Anadolu Efes’in deneyimli oyun kurucusu Doğuş Balbay, TrendBasket muhabirlerinden Barış Cevahir ile özel bir röportaj gerçekleştirdi.

Doğuş Balbay; draft hikayesinden milli takıma, NCAA tecrübesinden Anadolu Efes’in durumuna kadar birçok konuya değindi.

Fotoğraf: EuroLeague Basketball (@EuroLeague)

Yeni sezona harika bir giriş yaptınız. Önce Cumhurbaşkanlığı Kupası, ardından gelen Bayern Münih ve Darüşşafaka Tekfen galibiyetleri. Bu maçları ve sezonun şimdiye kadar olan bölümünü nasıl değerlendirirsin? Bu performanslar sezonun geriye kalan bölümünün bir yansıması mı?

“Takımımızda geçen seneye göre büyük değişiklikler oldu. Bu adaptasyon sürecini iyi bir şekilde atlattık çünkü biz ,milli takımdan gelen oyuncular, hemen takıma adapte olduk. Kısa bir süre içinde. Yanılmıyorsam iki haftalık bir süremiz vardı Cumhurbaşkanlığı Kupası’na hazırlanmak için. Orada da EuroLeague’e damga vurmuş bir takıma karşı oynadık. Bizim için iyi bir test oldu. Orada galibiyetle başlamak bize moral verdi. Bayern deplasmanı da başlangıç için ideal bir deplasmandı çünkü EuroLeague’in yeni bir takımı onlar. Farklı bir kadro yapıları var. Biz onlara göre daha hazırdık. Rahat bir galibiyet oldu. Darüşşafaka maçında ise onların daha iyi bir basketbol oynadığı günde son dakikalardaki hatalarla biz kazandık. Aldık mı diyeyim onlar mı hediye etti diyeyim? Bilemiyorum fakat tabii basketbolda olabilecek şeyler bunlar. Sonunda biz galip gelmeyi başardık. Sahaya koyduğumuz karakter ve mücadele bence alkışlanacak seviyede. En büyük hedefimiz de bu: Sahada mücadele etmek, savaşmak. Şimdilik iyi sinyaller veriyoruz fakat şimdiden burnumuzun havaya kalkması olmaz. Ayaklarımızın yere basması lazım. Adım adım ilerlemek gerekiyor. Hedeflerimiz çok büyük. Güzel bir başlangıç yaptık. Önemli olan bunu devam ettirmek.”

Bu üç maçın ikisinde maçın en iyi oyuncusu seçildin. Bu gibi durumları sezon içerisinde senden daha fazla görecek miyiz? Kaptan olarak yeni oluşan bu sistem içerisindeki rolünü ve takımı nasıl görüyorsun?

“Kesinlikle. Bireysel basketbolumun her geçen gün daha iyiye gitmesi gerekiyor. Takımın performansı da önemli. Bireysel olarak yazı dolu dolu geçirdim. Hem kendim bireysel çok çalıştım, hem milli takımda da uzun bir kamp dönemi geçirdim. Kafa ve vücut olarak buraya hazır geldim. Çok şükür sağlık durumum da iyi. Hedefim bunu ilerletip takıma katkı sağlamak. Her zaman söylüyorum, öğrenmenin ve gelişmenin yaşı yok. O yüzden durmadan çalışmaya devam. Tek çıkış yolumuz bu.”

Fotoğraf: TrendBasket/ Kemal Rutkay Özcan

EuroLeague ve Basketbol Süper Ligi’nde uzun süredir aradığı başarıyı bulamayan bir Anadolu Efes var. Bu sezon bu galibiyetlerle iyi bir özgüven kazandınız. Son dönemlerde Cumhurbaşkanlığı Kupası ve Türkiye Kupası zaferleri gelse de bu durum takım üzerinden bir baskı oluşturuyor mu?

“Açıkçası hepimiz bunun bilincindeyiz. Üzerimizde bir baskı yaratmıyor. Hepimiz kulübün tarihine ve kulübün kazandığı kupaların bilincindeyiz. Buna istinaden oynuyoruz. Kulübümüz bunu başarmış ve bunu tekrarlayabileceğimizi bilerek sahaya çıkıyoruz. Aramıza katılan tüm arkadaşlarımız da bunun bilincinde. Bu yüzden tabii ki Türkiye ve Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı kazanıyoruz son zamanda ama bunun üzerine koyarak ilerlememiz gerekiyor. Diğer kupalar neden olmasın.”

Anadolu Efes, son dönemde her ne kadar EuroLeague ve Basketbol Süper Ligi’nde mutlu sona ulaşmasa da Cedi Osman ve Furkan Korkmaz gibi iki yetenekli oyuncuyu çıkarıp NBA’e gönderdi. Bence belirttiğimiz dönemlerde Anadolu Efes’in en anlamlı ve harika başarısı bu. Sen ne söylemek istersin bu konuda?

“Pırıl pırıl ikisi. Çok çalışkanlar. Bu yoldan geçtiler. Efes altyapısından bu tür oyuncular çıkabilir. Cedi ve Furkan çok iyi bir örnek. Efes zaten basketbol lokomotifi. Sürekli genç oyuncular çıkarıyor, eğer oynatamıyorsa da başka kulüplere yeri geldiğinde oynaması için gönderiyor. Ürettiği oyuncular var. Anadolu Efes’te hedefler yeni Cedi Osman ve Furkan Korkmazların çıkması. İlk önce Anadolu Efes’e katkı verip hedeflere ulaşmaları gerekiyor tabii. Bu disiplinle çalışmalar sürdükçe örneklerin devam edeceğini düşünüyorum.”

Bir guard olarak Anadolu Efes formasıyla birçok üst seviye guard ile rotasyonda partnerlik yaptın. Thomas Heurtel, Jayson Granger gibi. Bu sezon ise Vasilije Micic, Rodrigue Beaubois ve Shane Larkin var. Bu derecede üst seviye oyuncular ile çalışmak sana ne katıyor? Senin onlara yardımcı olduğunu düşündüğün noktalar var mı?

“Bir kere özellikle antrenman seviyemizi arttırıyorlar. Birbirimizi geliştirmek için fırsat sağlıyorlar. Karakter olarak hiçbir zaman pes eden bir oyuncu olmadığım için antrenmanda onların üzerine de çok gidiyorum. Maçta gördüğünüz agresifliği -tabii maç kadar olmasa da- antrenmanda da gösteriyorum. Onları da zorlamaya çalışıyorum. Onların da daha iyiye gitmesini sağlıyorum. Antrenmanda hep birbirimizi zorluyoruz. Hiçbir zaman kıyırma ,sen şunu yap ben şunu yapayım, diye bir şey yok. Birbirimizin rakibiymişiz gibi maç havasında geçiyor. Takım olarak ve bireysel olarak gelişmenin yollarından birisi de antrenmanda birbirinizi daha iyi seviyeye götürmenizdir. Türk oyuncular olarak da buraya gelen yabancılara bunu göstermemiz gerekiyor.”

NCAA’de deneyim kazanmış bir oyuncusun. Özellikle bir Avrupalı olarak orada oynamak nasıl bir duygu? Orada oynamak genel anlamda sana neler kattı?

“Açıkçası beni kafa olarak basketbola hazırladı. Hayata hazırladı. Benim için zor bir dönemdi. Bazı sakatlıklar geçirdim. Koçumun benden basketbol anlamında istekleri daha farklıydı. O yüzden daha defansif bir rol üstlendim. Ofansif anlamda çok gelişemedim ama orası beni kafa olarak basketbola hazırladı. Beni daha kararlı bir oyuncu yaptı. Hiçbir zaman pişmanlık duymadım. İyi ki gitmişim diyorum her zaman. Elimizdeki olanakların, sakatlık döneminde bana sağladıkları olanakların haddi hesabı yoktu. İyi ki gitmişim diyorum.”

Fotoğraf: TrendBasket / Kemal Rutkay Özcan

Baktığımızda yıldız isimler de gelip geçmiş. Senin oynadığın takımlarda Avery Bradley, Cory Joseph ve Tristan Thompson gibi oyuncular var. Bu isimler NBA’de gündem yaratabilecek isimler. Bu oyuncularla takım arkadaşlığı yapmak nasıl bir duygu?

“Her sene bir iki oyuncumuz zaten NBA’e gidiyordu. Bunlardan en tanınmışları Bradley, Joseph ve Thompson dediğin gibi. Onun dışında Dexter Pittman var. Ülkemizde de oynadı. Miami ile şampiyonluk yüzüğü kazandı. Gittiğim sene Kevin Durant ayrıldı. NBA’e gitti. O da her sene gelip bizimle çalışıyordu. Texas Üniversitesi aslında NBA’e hazırlık için iyi bir okul. Çok kaliteli oyuncular seçiliyor oradan. NBA’e geçmeleri de kolay oluyor. Daha 5-10 tane daha sayabileceğim isim var. Myles Turner yeni imza attı. O da bizden. (Jarrett) Allen var ,uzun, Brooklyn’de. Kaliteli bir üniversite olduğu için Avrupa’nın en iyilerini seçmeye çalışıyor. ESPN’in listelerinde gösteriliyordu oyuncular.”

İki sene önceye kadar sende birlikte oynadığın oyuncuları NBA’e gönderiyordun. Bu özelliğin kolejden mi geliyor yoksa? Cedi, Furkan, Dario, Brandon…

“NBA’de öyle bir ortamım oluştu ki yani oyunculardan tut Texas’ta çalıştığım antrenörler, video koordinatörleri arkadaşlarımız. Hepsi bir yere yükseldi. Çok iyi yerlere geldiler. Efes’te de tabii Cedi ve Furkan hep oda arkadaşım oldu. İki sene aynı odada kaldık. Onları orada görmek benim için bir mutluluk. Tabii ki hak ettikleri yerdeler. Benim de böyle bir tesadüfüm var. Birçok arkadaşım hedeflerini gerçekleştirdi. Bu beni mutlu ediyor.”

2011’de sen de drafta katılan isimler arasındaydın. 60 tur sonunda seçilemedin fakat o dönem NBA hayalin var mıydı?

“O sene kesinlikle vardı. Draft hikayem pek bilinmiyor ama ilk etapta San Antonio Spurs ile çalışmalara çıktım. Ondan sonra oradan geçip Cleveland’da çalıştım. Oradan sonra da Minnesota Timberwolves ile çalıştım. Oradan Houston’a geçtim. Bu dört takımla work-out’a çıktım. Benim için bunlar verimli geçti. Daha sonra da Euro Camp’e gelip Treviso’da bir kampa katıldım. Benim için verimli geçti. Draft olabileceğim rakamlar aşağı yukarı belliydi. Yani 40-45 ve üstü, 50 ve 60 arasında gidebileceğim yerler vardı. Aslında Lakers ve Cleveland çok ilgilendi. Lakers’ın iki tane pick’i vardı. Yanılmıyorsam 54 ya da 56 rakamlarıydı. Oradan rakamlar. Yanılmıyorsam bir tane Kongo, bir tane Katar’dan seçtiler. İsimleri şu an hatırlayamadım. O draftta Isaiah Thomas bile 60. sıradan seçilmişti. Belki olabilirdim ama çok da üzülmedim açıkçası. Sonra sayfayı kapatıp Gelişim Ligi ve antrenman kamplarını denemek istemedim. Sonrasında Anadolu Efes’le yeni bir sayfa açtım.”

Tabii sonrasında Anadolu Efes’e imza attın. Sonuçta da daha iyi bir sayfa oldu.

“Tabii her şeyde bir hayır var ama benim için çok daha iyi oldu böyle bir şey.”

Milli Takım formasıyla son dönemde Dünya Kupası Elemeleri’nde boy gösterdin. Oraya katılmak bizim için çok önemli. Ne dersin bu konuda?

“İsveç kazası dışında başarılı bir grup maçları süresi geçirdik. O yüzden İsveç’i aradan çıkarırsak çok iyi performans gösterdik. NBA’den gelenler oldu. NBA’den gelmeyen oyuncular olduğunda da her maç başka birisi çıkıp parladı. Yanılmıyorsam dört maç kaldı. Oradan çıkarabildiğimiz kadar galibiyet çıkarıp Dünya Kupası’na katılmak istiyoruz.”

FIBA – EuroLeague ve zaman zaman da NBA arasında gelişen bir takvim -fikstür- sorunu var. Sürekli açıklama yayınlanıyor, düzenlemeler yapılıyor. Yöneticiler atışıyorlar bu konuda. Bunlara rağmen tek gerçek var ki oyuncular oynamaya devam ediyor. Bu durum mental ve fiziksel açıdan sizi nasıl etkiliyor? Bu noktada başlıca konu oyuncular.

“Oyuncular başlıca konu tabii. Kulübümüze karşı sorumluluklarımız var. Arada kalan oyuncular oluyor ama aynı zamanda milli takım, kulüp fikstürü içine dahil olduğu zaman biz orada ortada kalan kısım oluyoruz. Milli görev de üst düzey bir görev ama kulüp takım oyuncularıyız, maaşımızı da buradan alıyoruz. Bizim için büyük bir çelişki ama burada maalesef zararı gören oyuncular oldu şu ana kadar. Keşke EuroLeague ve FIBA anlaşsa, yani FIBA’nın maçları olacaksa o hafta EuroLeague maçları oynanmasa. En azından öyle bir arabulucu bir şey olsa. Bence çok kötü bir fikstür değil açıkçası sezon içinde oynanan maçlar. Aynı zamanda bize yazın daha fazla dinlenme fırsatı veriyor ama söylediğim gibi çakıştırıyolar EuroLeague ve FIBA çekişmesinden dolayı. Ama bana sorarsanız fikstür o kadar kötü değil. Sadece FIBA maçları oynanacaksa, atıyorum Kasım ayının sonunda, keşke EuroLeague o maçları o hafta koymasa. Ama maalesef biz oyuncular ortada kalıyoruz. Çok da fazla yorum yapamayacağım açıkçası.”

Barış Cevahir

Twitter: @cevahirbaris, Mail: cevahir154@gmail.com

Website:

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir