lakers açısından fazlasıyla olumsuz.

NBA
Photo by John McCoy/Getty Images

LeBron James’in de sakatlanması sonrasında takımın skor yükünü Davis, Anthony ve Westbrook çekmek zorunda ve son OKC maçında üç oyuncu 20’nin üzerinde sayı atmalarına rağmen üç sayı farklı mağlup oldular. Pre-season maçlarının da hepsini kaybeden Lakers’ın sergilediği performans hiç iyi değil, şayet Westbrook beklenilen seviyeye yaklaşamazsa işleri çok zor. Her ne kadar şehrin diğer takımı Clippers da iyi durumda olmasa da Grizzlies, Warriors ve Mavericks gibi takımlar Suns ve Nuggets’ın yanına yaklaşıyorlar gibi. Olası bir erken Grizzlies veya Warriors eşleşmesinde şimdilik bu takımlar Lakers’ı yedi maçlık bir seride alt ederler gibi görünüyor.

Sonuç: Hemen ateşi yakmayalım, ama sanki bir yerlerde bir kıvılcım parlıyor gibi. Gerçekçilik seviyesi %50’nin üzerinde bana kalırsa.

Miles Bridges 2021-22 sezonunda All-Star olacak

Her sene lig başlamadan önce patlama yapması beklenen belli oyuncular olur bildiğiniz gibi, bu oyuncular genelde takas veya free agency sebebiyle takımdan ayrılan bir oyuncunun yerini doldurması muhtemel oyunculardır. Tabii ki bunun yanında çaylak sezonundan sonraki “sophmore” sezonunda lige alışıp, açılmaları beklenen oyunculardan da patlama yapmaları beklenir. Charlotte Hornets forveti 23 yaşındaki Miles Bridges ise NBA Draft 2018’de 12. sırada seçildikten sonra geçtiğimiz sezon takımda önemli bir yer edinmesi beklenen, oyunun her iki yönüne de etki edebilen bir oyuncuydu. Çaylak sezonu olan 2018-19 sezonunda maç başına 21 dakika süre alan Bridges, zaman zaman “bu çocukta ışık var gibi” dedirtse de ikinci sezonunda ilk beşe yerleşmesine rağmen beklentilerin fazlasıyla altında kalmıştı.

NBA
Fernando Medina/NBAE via Getty Images

İkinci sezonunda patlama yapması beklenirken tahmin edilen seviyenin oldukça gerisinde olduğu gözlemlenince geçtiğimiz sezon kendisine verilen rol tekrardan düşmüştü. Özellikle sezonun sonlarına doğru biraz kıpırdıyor gibi olsa da sezon öncesi patlama yapması beklenen oyuncular arasında ismi çok sık geçmiyordu. LaMelo Ball, OG Anunoby, Dejounte Murray, Nickeil Alexander-Walker ve Robert Williams patlama yapmak açısından ilk aklıma gelen isimlerdi ama Miles Bridges’in geçen senenin bile altında kalması ihtimaller dahilindeydi lakin Kelly Oubre takıma katılmıştı ve bunun dışında Hayward ve Washington’ın rotasyonda onun önünde olduğu tahmin ediliyordu.

Teknik olarak yedinci adam olarak görülen Bridges bu sene yalnızca ilk beş çıkmakla kalmadı, ligin en zevkli basketbolunu oynayan takımlarından olan Hornets’in Ball ile birlikte en iyi oyucusu oldu: Bridges bu sezon çıktığı 9 maçta 24.1 sayı, 8 ribaund, 3.2 asist, 1.8 top çalma ve 1 blok ortalamaları yakaladı. Ayrıca saha içi isabet yüzdesi %48.2’de, serbest atış çizgisinden %86.8 isabet sağlıyor ve en önemlisi maç başına üç üçlük atıyor ve onun da durmaya niyeti yok gibi. Böyle devam ederse ve Hornets’i de playoff’lara iyi bir sıradan sokmayı başarırsa “En Çok Gelişim Kaydeden Oyuncu” ödülünü almasının yanı sıra All-Star seçilmesi de kesin gibi. All-NBA konusunu ise ileride birlikte konuşuruz.

Sonuç: YANIYORUZ!

Yazarın Diğer Yazıları