Galatasaray kutucuk doldurmaya devam ediyor. Uzun rotasyonu tamamlandıktan sonra Galatasaray’ın topu emanet edip “Al bunu bize skor üret.” diyeceği, topla savunmayı delebilecek bir kısaya ihtiyacı olduğu malumdu. Russ Smith yapması için getirildiği işi elit seviyede yapacak kapasiteye sahip olsa da Galatasaray’ın mevcut sorunlarına da ekleme yapıyor.

Galatasaray uzunlarını alırken genel kanı takımın sertlik ve ayak çabukluğu konusunda sıkıntı yaşayacağı, ancak son karara varmak için kısaların kim olacağının beklenmesi yönündeydi. Sorun tahliline naçizane katılmış olsam da kadro mühendisliği noktasında; ekseriyetle tek sezonluk takım kurmak zorunda olan kulüplerin, bütçe dağıtımını yaparken, her şeyden önce, skorerliği ön plana çıkan; ancak mümkün olduğunca çok yönlü bir yıldızla anlaşıp, kadroyu onun defolarını kapatmak üzere donatması gerektiğini düşünüyorum.

Ergin Ataman, net bir yıldız yerine, bir basketbol takımında olması gerektiğini düşündüğü özellikleri teker teker doldurmayı tercih ettiği oyuncularla anlaştı, dolayısıyla Galatasaray en son transferini yapana kadar, en azından diğer yabancı guard’ını alana kadar, takıma nihai bir not vermenin neredeyse imkânsız olduğundan bahsedebiliriz.

Galatasaray, şimdilik, tek bir özelliği elit seviyede oyunculardan kurulu; Diebler’a “Bu şutu sok” , Sinan’a “Takımı toparla”, Göksenin’e “Şu adama baskı yap”, Tyus’a “Ribaund bırakma/çemberi savun”, Daye’e “4’ten üçlü tehdit yarat”, Krstic’e “Postta sayı üret…” dışında herhangi bir görev verirseniz, hayal kırıklığına uğramanız oldukça muhtemel. Özellikle uzunların defosu kapatılmaya muhtaçken, guard’a, “Skor üret” kısmının biraz daha ötesinde işler yaptırma mecburiyeti malum. Russ Smith’in skorerlik dışında tik atabileceği tek kutucuğun “Kedisine instagram hesabı açmak,” olması orta vadede ciddi sorun teşkil edebilir. Ancak şunu da söylemekte fayda var, kedisini bu kadar seven adamdan zarar gelmez.

Detaylı Russ Smith analizine geceden sabaha birçoğunuzun izlediği videodan sonra başlamak uygun olacaktır. Videoyu izlerken üç sene önce olduğunu ve aşağıda değineceğim şekilde tüm bu özelliklerinin asla aynı olmadığını göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Video malum 2013 NBA draftı öncesi Louisville’de oynayan NBA adayı genç Russ Smith’e ait. Kolejdeki oyunun NBA’e ve özellikle temponun Christopher Nolan filmi seviyesine çıktığı D-League’e kıyasla Avrupa’ya daha net yansıdığını hatırlatmak lazım. İngilizce konusunda elimden geldiğince yardımcı olmak adına,

Videodaki satır başları şu şekilde:

“Güçlü özellikleri: Geçiş oyunu, Skor bulma hüneri, Savunma, Sertlik

Geçiş oyununda, çabuk, hızlı yön değiştirebilen, agresif bir oyuncu. 40 dakika başına 9,1 kere fast break’e çıkmış, 2013’te draft’a giren oyuncular arasında birinci sırada, hızlı hücum başına takımı 1,37 sayı kaydetmiş. 40 dakika başına 27,7 sayıyla NCAA’de 4. Korkusuzca çembere gidiyor, yine 40 dakika başına 8,1 kere serbest atış kullanmış. (Burası videonun en iyimser kısmı.) NCAA’in en iyi kısa savunucularından, rahatsız edici, hızlı ellere sahip, lateral hızı muazzam, perdelerin üstünden savaşıyor, vücut vücuda teması seviyor, takım savunması konusunda üst düzey, savunmada çarpışmak kendisi için çok önemli. New York sokaklarında kazandığı sertliği sahaya getiriyor, tam eforla oynuyor, temastan kaçınmıyor, ribauntlara da katkı veriyor, 40 dakika başına 4,9 ribaund ortalaması var.

Zayıf Özellikleri: Şut seçimi, Point Guard özellikleri, Bitirme Becerisi, İstikrarlı şut

Şut seçimini geliştirmek zorunda, potaya gitmek yerine şutuna kalıyor, maç başına 8 jump shot kullanıyor, hücum süresinin ve skorun genel olarak farkında değil. Asist/Top Kaybı oranı 1/1. Hücumların %34’ünü kendisi kullanıyor, draft’a girecekler arasında ilk sırada. Çember etrafında zorlanıyor (%46), patlayıcı özelliği yok, uzun oyuncular karşısında zorlanıyor, jump shot’larının %31’inde isabet kaydediyor, dripling üstü şutlarında %30,6; pas üstü şutlarında %33,3’le atıyor.”

Oyuncu hakkında genel bir bilgi veren ancak tedavülden kalkalı çok olan videoyu bir kenara bırakalım. Zaten sadece bu videodan yararlanılmış yazıları sağda solda bulabilirsiniz. Artık Russ Smith’i analiz etmeye başlayabiliriz. Oyuncunun Errick McCollum’la karşılaştırılması boşuna değil, ancak McCollum gibi Avrupa deneyimi olmadığını, ve ona oranla size sorunu yaşadığını hatırlatmak gerekiyor her şeyden önce.

Russ hakkında en çok dillendirilen konu muazzam bir delici olduğu. Özellikle in&out (dripling esnasında topu içeri gösterip dışarı çekerek yapılan hareket) ya da head fake (hands-up move, dripling halindeyken şut hareketi gösterme fake’i) ile rakiplerini ekarte etme konusunda gerçekten başarılı. Üstelik hem yana hem öne doğru acayip hızlı olması deliciliğine de seviye atlatıyor. Üstelik bu deliciliğini pota çevresinde üst düzeyde bitirerek süslüyor. 2015-2016 sezonunda pota çevresinde %60’la bitirmiş, turnikelerinin %63’ünden isabet bulmuş örneğin, keza 2014-2015 sezonunda pota çevresi %64’ken, turnikeler %70.

Yine de minik de olsa bu alanda da defosuz değil Russ, videoları dikkatli gözle izleyenlerin hemen fark ettiği üzere, topu sağına vurduğunda potaya kadar gidebilen, sağ eliyle güçlü bitirebilen, kontağa rağmen sayı bulabilen, üstelik patlayıcı kuvveti de olan bir skorer. Ancak topu soluna vurduğunda genelde potaya kadar gitmeyi tercih etmeyen, çemberin 2-3 adım gerisinden floater zorlayan bir adama dönüşüyor.

Basketbolda delmenin en önemli karşılığı tüm takımı oyunun içine dâhil edebilecek alanın açılmasına yardımcı olmasıdır. Russ Smith kendine delici bir adam. Topu yere vurduğunda çoğu zaman tünele giren, yani etrafını görmeyen, pas opsiyonunu düşünmeyen, şutör ya da ikinci dripling tehdidini bulmakta zorlanan Smith, kısa boyunun dezavantajını en çok da burada yaşıyor belki.

Günümüz basketbolunun ekmeği, tuzu, biberi ikili oyunlar, Russ Smith ikili oyunu genelde birli oyun olarak oynamayı tercih eden, perdeyi ekseriyetle fake opsiyonu olarak kullanıp tersine giden, özellikle uzunun show up’ıyla savunulduğunda pas açısı kalmayan, dikine gitmeyi denemek yerine yana doğru sürüklenen, driplingini kesmeyen ancak köşeyi dönemediğinde tıkanan, takım basketbolu konseptini henüz kavrayamamış bir basketbolcu. 15-16’da takım arkadaşlarının bulduğu sayıların %32,6’sına asist yapmış, asist/top kaybı oranı 1,60, Russ sahadayken 100 hücum başına takımın bulduğu asist sayısı ise 20,6. Haşa, asla karşılaştırmak için değil, bir fikir vermesi adına, Chris Paul’un asist yüzdesi %52,4, asist/top kaybı oranı 3,8.

Russ Smith’i highlight videolarından izleyen herkes kendisinin kariyerinde tek bir şut bile kaçırmadığını, tarihin en iyi şutörü olmak konusunda Ray Allen ve Stephen Curry’yle yarıştığını fark etmişlerdir. Ancak durum maalesef böyle değil. Her skorer kimlikli mini guard gibi Russ Smith de eli alev aldığında anormal bir şutöre dönüşüyor, fakat şut kabiliyeti neredeyse bundan ibaret. Geçtiğimiz sezon orta mesafeden % 41le, jump shot’larında ise %27’yle isabet bulabilen Russ Smith’in, üçlük yüzdesi %30, üstelik şutlarının üçte birinden fazlasını üçlük olarak kullanıyor. Russ Smith’in kalbur üstü şutöre dönüştüğü tek alan sol köşede ayaklarını kurduğu an. Bu bölgeden %47’yle isabet bulmuş, tepeden attığı %29’a göre baya iyi. Aslında tam da Ergin Ataman’ın karşı takımda bulduğunda her türlü perdenin altından geçerek raydan çıkarmayı sevdiği türde bir skorer Russ Smith. Şutunu çıkarırken ayaklarını gereksiz şekilde öne atarak hem zaman hem de denge kaybeden Russ’ın kısa boyu da eklendiğinde bloklardan fazla etkilenen bir oyuncu olduğunu da görüyoruz, nitekim geçtiğimiz sezon maç başına 1,5 blok yemiş.

Russ Smith’in Errick McCollum’la aşırı derecede benzeştiği ve hakikaten elit seviyede yapabildiği önemli iki özelliği var. Öncelikle geçtiğimiz sezon kısıtlı sürede de olsa oynadığı NBA’de bile çizgiye gitmeyi başarabilen bir oyuncuydu. Hızı, nispeten ufak ve kırılgan görünen vücudu sayesinde teması gösterebilmesi, temastan kaçmaması, müthiş bir ball handler olması, sürekli dikine oynamayı düşünen oyun yapısıyla serbest atış çizgisinde yaşayan bir adam Russ Smith. Geçtiğimiz sezon D-League’de sayılarının %22’sini serbest atış çizgisinden bulan Smith’in NBA’de FT/FG oranı ise %60. 36 dakika başına 7 kez çizgiye gitmeyi de başarmış.

Diğer etkileyici özelliği ise yine NBA’de az zamanda bile gösterme imkanı bulduğu ribaundçuluğu. D-League’de geçtiğimiz sezon kendi potasının altındaki her 8 ribaunddan 1’ini alan Smith, 130 dakikalık NBA kariyerinde 36 dakika başına 4,1 ribaund çekmeyi başardı. Özellikle savunma ribaundunu alıp hızlı hücumu kendisinin başlatacağı anlar Galatasaray için değerli olacak.

Tam da bu noktada “Hızlı hücumda etkili oyuncu,” tespitini tartışmak lazım. Dünya üzerinde hızlı hücumda yerleşik savunmaya göre daha etkili olamayan pek fazla oyuncu olduğunu düşünmüyorum, hele söz konusu atlet bir guard’sa. Evet Russ’ın dikey hızı bir tehdit ancak hızlı hücuma çıkabilmek için bir takımın belli olguları yerine getirmesi gerekiyor. Bunlar basitçe: rakibi durdurmak, temiz ribaund çekmek (ya da canlı top kaybına zorlamak), topu yere vurabilecek, ya da hızlıca pas opsiyonu bulabilecek ribaundçuya sahip olmak, çember koşusu yapabilecek uzuna sahip olmak. Galatasaray Odeabank yapı itibariyle özellikle bunun tam da ilk kısmında, rakibi durdurma konusunda ciddi sıkıntı yaşayacak gibi görünüyor.

Buradan da Russ Smith’in en çok tartışılan özelliğine, savunmasına bir göz atmamız gerekiyor. Russ Smith totale baktığımızda maalesef üst düzey bir savunmacı değil. En önemli özelliği konsantre olduğunda topun karşısında durabilmesi. İkili oyun savunurken zorlanıyor örneğin, perdenin altından geçmesi gerektiğinde adamının karşısında kalmayı penetre ve pas açısını kapatmayı başarabiliyor ancak perdenin üstünden geçmek için savaşmak zorunda kaldığında, perdeye takılıyor genelde. Topsuz savunmada top izliyor, pas arası yapmak için kumar oynuyor, cut kaçırıyor. Üstelik daha metodik ve ters eşleşme bulma ağırlıklı Avrupa hücumlarına karşı post’ta da karşısında durabileceği guard sayısı oldukça az.

Yine de enseyi karartmamak lazım, birkaç önemli özelliği var Russ’ın savunmada, uzun kolları, lateral hızı ve bire birde topu savunma iştahı, sahanın ilk yarısını üst düzey savunabilmesine yardımcı oluyor. Özellikle Abdi İpekçi’de Russ-Sinan(diğer guard)-Göksenin üçlüsüyle ön alanda baskılı savunma yapacak ve arkada Tyus’ın bekçiliğinde 3-4 dakikalık sürelerde oyunun temposunu dönüştürmek ya da momentum kazanmak için kullanılabilecek kabiliyetleri var, nitekim Ergin Ataman’ın her an cebinde bulundurduğu kartlarından biri baskılı tam saha savunma.

Son tahlilde Russ Smith, şimdilik, skorerlik-pasörlük/delicilik -şutörlük-savunmacılık kutularından sadece birine tereddütsüz tik atmasını sağlıyor Galatasaray’ın. Ergin Ataman’ın sevdiği tarzda top dominasyonuyla oynayacak, kısa sürede acayip skorlara çıkabilecek, potansiyeli ve yeteneği üst düzeyde bir oyuncu. Ancak işin şutörlük kısmını Diebler’la tamamlamaya çalışacak olan Galatasaray Odeabank’ta pasörlük/delicilik-savunma kutucukları son guard transferinden sonra kesinlik kazanacak.

Şunu unutmamak lazım, sadece 25 yaşında olan Russ Smith yetenek seviyesi Avrupa kıtasına göre fazlaca olan, profesyonel kariyerinin 3. Sezonuna bu yıl başlayacak ve şu ana kadar NBA’deki ufak süreleri dışında üst düzey ortamda basketbol oynamamış bir oyuncu, üstelik gelişime açık olduğu da gerçek. Kolej videosuna ve şu andaki haline tekrar bakmak yeterli bu kanıya varabilmek için, kolejde daha da yavaş çıkardığı şutunu hızlandırmış örneğin, oyuna genelde off guard olarak başlamak yerine, topu ve dolayısıyla sorumluluğu daha çok sahiplenmeye başlamış, kan kokusu aldığında içgüdülerinin peşinden koşmayı öğrenmiş.

Bazı sivri özelliklerini törpülemek Ergin Ataman’ın elinde, hoca genelde tepede forvetiyle kalmaktan hoşlanmaz ancak en azından Russ Smith’in tek başına değil takımla ritim bulması adına, bazı pozisyonlarda tepeyi Micov/Schilb’e devredip, Russ Smith’in pick çıkışlı pası aldıktan sonra potaya yönelmesini sağlayabilir. Bir diğer geliştirmesi gereken özelliği de hız değiştirmeyi öğrenmesi. Guard’ın seviye atlaması için vazgeçilmez kabiliyet ki, Avrupa’ya uyum sürecini de çok rahatlatacaktır becerebilirse.

En nihayetinde, Galatasaray’ın oyuncu havuzunun iyice daraldığı ortamda oynayabileceği bir kumar Russ Smith, özellikle sezon içinde bazı özelliklerini geliştirdiği takdirde mutlaka katkı sağlayacaktır. Üstelik kedisi de var. Takip etmeyi unutmayalım.

 

Aras Bayram. Twitter: @aras_bayram

Aras Bayram

Mülkiye mezunu, yarı zamanlı devlet memuru. NBA seviyor.

Website:

Son Yazılar

5 Comments

  1. tare7777 - 28/07/2016

    Umarım Galatasaray'a faydalı olur. Euroleague basketboluna alışır.

  2. ibrahim - 28/07/2016

    emeğine sağlık uğraşmıssın çok güzel olmuş

  3. xanthous - 28/07/2016

    McCollum'dan faydalı olacağı kesin. Bir Arroyo olursa ne mutlu. Eline sağlık.

  4. Behçet - 30/08/2016

    Bir boş transfer yiyeceği blokları saymaya başlayalım!!

    1. ziya - 31/08/2016

      nasıl anladınız ki boş transfer olduğunu ?

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir