Yazı: Ben Cohen, Wall Street Journal

Çeviri: Buse Nur Küçe, TrendBasket


Gelmiş geçmiş en iyi şutör. NBA tarihinde bir oyuncu tarafından ulaşılmış en yüksek verimlilik yüzdesine ulaştığı bir sezonu geride bıraktı. Ve buna rağmen hala zirveyi görmediğini düşünüyor.

Bu dünyada Stephen Curry’nin şutunu daha da geliştirebileceğine inanan bir kişi var ve onun adı da Stephen Curry. 

“Belki kuruntu yapıyorumdur.” diyor ve devam ediyor Curry “Ama şutumu daha iyi hale getirebileceğimi düşünüyorum.” 

Şut atma konusunda Steph’in çok iyi olduğu herkes tarafından biliniyor. Daha da açık konuşmak gerekirse şimdiye kadar basketbol oynamış en iyi şutör kendisi. Hatta öyle ki bu şut kullanabilme becerisi NBA’de bir hanedanlığın başlangıcı oldu ve basketbolu tamamen değiştirdi. Ama daha da iyi bir şutör olmak onun için imkânsız değil, hatta bunu daha önce yaptı. 

Büyülü 2016 sezonunda kırdığı birçok rekordan biri en yüksek saha içi şut isabeti yüzdesiydi. Seneler boyunca aynı kalacağı düşünülen bir rekordu ve geçen sene bu rekoru yine kendisi paramparça etti.  

Şimdi basketbol sporu tarihinin en yüksek yüzdeli verimliliğine sahip oyuncusu daha da verimli olmak istiyor. 

Steph’in bu isteğini saçma ve gerçek dışı olarak adlandırmak çok kolay. Bahsettiğimiz adam Stephen Curry! “Daha başka ne yapmalı ki?” diyor Golden State yöneticilerinden biri. Üst üste NBA’in en değerli oyuncusu seçildi, son dört şampiyonluğun üçünü kazanan bir makinenin motoru… O kadar etkileyici bir oyunu var ki bir dönem onun LeBron’dan iyi olduğunu söylemek basketbola ihanet gibi algılanmıyordu.  

Sorun şu ki bir oyuncunun kariyer yayı ve Curry’nin şutlarının parabolü aynı şekilde ilerliyor. Steph şu an 30 yaşında ve NBA’deki 10. sezonu bu sezon. Bu zamana kadar oyuncuların yaşlarıyla alakalı öğrendiğimiz bir şey varsa o da Steph’in şu ana kadar yeteneğinin zirvesini çoktan geride bırakmış olduğu. 

Peki ya Curry’nin düşünceleri doğruysa? Ya hala kendisini daha da iyiye götürebiliyorsa? 

2016’yı hatırlayanlar için bu fantastik bir bakış açısı. Geçtiğimiz sene, Curry’nin zirveyi görüp görmediği sorulduğunda Draymond Green yüzünü buruşturup gözlerini devirerek şöyle demişti: “Bundan çok daha fazlasını yaptığını gördüm. Zirvesinin bu olduğunu düşünmek bile saçmalık.”  

Belki de öyledir. Bradon Payne de, Curry’nin kişisel antrenörü,  Steph’in en iyi dönemlerinde olduğunu düşünmenin manasız olduğuna inanıyor: 

“Yakınında bile değil. Bu tarz bir şeyi söylemek için çok erken. Bizim düşüncelerimizin arasında bile yok bu.” 

Şu an hala gelişme sürecinde olduğunun düşüncesi bile diğer NBA takımlarının sızlanması için yeterli. “Şu an harika yaptığım her şeyi daha da iyi yapmak istiyorum.” diyor Curry. Yakınlardaki bir Warriors antrenmanının ardından sanki marketten alacaklarını sayıyormuşçasına geliştirebileceğini düşündüğü yeteneklerini bir çırpıda sıraladı: Şutu, pasları ve genel olarak karar alma yeteneği. 

Curry şöyle anlatıyor: “Yaşlandıkça daha isabetli şut atmanız, alan yaratmanız, savunmada tam olarak nerede duracağınızı bilmek gibi şeyler zirvedeki kariyerinizi devam ettirebilmenizi sağlıyor.” 

Şunu da ekliyor: “Eğer oyunumun en iyi döneminde değilsem kendimi ne kadar geliştirebileceğim konusunda en iyi dönemimdeyim ve burada kalmak istiyorum.” 

Bir dağın zirvesini, orada uzun süre kalabileceğiniz bir düzlüğe çevirme fikri modern teknoloji ve bilimsel gelişmeler sayesinde son zamanlarda popüler bir hal almaya başladı. Oyun hakkında daha iyi ve daha çok veri elde edilebildiğinden dolayı kariyerinin “uzatmalarında” olan Tom Brady, Roger Federer, Diana Taurasi gibi bugünün sporcuları için bu durum artık imkânsız değil.  

Ancak hiç kimse yaşlanmaya LeBron James kadar şiddetli direnemiyor. Artık fiziksel olarak bundan beş sene önceki kadar sansasyonel bir durumda değil ancak şu anda bütünüyle daha iyi bir oyuncu. Daha verimli. 

Her ne kadar Curry’nin kariyerinin bu noktasından sonra kendini geliştirmesi ihtimali imkânsız gibi görünse de unutmayalım ki bu fikir geçen sezon başında da kimsenin aklına mantığına uymuyordu. 

Curry’nin zirvesi basketbolun Everest Dağı’ydı. Üç sayıyla alakalı rekorları sadece kırmadı aynı zamanda onları darmadağın etti. 2016’da, kendisinden önceki herkesten %31 oranında daha fazla üçlük kullandı. Tek başına, son zamanlarda bütün takımlardan daha çok üçlük denedi ve tüm bunlara rağmen NBA’in hem verimlilik puanında hem de maç başına kullanılan şut sayısında lideri olacak kadar çok isabet bulmayı başardı. 

Bunun bir daha yaşanmayacak olmasının iki sebebi var. Birincisi Kevin Durant. Curry’nin bir daha buna mecbur kalmayacak olmasının sebebi Durant. İkincisi ise Steph’in bunu yapmak istememesi. 

“Artık mevzu sayıların daha yüksek olması değil, artık mevzu verimlilik.” diyor Warriors’ın asistan koçu Bruce Fraser.  

Oyuncunun skor üretmedeki verimliliğini ölçmek için serbest atışlar, ikilik atışlar ve üçlük atışlar hesaplanarak ulaşılan “saha içi şut isabeti” istatistiği, Curry’nin alışılmadık gelişimini gözler önüne seren en önemli ölçülerden. 2016’da sergilediği performans eşsizdi: Bir NBA sezonunda maç başı 20 sayı ortalamaya ulaşan birçok oyuncu oldu. Fakat Steph’in o sezonki saha içi şut isabeti yüzdesi %66,9’du ve bu yüzde onu bu alanda bir numaraya taşımıştı. 

Ta ki geçen seneye kadar. Geçen sene saha içi şut isabeti yüzdesi %67,5’e ulaştı.   

Fakat rekorlarda yarattığı bu sarsıntının en ilginç ve güzel yanı da genel olarak bu istatistiğin insanlar tarafından göz ardı edilmiş olması. Takımında heyecan verici çok fazla detay yoktu. Curry, sezonun büyük bir kısmını sakatlıklar nedeniyle kaçırdı. Parkede olduğunda ise alışık olduğumuz Curry tarzında basketler atmıyordu. Pota etrafından ve üçlük çizgisinin gerisinden ulaştığı sayılar bir başkası için olağanüstü sayılabilecek olsa da onun için tek kelimeyle açıklamak gerekirse sıradandı.  

Verimliliğini arttırabilmesinin tek yolu oyununa sessizce bir ayar çekmesiydi. 

Örneğin, Curry perdelerden çıktığında son derece etkilidir. Birden bu tarz atışları daha sık tercih etmeye başladı. Geçtiğimiz dört sene içerisinde bire bir hücumlarının sayısı azaldı ve bu tarz perdelerden çıkıp bulduğu atışlar ikiye katlandı. 

Oyunundaki en son yenilik ise Curry’nin artık sık sık “boş” atışları garantilemeye oynamasıydı. Serbest atışlar da olarak bildiğimiz atışları. 

Serbest atışlar belki daha az dikkat çekici ancak turnikelerden veya üçlüklerden daha az verimli değil. Curry’nin daha çok serbest atış kullanmayı tercih etmesinin çok açık nedenleri var. O da bu yola gitti bu yüzden. Geçtiğimiz sezondan önce saha içi şut isabeti yüzdesinin sadece %25’i serbest atışlardan oluşuyordu. Geçen sezon bu oran %35’e yükseldi. 

Bu sayılar kulağa çok fazla gelmeyebilir aslında. Ancak oranlarda sadece ufak gelişmeler gösterebilen bir oyuncu için bu oldukça yüksek bir yüzde. Bu sinsi artış her maç bulunan boş üçlük atışlarına eş sayılabilir. 

Payne’in anlattığına göre Steph Curry bu yaz boyunca günde üç saat ve haftada altı gün antrenman yapmış. Antrenmanlarına sanal gerçeklik gözlükleriyle başlamış. Amacı saha görüşünü ve çevre farkındalığını arttırabilmek. Daha sonra ise en temel kaslarını dengeleyen nefes egzersizleriyle devam etmiş. Nihayet bir basketbol topunu eline almaya karar verdikten sonra ise her antrenmanda 600 ila 700 arası şut atmış. Bazı günler daha ağırlıklı olarak şuta yönelmiş ve böyle günlerde 1000 atıştan fazla şut kullandığı olmuş. 

Verimliliğini zirveye taşıma arayışının amacını zaten çoktan daha önceden eşi benzeri görülmemiş olan bu “kariyeri bir sonraki adıma ulaştırabilmek” olarak açıklıyor Curry. 

Devam ediyor: 

“Oyununuzun kontrolünü tamamen elinize aldığınızda her şeyi anlayabiliyorsunuz. Bir sonraki adımı, sırada neyin olduğunu görebiliyorsunuz.” 


Orijinal kaynak | Stephen Curry Wants to Get Better at Shooting (WSJ)

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir