Tarih 22 Nisan 1999, günlerden Perşembe. Münih’teki Olympiahalle’de Avrupa basketbolu tarihi bir grup genç tarafından yazılıyor. Henüz 25 yaşlarını doldurmamış Saulius Stombergas ve Eurelijus Zukauskas, Adomaitis, Masiulis ve 23’ündeki Mindaugas Zukauskas’tan oluşan Litvanyalı çekirdek, Tyus Edney ve Anthony Lee Bowie gibi Birleşik Amerikalı isimlerin de katkısıyla, Zalgiris Kaunas’a tarihindeki ilk EuroLeague şampiyonluğunu getirdi.

Litvanyalılar yarı finalde 1997 şampiyonu Olympiakos’u, finalde ise Predrag Danilovic, Rasho Nesterovic, Antoine Rigaudeau, Alessandro Abbio gibi isimlerle bezeli, son şampiyon Kinder Bologna’yı saf dışı bıraktı. O dönemin düşük tempolu, her pozisyona büyük önem atfedilen, savunma odaklı basketbol anlayışına taban tabana zıt bir oyun anlayışı benimseyen Zalgiris, geleneğine düşkün Avrupa basketbol kamuoyuna başka bir yolla da kazanmanın mümkün olduğunu göstermek istiyordu.

Nitekim, Jonas Kazlauskas’ın önderliğindeki delikanlılar hücum basketbolunu çok başarılı bir şekilde uygulayıp, bunu karşı ekolün en iyi iki temsilcisini yenerek gösterdiler. Basketbolu zamanının ötesine taşıyan Litvanya’yı, Stombergas ve Zukauskaslar ile birlikte daha birçok genç yıldızı da yanına alıp, o finalden dört yıl sonra İsveç’te Avrupa şampiyonu yapan Sarunas Jasikevicius’un koçluğundaki Zalgiris Kaunas, Münih’teki zaferin 19 yıl sonrasında, o zamandan bu yana ilk kez, ligdeki en düşük ikinci bütçeye sahip olmanın başarıyı imkansız kılmadığını ispatlarcasına EuroLeague Final Four’da.

2008’de açılan Zalgirio Arena bu denli bir başarıya ilk kez şahit oluyor ve kulübün son yıllardaki çakıl taşlarıyla bezeli yolun eninde sonunda aydınlığa çıktığının bilincinde, sevinçle birlikte birçok duyguyu daha aynı anda yaşıyor.

 

42. yaşına Olympiakos serisinin dördüncü maçından yaklaşık iki ay evvel girmiş, saha içinde her daim sert görüntüsüne, basın toplantılarında gazetecilere zor anlar yaşatmasına alışılan bir adamın duygu patlamasının ardında sezonluk bir başarı yatmıyor.

2013’te basketbolu doğduğu şehrin kulübünde bırakmaya karar vermiş büyük bir yıldızken, kulübün dibinde bulunduğu borç batağına şahit olmuş bir kişi Jasikevicius. Bir sezonluk maceranın akabinde Zalgiris’te asistan koçluk görevine getirildi. Bu hamle, basketbol kamuoyunun daha oyuncuyken kendisini koçluğa yakıştırdığı Jasikevicius için basamaklarını Road Runner hızıyla tırmanacağı bir serüvenin ilk adımıydı.

2015-16 sezonunun ortasında Gintaras Krapikas’ın kovulmasıyla birlikte ilk başantrenörlük deneyimine başlama şansı bulan basketbol adamı kulübe yarım sezonda Litvanya Ligi ve Litvanya Kupası şampiyonluklarını getirdi; ama istikbal göklerdeydi ve oyunculuk kariyeri boyunca beş kez EuroLeague finali oynayıp, dört şampiyonluk kazanan Jasikevicius, Avrupa’da başarının bir kulübe neler katacağını en iyi bilen isimdi belki de.

Kulübün de ekonomik olarak çok rahat bir konumda olmamasını gözeterek düşük ücretli, kıyıda köşede kalmış cevherlere yöneldi Zalgiris. Jasikevicius’un ilk tam sezonunda önceki sezondan kalan sadece altı oyuncu vardı. 2016-17 sezonunda playoff birkaç maç farkla kaçtı ancak takımın oynadığı oyun, arkadaş arasındaki basketbol sohbetlerinde “Beyler Zalgiris geliyor” cümlesinin fazlaca yankılanmasını sağlamıştı. Profesyonel ortamlarda bu sav daha sofistike cümlelerle, havalı kelimelerle anlatılıyordu belki ama bir şey gerçekti: Zalgiris doğru yoldaydı ve daha fazlasını başarmalarına hiçbir engelleri yoktu. Bu fikrin güçlenmesindeki ana etken, Koç Jasikevicius’un her adımını özenle çizdiği oyunlarını büyük bir iş disipliniyle uygulanmasını, ortaya yetenek toplamından daha büyük bir kinetik enerji çıkmasını sağlayan takım oyunuydu. 

Yeni sezona Lukas Lekavicius, Leo Westermann, Brock Motum gibi isimleri daha zengin EuroLeague takımlarına kaptırarak başladı Zalgiris; ancak en büyük yıldızı Jasikevicius’u büyük balıkların ağından kurtarmayı başarmıştı. Zanaatini göstermesi için camianın tam desteğini alan Jasikevicius bu sezon öncesindeki transferlerde atletizm faktörünü merkeze koydu zira takımı önceki sezon bunun eksikliğinden ötürü sorun yaşamıştı. Brandon Davies, Axel Toupane, Aaron White gibi atletler ve TOFAŞ’ta izlediğimiz oyun kurucu Vasilije Micic oyun kurucu pozisyonunu zenginleştirmesi adına takıma katıldı. 

İlk 10 maçtaki vasat başlangıcın (5-5) ardından, Aralık ayıyla beraber dikkatler bir kez daha Kaunas’a çevriliyordu. Panathinakos Superfoods, Fenerbahçe Doğuş, Olympiakos gibi takımların bileklerinin büküldüğü beş maçlık o seri, takımın birazdan anlatacağım sisteminin en önemli parçalarından Paulius Jankunas’ı Aralık ayının en değerli oyuncusu yaptı.

Özellikle Fenerbahçe deplasmanındaki koçluk ve takım oyunu gösterisi, gözlerin Jasikevicius’un öğrencilerine kaymasını sağlayan kilometre taşlarından biriydi. Fenerbahçe’nin her hamlesine bir karşılık geldi o akşam; 22 sayı, 7 asistle oynayan Kevin Pangos’un Los Angeles Filarmoni Orkestrası’nı yöneten Gustavo Dudamelvari performansı tahtada çizilenlerin sahada hayat bulmasını sağladı. Sezonun devamında özellikle iç sahada aldığı galibiyetlerle suyun üstünde kalmayı başaran Zalgiris, son hafta Olympiakos deplasmanında da galip gelerek normal sezonu galibiyetle bitirip, altıncı sıradan playoff’a kaldı. Son finalist Olympiakos, Barış ve Dostluk Spor Salonu’nda Zalgiris’i bekliyordu. Ne var ki, beklentiyle gerçek birbiriyle hiç uyuşmayacaktı.

 

Yukarıdaki hücum Olympiakos serisinin üçüncü maçında gerçekleşti. Forvetten pick-and-roll ile açılan set, Printezis’in ortayı kapatmasıyla birlikte ters forvetten bir başka pick-and-roll’la devam ediyor. Jankunas’ın ikinci oyunda orta mesafeye doğru açılması, Olympiakos savunmacılarının boyalı alanı koruma telaşı ve bir pozisyonda kaybolan gençliğini arayan Georgios Printezis… Bir video ne kadar uzun seyredilebilecekse o kadar uzun seyrettim. 

Son EuroLeague finalisti Olympiakos’u oldukça etkileyici bir biçimde yenmeyi başardı Zalgiris: SEF’teki ilk maçı uzatmada aldı, Zalgirio’daki iki maçta ise rakibine 20 sayılara ulaşan farklar attı. Ligin en iyi savunma takımlarından birine karşı dört maçta ortalama 84 sayı atmak takdir edilesi bir iş ve bu denli bir hücum makinesinin en temel silahı tepe pick-and-roll’u. Kevin “Dudamel” Pangos ile Paulius Jankunas’ın tepe pick-and-roll’u Zalgiris’in birincil tehdidi olarak öne çıkıyor. Pangos’un karar verici olarak sınıf atlaması ve “Litvanyalı Kerem Gönlüm” Jankunas’ın yaşını göstermeyen örnek performansının yanında, bu tehdidin etrafına dizilen parçalar Zalgiris’i ve Jasikevicius’u özel kılıyor.

Avrupa’daki birçok takımın peşinden koştuğu Edgaras Ulanovas; oyun yapabilme kabiliyeti, posttaki etkinliği ve skorer içgüdüsüyle Zalgiris’in en mühim parçalarından biri. Onun varlığı rakip savunmaların yalnızca Pangos’a odaklanıp, takımın baltalanmasına imkan tanımıyor. Brandon Davies ve Aaron White rakip savunmanın bir oyuncuya fazla odaklandığı bir anı kollayıp, bu hatayı gökyüzüne çıkarak cezalandırmak için bekliyor. Yay gerisine kurulmuş mancınıklar Axel Toupane ve Arturas Milaknis her an tetikteler.

Dolayısıyla, bu kadar çeşitli yan tehdit bulunduran Zalgiris’in tepe ikili oyunlarını yardımla savunmak –2013 Miami Heat seviyesinde atlet değilseniz– çok iyi bir fikir değil zira Litvanyalılar ligin üçlük isabet yüzdesi en yüksek (%42.4) takımı. Ayrıca gerçek şut (true shooting) yüzdesinde (%53.4) ikinci sıradalar ve bunu maç başına sadece 16.8 üçlük deneyerek, ligin bu alandaki sonuncu takımı olarak başarıyorlar. Maç başına 2 ve daha fazla üçlük deneyen sadece iki oyuncu var: Milaknis ve Pangos. İsabet yüzdesinde ise elit seviye sayılabilecek %39 barajını aşan oyuncu sayısı beş. Zirve dönemindeki Ronaldinho’nun 20 metreden kullandığı frikikleri andıran bir üçlük performansı, miktarı fazla olmasa da oldukça can yakabilecek bir silah Zalgiris adına.

Tabii ki, Jasikevicius’un takımının özel bir hücum takımı olması için yapılmış birtakım zekice ayarlamaları da atlamamak gerek. Bunlardan belki de en ilgi çekici olanı, hücumun organizatörü Kevin Pangos’un topsuz oyundaki kullanımı. Topu dominant bir tavırla elinde tutmayan bir oyuncu olan Pangos’u zaman zaman perde yaparken, zaman zaman postta pozisyon kovalarken görüyoruz. Bu iki ayarlamadan birincisi, oyun kurucu pozisyonunda Vasa Micic ve takıma sezon ortasında katılan Beno Udrih’e de sahip olma lüksünün bir sonucu. 

Bu pozisyonda topu getiren ve posta atan Udrih, Jankunas’a sağ blokta pozisyon almasını sağlayan Pangos ve yıldız oyuncu burada topa bile değmiyor. Kanadalının hücum yükünü ve üzerindeki savunma konsantrasyonunu hafifletmek için harika bir yol.

Burada ise Pangos, Jankunas için pindown (perde yapan oyuncunun yüzünün baseline’a dönük olduğu bir perde çeşidi) perde yapıyor. Savunmacısı Janis Strelnieks’in güç avantajı onu yayın dışına itiyor ancak bu sorun değil; bu aksiyon forvetten Pangos-Jankunas ikili oyununu başlatıyor. Jankunas’ın orta mesafe basketiyle pozisyon sona eriyor. 

Eğer Zalgirisli bir kanat oyuncusunu savunuyorsanız, herhangi bir yönden gelecek bir perdeye her an hazır olmalısınız. Aşağıdaki oyun da bu durumu çok güzel yansıtıyor.

 

Muhaymin Mustafa (Efes, #22) Antanas Kavaliauskas’ın iki perdesine de takılıp, savunma pozisyonunu iyiden iyiye kaybediyor. Kavaliauskas tepe pick-and-roll’u için oyun kurucusuna perdeye gidiyor ancak oyun kurucunun gözü Milaknis-Aaron White ikilisinde. Efes savunmasındaki anlık iletişim eksikliği, alley-oop’u doğuruyor. Milimetrik pası gönderen Micic’e saygılar. 

Bu oyunlardaki uygulamanın keskinliği, çizilen setlerdeki zeka pırıltısı kadar parlak. Artık yukarıda kalan alley-oop setinin birçok varyasyonu var ve kat eden oyuncular kadar şutörler de bu durumdan nasiplerini alıyorlar. Sonuçta, Zalgiris hücumunu bir başlı gözüken beş başlı bir canavara benzetebiliriz. Yunan mitolojisindeki Hidra’yı andıran bir hücumla Belgrad’a gelen bir takımı kimse hafife almamalı.

Yine de, Zalgiris’in karşısında EuroLeague’in bu tip takımları durdurmakta ustalaşmış ismi, bir nevi Herkülü, Zeljko Obradovic ve Fenerbahçe Doğuş var. Maçla ilgili detaya girmek başka yazıların ve yazarların alanına girmek olacağı için bu bahsi uzatmayacağım; lakin 2018 Zalgiris’in tecrübesizliği ve karşısındaki -ilk- rakibin bölüm sonu canavarı olmasından hareketle 2015 Fenerbahçe Ülker akıbetini yaşayacağını öngörüyorum. 

2013 yılında 11 milyon euro borçla baş başa kalan, dört sene içinde bu borcun %90’ını ödemeyi başaran, bunu başarırken Zalgirio Arena’yı buz hokeyi maçları için de kullanıp, izleyicisine basketbol dışında bir “Zalgiris tecrübesi” veya onların deyimiyle “basketainment” sunan, transfer bereketiyle gelir diye düşünmeksizin, akıllı harcamalarla ortaya mütevazı ancak sağlam temeller üstüne inşa edilmiş bir ekonomik model koyan Zalgiris, uzun süreli sportif başarısızlığını da yıktı. Burada alacakları sonuç ne olursa olsun, tutkulu taraftarı ve hamaset yerine iş yapan insanlardan oluşan kadrosu sayesinde gönüllerde çoktan kazandılar.

Kemal Rutkay Özcan

İletişim: kemalrutkayozcan@gmail.com Twitter: krutkayozcan

Website:

Son Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir