Birinci bölüm: Anlatılacak bir hikaye

Bison Dele’nin hikayesinin neden bu kadar ilgi çekici olduğunu anlamak için her şeyin başına gitmemiz gerekiyor. Bison Dele hiçbir zaman normal kelimesinin genel tanımına uyan şeyler yapmadı. Soy ağacı bile bir garipti. Bison Dele olarak doğmamıştı, aslında adı Brian Williams’tı. İki kardeşin genç olanıydı ve ağabeyi Kevin Williams’tı. Ailesi ünlü grup The Platters’ın üyeleriydi. Bu sebeple Dele’nin bir basketbol oyuncusundan ziyade bir artist olarak bilinmesi çok da garip değildi. Sporda 1987 yılında bir 19 yaş altı turnuvasında gümüş madalya kazanarak kendini farklı bir konuma koymayı başarmıştı. Kolej kariyeri Maryland’da başladı. Fakat bilinmeyen bir sebeple Brian Williams Arizona’ya transfer oldu. Arizona’da ise gerçekten fark yaratan pivot kendini gösterdi ve son sensinde PAC 10 onur ödülü kazandı.

Williams’ın NBA kariyeri hiç de gösterişli olmayan bir şekilde Orlando’da başladı. Evet, bir ilk tur seçimiydi fakat Magic Williams’ı kullanamadı ve iki sezon sonra oradan ayrıldı. Bu ayrılıktan sonra kendini adeta Arizona’da olduğu gibi göstereceği Clippers’ta buldu ve ilk sezonunda 15,8 sayı ve 7,8 ribaund ortalamaları yakalamayı başardı. Sonunda insanların olduğunu düşündüğü oyuncu olmaya başlamıştı. Williams NBA’in sonraki büyük pivotu olacaktı. Fakat sonrasında Williams basketboldan uzaklaşmaya başladı. Sonraki sene olan 1996’nın büyük bir bölümünü bir kontrat anlaşmazlığından dolayı basketbol oynamadan geçirdi. Fakat bu anlaşmazlık Williams’ın gerçekte neden oynamadığını maskeleyen boş bir sebepti.

Lost Soul’da, Chris Ballard Williams’ın soyunma odasında oturduğu ve Miles Davis’in biyografisini okuduğu bir anısını şöyle anlatıyor. Biyografi Williams’ı gözyaşlarına boğmuştu ve takım arkadaşları tarafından neden ağladığı sorulduğunda ise ”Sadece Miles’ın müzik için sahip olduğu tutkuya basketbolda sahip olabilseydim.” diyerek cevap vermişti. Williams’ın 2,13 metre uzunluğunda bir vücuda sıkışmış bir artist ruhuna sahip olduğunu bu anıdan yola çıkarak da anlayabilirsiniz. O tembel veya egolu bir oyuncu değildi, o sadece gerçek benliğini bulmaya çalışan bir adamdı. Buna rağmen geçimini sağlaması için basketbol oynamaya devam etmesinin baskısı onun üzerindeydi. Anne ve babası boşanmıştı ve ağabeyi Kevin ondan sürekli para istiyordu. Basketbolu kolayca bırakamazdı, diğer atletlerin de yaptığı gibi geçimini sağlamak için oynamaya devam etmeliydi.

Fakat yine de tünelin sonunda bir ışık var gibiydi. Chicago Bulls playoff iddiaları için bir pivota ihtiyaç duyuyordu. Michael Jordan’ın istediği isim ise Brian Williams’tı. Williams Bulls’la anlaştı ve dokuz maça çıktı. Birkaç Bulls oyuncusunun söylediği üzere eğer o sene Williams’ın ortaya koyduğu efor olmasa Bulls ikinci şampiyonluğunu alamazdı. Bençteen gelen Williams, yedi sayı ortalaması yakaladı ve takımının ribaund ve savunmada önemli bir eşiği atlamasını sağladı. Sonunda kendini keşfetme süreci böyle güzel bir şekilde sonlanmıştı. Williams bir şampiyondu. Sonucunda Detroit Pistons ona beş yıl için 50 milyon dolarlık bir sözleşme önerdi. Detroit’teki ilk yılında kariyerinin en iyi ortalamalarını yakalayarak adeta parladı. Belki de Bulls’la şampiyonluğu kazanması basketbol tutkusunu yeniden alevlendirmişti.

Birçok sporcu, isimlerini çeşitli sebeplerden dolayı değiştirmişlerdir. Cassius Clay Muhammed Ali’ye, Lew Alcinder Kareem Abdul Jabar’a… 1998 senesinin başında Brian Williams ismini Bison Dele olarak değiştirdi. Bu durumla ilgili kızıl derili ve Afrikalı geçmişini onurlandırmak istediği için bu kararı verdiğini söyledi. Bison Kızılderililer tarafından değişik şekillerde kullanılmış bir hayvandı. Dele ise Afrika’daki ülkelerde sıkça kullanılan bir soyisimdi. Ve ayrıca bu Dele’nin yapacağı tek sürpriz olmayacaktı.

İsmini değiştirmesinden bir sene sonra Dele çok daha şok edici bir şey yapacaktı. Spor dünyasını tepetaklak edecek bir hareket. İyi bir performans gösterdiği 1998-99 sezonundan sonra Bison Dele emekli olacaktı. Kontratında hala alabileceği 37 milyon dolara yakın para bulunuyordu. Bu Jim Brown’un kariyerinin kötü bir döneminde emekli olmasına benzemiyordu. Bu kariyerinin zirvesinde olan bir oyuncunun önemli bir dönemeç esnasında emekli olmasıydı. Sağlığı da basketbol oynamak için mükemmel durumdaydı. İnsanların olabileceğine inandığı oyuncu olmayı neredeyse başarmış bir oyuncuydu. Ve Dele bırakmayı seçti.

Birçokları Dele’nin bencilce davrandığına inanıyorlardı, o Madonna’yla ilişki yaşamış ve düzensiz hareketleriyle nam salmış biriydi. Tabii ki de bazı düzensiz hareketleri olmuştu: bir keresinde 30.000 feette uçarken uçağın acil çıkış mandalını çevirmeye çalışmıştı. Clippers’la kontrat sorunu yaşarken Avrupa’yı sırt çantasıyla gezmişti. Fakat daha derine gitmemize izin verin. Burada kesinlikle normal bir ailede yetişmemiş bir adamın, geçim sağlayıcı rolüne bürünmesi durumu var. Kardeşi Kevin Williams’ın (sonradan Miles Dabord’a değiştirdi) sürekli olarak para, araba ve benzeri şeyleri istemesi ve Dele’nin bu istekleri yerine getirme konusunda duyduğu zorunluluk duygusu. Dele’nin problemi esasında yapmaktan nefret ettiği bir işi yapmaya devam etme zorunluluğunda bırakılmak ve adeta kapana kısılmaktı. Dev vücudunda kapana kısılmış bir artist. Dele sonunda bu kapandan çıkabileceği bir şans görmüş ve bunu yapmıştı. Bison Dele sonunda her zaman olmak istediği adamdı. Yaptığı şey övülmeye değer bir şeydi. Herkes her zaman nefret ettiği işini bırakıp, hayallerinin peşinden koşmak istememiş midir? Dele de bunu yaptı.

Emekliliğinde Dele ”Hakuna Matata” isimli katamaranıyla dünyayı dolaştı. Tahiti ve Güney Pasifikteki her adayı dolaşma fırsatı yakaladı. Bison bunun yanında dünyanın diğer yerlerini de dolaşmayı ihmal etmedi. Bu sırada Serena Karlan isimli biriyle de ilişki yaşamaya başladı. Düzensiz eski bir NBA oyuncusu sonunda hayalini yaşıyor gibiydi. Kariyeri boyunca bulmakta zorlandığı zihinsel mutluluğu sonunda bulmuş ve gerçek Bison Dele olmuştu.

Birinci bölüm: Anlatılacak bir hikaye

1 Comments

  1. Doge - 21/08/2018

    Eline sağlık güzel yazı olmuş.

Bir yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir