Şimdilerde NBA, oyuna oyun kurucuların hakim olduğu bir dönemden geçiyor.  Bir numaralı pozisyonun önemi o kadar arttı ki kimin galip geleceğini artık büyük ölçüde oyun kurucuların maç içerisindeki performansı belirliyor. Yine de durum her zaman böyle değildi. Beş altı yıl geriye bakarsak NBA’in, gelmiş gençmiş en yetenekli ve en fiziksel kenar oyuncuları tarafından domine edildiğini görebiliriz. Ben de çoğu akşam, onları durdurmanın bir yolunu bulmaya çalışırdım.

Kariyerim boyunca gerçekten çok yetenekli oyunculara karşı oynadım ama savunmakta en çok zorlandığım beş oyuncu şunlar:

Kobe Bryant

theplayerstribune.com

theplayerstribune.com

81 sayı attığı karşılaşmayı izlediğim zamanı hala hatırlıyorum. Sanırım o maçı izleyen herkes o an nerede olduğunu hatırlıyordur – o maç, spordaki özel anlardan biriydi. Evimin bodrum katında arkadaşlarımla domino oynuyordum. Televizyona bakıp neler olduğunu gördüm ve: “Durun, bunu izlememiz gerek!” dedim. Gözlerime inanamıyordum.

Kobe, parke üzerinde bir seri katil mantalitesine sahip. Mümkün olan her şekilde üzerinize gelir ve asla yavaşlamaz. Sahip olduğu bu ‘öldürme içgüdüsü’ Kobe’yi bu listedeki diğer oyunculardan ayıran asıl özelliği. Eğer Kobe bir kez sizi tedirgin ettiğini fark ederse durmadan size saldırmaya devam edecektir. Sizi yerle bir etmesi yetmezmiş gibi nakavt olsanız bile darbelerine devam eder.

Kobe sahaya çıktığı her akşam karşısındaki rakibi ezip geçmek ister. Bu yöndeki isteği sadece Jordan’ın gerisinde olabilir. Bulls forması giyerken Michael’a karşı oynama fırsatı bulamadığımdan, kariyerim boyunca karşılaştığım ve kararlılık açısından Michael’a en yakın olan oyuncu Kobe’ydi.

Kobe’ye karşı oynarken en zorlandığım maçlardan biri Boston’daydı. Sanırım üzerimden üst üste yedi sekiz isabet buldu. Mola sırasında Koç bana, Kobe’yi başkasının savunması gerektiğini söyler bir yüz ifadesiyle bakıyordu. Takımdaki diğer oyuncular da neler olduğunun farkındaydı, onlarda da aynı ifadeyle bakıyorlardı. En sonunda hep birlikte, Kobe’yi başka biriyle savunmamızın belki de daha iyi olacağını söylediler. Söylediklerine hemen yüksek sesle karşı çıktım: “Asla olmaz! Onu ben savunacağım! Bu görev benim!”

Benim üzerimden denediği son dokuz şutun tamamını kaçırdı ve maçı kazandık. Yine de istatistik kağıdında gördüklerimi aklım almıyordu. Toplam 47 şut kullanmıştı. Kırk yedi. Daha önce savunduğum hiçbir oyuncu 47 şut denememişti. Hatta çoğu maçta bir takım anca 81-89 arası şut kullanırdı.

Bu kadar çok şut kullanmasından Kobe’nin oyunuyla ilgili anlamanız gereken, maç boyunca titizlikle rakibini yıpratmayı sürdürüyor, ta ki onları dağıtana kadar. Kariyerini, savunmacıların öz güvenini kırıp üzerlerine hücum ederek inşa etmiş durumda. Bu sayede beş yüzük kazandı.

Tracy McGrady

theplayerstribune.com

theplayerstribune.com

Tracy kısa forvet fiziğine sahip bir oyun kurucu. 2.03 metre boyunda, uzun kollara sahip ve salonun dışına kadar sıçrayabilir. Bu da şut atmaya kalktığında onu bloklamaya çalışmayı anlamsızlaştırıyor.

Tracy’i durdurmanız onu ne kadar rahatsız ettiğinizle alakalı. Bazı oyuncuları, şut atmaya kalktıklarında yakından savunarak rahatsız edebilirsiniz. Ancak Tracy o kadar yükseğe sıçrayabilir ki kaçırmasını ummaktan başka yapabileceğiniz bir şey olmaz.

Tracy’nin şutunu savunmanın hiçbir yolu olmadığına göre ona şut pozisyonu vermemeye çalışmalısınız. Bu yüzden ben de elimden gelenin en iyisini yaparak, Tracy’nin top almasına engel olmaya çalışırdım ve onunla fiziksel mücadeleye girerdim. Geçiş hücumlarında kolay sayılar bulmasına izin vermemem gerektiğini de bilirdim çünkü bir anda havaya girebilirdi. Eğer bloklayamayacağınız bir oyuncu havaya girerse bu pek de iyi bir durum olmaz. Bunları bilmeme rağmen, Tracy’i sahip olduğu fiziksel özelliklerle hızlı hücumlarda durdurmaya çalışmak tam bir kabustu. Muazzam bir bitiriciydi. Hızlı, uzun ve herkesten daha yükseğe zıplayabiliyor. Eğer bunlar yetmediyse aynı zamanda ligdeki en iyi top hakimiyetine sahip oyunculardan biri.

Saf bir yeteneği vardı ve ona karşı oynayacağınızda zor bir maçın sizi beklediğini bilirdiniz.

Aslında bu söylediklerim listedeki tüm oyuncular için geçerli.

Vince Carter

theplayerstribune.com

theplayerstribune.com

Bu terim NBA’deki birçok oyuncuyu tarif etmek için kullanıldı ama Vince’e tam anlamıyla uyuyor: Bu adam olağanüstü bir atlet.

Kimse, özet görüntülerde Vince Carter’ın kurbanı olmak istemez. En iyi döneminde, her maç özetinde en az dört beş pozisyonda yer alacağını herkes bilirdi. Ona karşı maça çıkmadan önce ben de bu gerçeği düşünürdüm. Görevim ona bu hareketleri yapma fırsatı tanımamaktı. Anlayacağınız, maçtan önce kafamı kurcalamaya başlardı.

Onu savunurken sizi zor durumda bırakır. Şut atarken oldukça iyi yükselebildiğinden Vince’i mesafeli savunmak oldukça zor. Yakından savunmaya çalıştığınızda ise sizi geçip smaç vurmasından korkarsınız.  Eğer mesafe bırakacak olursanız üç sayı çizgisinin gerisinden atacağı basketlerle ritim bulur. Siz olsanız ne yapardınız?

LeBron James

theplayerstribune.com

theplayerstribune.com

2.03 metre boyunda, 113 kilogram ağırlığında bir oyun kurucu/şutör gard.

Bu ne kadar absürt bir durum?

Bu fiziğine rağmen hala ligin en atletik ve hızlı oyuncularından biri. Daha önce 2.03 boyunda ve 113 kilogram ağırlığında olup NBA’deki tüm oyunculardan daha hızlı, hatta daha güçlü birini hiç duydunuz mu?

Üst düzey oyuncularda olduğu gibi LeBron’a karşı da sadece o akşam iyi hissetmemesini umabilirsiniz. Topu yere vurduğu anda ilk adımıyla yanınızdan geçmeyi başarırsa artık onu durdurmanın bir yolu yoktur. Omzuyla göğsünüzden teması aldığında fazlasıyla güçlüdür. Tüm bunların yanında, hem sağ eliyle hem de sol eliyle pozisyonu bitirebilme yeteneğiyle NBA’in gördüğü en yetenekli bitiricilerden biri.

Rakibine karşı fiziksel bir üstünlük kurmadığında ise attığı paslarla takımınızı parçalara ayırabilir.

Oyun tarzı maçtan kopmanıza neden olur. Sık sık faul alır ve basket faullük pozisyonlar yaratır. LeBron’un basket faul kazanmasını engellemenin tek yolu, Amerikan futbolunda olduğu gibi onu sıkıca yakalamak. Sadece kollarına vurmaya çalışmak işe yaramayacaktır çünkü çok güçlü.

LeBron, bu ligin daha önce görmediği kalibrede fiziksel bir model. Bu listede bahsettiğim diğer isimler uzun, ince ve atletik tipteki oyunculardı. LeBron ise onlar kadar atletik olmakla birlikte onlardan daha güçlü ve daha hızlı.

LeBron’u savunduğunuz bir maçtan sonraki birkaç gün boyunca tüm vücudunuzun ağrıyacağına dair iddiaya girebilirim.

Carmelo Anthony

theplayerstribune.com

theplayerstribune.com

Bu ligde savunmakta en çok zorlandığım oyuncunun kim olduğu sorulsaydı cevap kesinlikle Carmelo olurdu. Üst düzey şut kabiliyeti olan, çembere gitme konusunda doğal bir yeteneğe sahip, iri, güçlü ve atletik benzersiz bir oyuncu. Bu özellikleriyle de oyununun her yönüyle elit kategorisine giriyor.

Bazı büyük oyuncuları özel yapan şey bir ya da iki belirli özellikleridir. Carmelo ise her şeyi yapabilir. Çoğu oyuncu parkenin bazı bölümlerinden daha iyi şut atar, siz de onları o bölgelerin dışında tutmaya çalışırsınız. Carmelo’nun ise sahada şut atmaktan çekineceği hiçbir bölge yok.

Bana kalırsa, sahip olduğu fizik ve şut kabiliyetiyle NBA’de onunla eşleşebilecek kimse yok. Ona karşı oynarken bir saniye bile dikkatinizin dağılmaması gerekir.

Kobe NBA tarihindeki en iyi skorerlerden biri olsa da alçak postta bana Carmelo kadar zorluk yaşatmazdı. LeBron mükemmel bir post-up oyuncusu ama bazı akşamlar şutunu zorlayıp isabet bulmasına engel olarak onu yavaşlatabilirsiniz. Melo için bu mümkün değildir. Şut atması için alan verecek olursanız, kaçırdığından daha çok basket atacaktır.

Tüm bunları göz önüne alırsak, savunması hiç de eğlenceli bir oyuncu değil.

Elbette, bu oyuncuların hiçbiri öyle değil.


  • İçerikteki yazı The Players Tribune web adresinden alınmıştır. Paul Pierce tarafından kaleme alınan köşe yazısının İngilizce aslına  bu bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.

Murat Akcan

İletişim: mrtakcn1@gmail.com Twitter: @akcanmrat

Website:

Son Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir