Sporda süregelen bir tartışmadır bu: Sporcuyu insandan nasıl ayırırız — ayırabilir miyiz —? Kobe Bryant’ın elementlerini — rekabetçi içgüdü, iş ahlakı — takdir etmek ve bir yandan da tecavüz davasından korkmayı sürdürmek mümkün mü? Barry Bonds’un sopa sallayışına saygı duyabilir ve birinci sınıf bir hıyar olduğunu farz edebilir miyiz?
Bu hikaye üzerinde çalışmaya başladığımda, bir süre öncesi artık, Rodman’la konuşmayı deneyeyim mi denemeyeyim mi düşünüp taşınmıştım. Ne de olsa biri hakkında yazıyorsanız genellikle yaptığınız budur. Ardından SI’ya en son konuştuğundaki, 2013’teki, alıntılarına geri dönüp bakıyorum. Temsili bir tanesi: “Eğer gezegendeki en tanınabilir on kişiyi sıralarsanız beşinci sırada olurdum… Tanrı, İsa, Muhammed Ali ve Barack Obama’nın hemen arkasından gelirdim.” SI’ın Michael Rosenberg imzası taşıyan bir sonraki makalesi onu nitekim özetliyordu: “Dennis Rodman fark edilmek için her şeyi yapacak çaresiz ve hasta bir karakterdir.”
Daha yakın dönemde, 2017’de, Washington Post Rodman’ın basketbol sonrası yaşamını “Bir dizi hukuki sorun, bol miktarda alkol tüketimi ve basketbolla değiş tokuş edilen B sınıfı ünlülük” olarak tarif etti; “2012’de, eski eşi ve üç çocuğunun ikisinin annesine iddialara göre 800.000 dolardan fazla borçlanmasını, hukuki dosyalarda avukatlarının bu duruma Rodman’ın fakir ve parayı ödeyemeyecek olduğunu, alkol bağımlılığının kurumsal pazar fırsatlarını baltaladığını söyleyerek yanıt verdiğini” not düşerek. Aynı yıl, CNN Rodman’ın Şöhretler Müzesi’nden Kim’in onu “el üstünde tutmasından” ötürü çıkarılması adına düzenlenen bir imza kampanyasına dair bir haber yaptı. (Bu, siyasi çevrelerdekilerin sinirlerini bozan şeyin bir kısmı. Rodman’ın seyahatlerini önemsememek her ne kadar kolay olsa da ona benzersiz bir erişim imkanı tanınmıştı).

Çağdaşları bunu anlamıyor. “Onun için her zaman biraz endişeleniyorum.” diyor Bob Hill. “Onun şimdiki hayatı veya huyları hakkında bir şey bilmiyorum. İçmeyi sahiden severdi. Bir araba kazasına karışacağından her zaman endişelenmişimdir. Neden Kuzey Kore’ye gitti, hiçbir fikrim yok. Reklam? Para? Gerçek Rodman, her gece çok sıkı mücadele edendi. Ligde onun gibi adamlara ihtiyacımız var.”
“Onu çok seviyorum.” diyor Mahorn. “Fakat basketbolun iş kısmı devreye girdiğinde genellikle insanları bozar.”
“Onun yanlış anlaşıldığını düşünüyorum.” diyor Rodman’ın San Antonio zamanlarından bir asistan olan Tom Thibodeau. “Büyük bir yüreği vardı. Bir maçtan sonra gidip bir tam antrenman daha yaptığına tanık olduğum ilk adamdı. Ve ondan sonra ne yaptığını kim bilir… Saha dışındaki bazı şeyler elbette abartılıydı lakin onun oyunu oynama şeklini izlerseniz…” Ve burada, Thibodeau’nun sesi alçalıyor, bir savunma meraklısı bir diğeri hakkındaki anılarını anlatıyor.
Abdenour eski arkadaşlarından gelen elektronik postalar yoluyla Rodman’dan hala haber aldığını söylüyor. “Dennis’in hala Dennis olduğunu, hayatını idame ettirdiğini söylüyorlar.” diyor Abdenour. “O, Walter Mitty derneğinin bir parçası olabilecek birisi. Çok şeyi umursamaz, hayatın tadını çıkartır.” Duraklıyor. “Ama dinlediği davulcunun ritmi, duyabileceğim bir ritim değil.”
Benim durumundaysa Rodman’ı geçmişte bırakmayı tercih ettim. Gençlik kahramanlarımıza ışık tutalım ve bütün çatlakları ve noksanları görmemiz kaçınılmaz; Rodman vakasında da görecek çokça şey var. Onunla bir röportaj için oturun ve muhtemelen konuya belli bir açıdan bakıp, size bir şey satmaya çalışacaktır. (İnternet sitesinde, diğer tekliflerin yanında, Rodman kişiselleştirilmiş, imzalı basketbol toplarını 1200 dolara satıyor). Başkalarının onun hikayesini bu noktada daha iyi anlatabilme ihtimali zaten daha yüksek.
O zaman neden onun kime dönüştüğüne değil de bir zamanlar kim olduğuna değer biçmeyelim. Belki bu ikisini ayırmak mümkün bile olabilir, müzikseverlerin Kanye West’e ileride yapabileceğiyle aynı şekilde.
Önümüzdeki hafta 12 Haziran’daki Kuzey Kore zirvesi yaklaşırken ve bir diğer Warriors şampiyonluğu ihtimal dahilinde belirirken Rodman’ın adı tuhafça farklı bağlamlarda yüzeye çıkmaya devam edecek. Dün, New York Post onun zirve için Singapur’da olacağını yazdı ve Trump’ın yanı başında bir rol oynayabileceğini bile ileri sürdü. Bu cümleyi [zihninizde] bir an bekletin.
Birbirini takip edem her anmada bir karar ortaya çıkacak. Hangi Rodman’ı hatırlamalıyız? Mirası TMZ tarafından yazılanı mı, yoksa Ben Morris gibi insanlar tarafından yazılanı mı? Green hangisini tercih ettiğini biliyor. “Ben basketbolu biliyorum.” diyor. “Siyasete bulaşmıyorum. Rodman’ı aklıma Kuzey Kore’ye giden adam olarak getirmiyorum.” Green duraklıyor. “Ona sadece Dennis Rodman olarak bakıyorum: Dünya şampiyonu, Şöhretler Müzesi üyesi.”
Ben de aynısını yapabileceğimi düşünmek istiyorum ancak bu hiç kolaylaşmıyor.
Orijinal kaynak | Draymond Before Draymond: The Complicated Legacy of Dennis Rodman – SI
“Ona sadece Dennis Rodman olarak bakıyorum: Dünya şampiyonu, Şöhretler Müzesi üyesi”