Günümüzde sürdürülebilir iletişim stratejisi oluşturmada dijital medya önemli rol oynuyor. Infront’un Türkiye’deki çalışmalarına başladığı 2013 ve 2014 ise ülkede dijital medya dönüşümünün ivme kazandığı ve popülerliğinin arttığı dönemle örtüşüyor. Infront Türkiye’nin dijital medyadaki stratejisi ve çalışma şeklini Ender Uslu kendi sözleriyle anlatsın:
“İlk geldiğimizde sosyal medya platformu diye bir şey olmadığı için TBF ile birlikte bu alana odaklandık ve sıfırdan bir yapı inşa ettik birlikte.. Basketbol Süper Ligi diye bir hesap yaratıldı ve iç kaynaklarımızla bir noktaya kadar yönettik. Taşıdığı noktada tıkandığımızı gördük yani artık bizim burada bir zıplama yapmamız gerekiyor dedik ve o dönüşümü yapabilmek için TBF ile birlikte profesyonel yapılara başvurduk. Yani nasıl Infront spor pazarlaması ve medyası konusunda uzman, profesyonel bir yapıysa sosyal medya konusunda da ülkemizde çok büyük markalarla çalışan çok başarılı ajanslar var. Bundan altı ay önce bir ajans ile çalışmaya başladık. Şu anda ciddi bir fark, içerik farkı etkileşim farkı, sayısal fark görüyoruz. Hem Twitter, hem Instagram, hem de YouTube dünyamızda özellikle Instagram’da. Bu nedenle ajansla çalışmanın faydalarını gördük.”
“Sosyal medyanın kendine has, özgü bir dili var”
” İçerik olaraksa sosyal medyanın kendine has, özgü bir dili var. Bir kere rahat olmanız lazım, samimi olmanız lazım. Uzun değil kısa videolarla daha görsel konuşmanız lazım. Mümkün olduğu kadar bunları uygulamaya çalışıyoruz ve sıkıcı resmi bir hesap noktasından daha samimi ve basketbolu görsel olarak tüketicilerle, izleyicilerle paylaşabileceğimiz bir dünya yaratmaya çalışıyoruz. Onun için her bir görsel, belki yirminin üzerinde gözün baktığı yorum yaptığı bir dünya sonunda oluşuyor. Tabii ki başarılı olduğumuz görseller vardır, olamadığımız görseller vardır. Önemli olan genel dünyası. Genel dünyasında ciddi gelişme var, izlemenizi tavsiye ederim. TBF ile birlikte buraya odaklandık.
Sadece BSL değil tüm TBF dünyasında da sosyal medyaya odaklandık ama özellikle BSL gözüyle bakmanızı tavsiye ederim. Mesela transfer haberleri hiç olmazdı eskiden. Tüm yaz boyunca bir hesabın sessiz kalması doğru değildi. Sosyal medya canlı kanlı bir insan gibi. Bütün yaz boyunca konuşmayan bir insan olabilir mi, bir arkadaşınız olabilir mi? Hayır. Transferler de en yoğun dönem, en hareketli dönem en güzel dönem belki de, bu işin ruhunda olan. Bir resmi hesap transferlere yer verir mi vermez mi kendi içimizde çok tartıştık ama sosyal medya samimi ve cesur bir dünya bunu kabul etmeliyiz, konuşmalıyız ve daha çok da görsel konuşmalıyız stratejisi ile çok pozitif işler yaptık.”
#TahincioğluBasketbolSüperLigi‘nde 2019-2020 Sezonu öncesi transfer dönemi tüm hızıyla devam ediyor! Peki biten transferlerin içinde seni en çok heyecanlandıran transfer hangisi? ⛹🏀🔥 ✍ pic.twitter.com/h43j0g2LuY
— Basketbol Süper Ligi (@basketsuperligi) July 19, 2019
“Sporda pazarlama ve dönüşüm çok önemli”
“Ekstra şunu söyleyebilirim. Sporda pazarlama ve yönetim tabanlı dönüşüm gerçekten çok önemli, dönüşüm için illa büyük kulüp olmanıza da gerek yok veya çok küçüğüz biz yapamayız yaklaşımına da gerek yok. Bugün çok güzel bir örnek Bamberg gibi küçük bir yapının bile bir şehri nasıl basketbola odakladığı ve oradan EuroLeague macerasının başladığıdır.İlla EuroLeague de değil. EuroLeague olur ertesi sene başka bir lig olur, Almanya liginde belli bir seviyede oynayabileceğin sürdürülebilir finansal bir yapı kurulmuş olması değerli olan. Önemli olan bu bir eğlence, bir oyun ve bu oyunu o şehre yaşatıp da şehrin simgesi olabiliyor musunuz, o şehrin heyecan noktası olabiliyor musunuz? Bunu İngiltere’de de çok görürsünüz. İngiltere Premier Ligin’deki bizim küçük diyebileceğimiz ama şu anda yayın gelirleri nedeniyle dev olan kulüpler küçük kasabalardan, küçük şehirlerden koca koca stadyumları doldurup oradan şampiyonluğa kadar yürüyebiliyorlar.
Şampiyon olmaları da önemli değil, orada yarattıkları atmosferden dolayı başarı gelmese de taraftarlarına her sene belli bir keyfi sunabiliyorlar. Bu kulüpler şans eseri bu noktaya gelmiyorlar. O seviyelere gelebilmek için bir oyuncu eksik alıyorlar belki ama o kurumsal yapılarına yatırım yapıp işi bilen, uzun vadeli bakan profesyonellerle çalışıyorlar, onlara uygun ortamı sağlıyor ve sabrediyorlar.”
“Tüm kulüpler sosyal medya ajansı ile çalışmalı”
“Biz nasıl sosyal medya ajansı ile çalışıyoruz, federasyon nasıl Infront ile çalışıyor da bu dönüşüm konusunda federasyona yardımcı oluyor Infront, bunu tüm kulüplerin, tüm federasyonların uygulaması lazım. Yani buna okçuluk federasyonu da dâhil, kayak federasyonu da dâhil, futbol federasyonu gibi dev bir kurum da dâhil. Bu doktorluk gibi yani siz rahatsızlandığınız noktada nasıl işin uzmanına gidiyorsanız başka bir konuda uzmansanız gidip sporun sürdürülebilir büyümesi veya markalaşması konusunda genel geçer bilgilerle yönetmeye çalışırsanız başarılı olamazsınız.
Kendi kendinizi ameliyat etmek veya bir arkadaşınıza ameliyat yaptırmanız gibi. Bugün nasıl büyük şirketler hep konusunda uzman ajanslarla çalışıyor, bu da benzer bir durumÇünkü o ajanslar 7/24 o konuda uzmanlaşıyor, geçtiğimiz yedi yıl uzmanlaşmış, önümüzdeki yirmi yıl da o konuda uzmanlaşacak. İşte bu ajanslarla çalıştığınız zaman bu dönüşüm Türk sporunda gerçekleşebilir. Nereden başlanması gerekiyor bilmek zor ama belki de federasyonlardan ve kulüplerdn aşağıya inecek kültür, spor kültürü değişimine ihtiyacımız var.”
Karşınızda geride bıraktığımız sezonda rakiplerine potayı karartanlar! ⛹🏀🔥 pic.twitter.com/QQ491NqRfo
— Basketbol Süper Ligi (@basketsuperligi) July 22, 2019
Son olarak Infront Türkiye’nin kulüplere dijital medyada yaratılması gereken dünya, oranın dili, insanlarla etkileşimde olabilmenin yolları gibi, aslında dijital medyanın işleyiş şekliyle ilgili konularda, federasyondan bağımsız olarak, hizmet verip vermediğini Ender Uslu yanıtladı:
“Infront Türkiye sunuyor, görüşüyor, sunmak istiyor”
“Infront Türkiye sunuyor, görüşüyor, sunmak istiyor. İzleyici isen spor tabii eğlenceli kısmı ama bu iş spor işi değil. Biz aslında bir oyun, eğlence sektöründeyiz. Bizim kulüplerimizin veya federasyonumuzun, önce eğlence sektöründe olduğumuzu içselleştirmemiz lazım. Eğlence sektöründeysem ona göre bir yapı, ona göre bir profesyonel ortam kuracağım, ona göre bir atmosfer yaratacağım. Ben bu maçı kazanmalıyım değil. Ben bu sene şampiyon olmalıyım değil. Ben eğlence ortamını kurarsam o taraftar aidiyetini sağlarsam o zaten beni en büyük şampiyonluklara götürür.
Bugün İngiltere Premier Ligi dünyada açık ara en çok gelir yaratan ve kulüplere o gelirleri yaratabilen bir ekonomi yarattıysa bunu aslında bir marka gibi yönetilmesi, gerçekten her açıdan bir stratejinin belirlenmesi, orada bir eğlenceyi, Pazar maçlarını, Cumartesi gündüz maçlarını doğru stratejilerle, doğru araştırma ve doğru analizlerle futbol seyircisine hatta bütün ülkeye ve dünyaya sunması ile başardı. Mesela yıllar önce ben sırf NBA maçı için Amerika’ya gittim. Yani olabilir mi böyle bir şey sadece bir NBA maçı için, bir organizasyon ya da dünya şampiyonası için değil. Ortamını merak ettim ve bir tatilimi NBA maçına göre ayarladım. Biz Türkiye’de kendi şehrimizde bile merak ettirip insanları maça getiremiyorsak zaten olmaz. Özetle sporda pazarlama ve yönetim alanındaki dönüşümü içselleştirmemiz ve uygulamamız lazım. Bu gerçekleştiği zaman, kültürel değişim olduğu zaman, gerçekten büyük işler başarabileceğiz.”
“Eğlence sektöründe olduğumuzu içselleştirmemiz lazım”