türkiye u19 sevinç

Heraklion, Girit – Geçtiğimiz gün İstanbul’dan Girit’e seyahat ederken 10 saatlik Atina aktarması sırasında bilgisayarıma yüklediğim, U19 Dünya Şampiyonası’ndaki dört maçımızı izledim. Bu takımı 2012’de U16 Avrupa Şampiyonası’nda televizyon başında, geçtiğimiz yaz da Konya’da tüm turnuva U18 Avrupa Şampiyonası’nda izleyen birisi olarak aklıma iki şey geldi:

  • Çok istikrarsız bir oyun sergiliyoruz ve kesinlikle en iyi basketbolumuz bu değil. Takımın kaptanı ve en önemli oyuncularından Egemen Güven, bireysel olarak beklentinin altında bir turnuva geçiriyor vesaire… Ama yine de 4 maçı da kazandık! Halbuki twitter’da ve web sitelerinde yazıldığı kadar da kötü bir durumda değiliz? Gruptan lider çıktık, İran’ı yendik ve namağlup olarak çeyrek finaldeyiz.
  • Geçen sene de U18 Avrupa Şampiyonası’nda çeyrek finale kadar bol inişli-çıkışlı bir turnuva geçirmiştik. Hatta o turnuvada 2 tane de ağır yenilgi almıştık Bosna Hersek ve Sırbistan karşısında. Yine oldukça negatif bir hava vardı ama çeyrek final ve sonrasında çok iyi bir takım oyunu ortaya koyarak sırasıyla Letonya, Hırvatistan ve Sırbistan’ı geçerek şampiyonluğa ulaşmıştık. Yine aynısı neden olmasın?

Diye kendime sordum. Aradan tam 1 sene geçti, takımın kemik kadrosu aynı. Hırvatistan gibi en önemli oyuncularımız ne sakatlandı, ne de sponsor probleminden dolayı turnuvada oynamama gibi bir problemleri de olmadı. Koç Ömer Uğurata, bu takımı herkesten daha iyi bilen ve tanıyan bir koç, ilk kategoriden beri takımın başında. Sadece sanki ihtiyacımız olan şey bir kıvılcım; Konya’da çeyrek finaldeki Letonya maçındaki gibi sağlam bir galibiyetti. Açıkçası mental olarak takımı toparlamak için, medyadaki ve genel olumsuzluğu ortadan kaldırmak için sanki sadece bir galibiyet yeterli olmayacaktı.

Avustralya maçına gelecek olursak;

Avustralya maç içerisinde, özellikle de ikinci periyotla üçüncü periyodun arasındaki kısımda bize çok yumruk attı, beklediğim gibi. Ama biz de bu yumruklara çok daha sert yumruklarla karşılık verdik. Bir ara 9 sayıyla (43-34) geriye düşsek de, oyundan düşmedik. Ömer Uğurata da bu bölümde hemen molayı alıp, bazı oyuncu değişiklikleriyle oyuna çok iyi müdahale etti. En nihayetinde dördüncü periyodun hemen başında da farkı 16 sayıya çıkarttık (maçtaki en büyük fark). Önceki maçlarda da farkı açtığımız maçlar olmuştu ama daha sonra biraz oyundan düşerek, rakibin geri gelmesine izin vermiştik. Bu sefer takım olarak yumruğu çok sert vurduk ve rakip nakavt oldu.

Bireysel açıdan baktığımızda ise Egemen Güven, turnuvadaki en iyi maçını oynadı. Geç olsa da böylesine önemli maçta kendi oyununu bulması bizim açımızdan sevindirici bir haber. Onun da kendisine gelmesi için böyle bir performansa ihtiyacı vardı. Faul problemine girip, 5 faulle oyun dışı kalsa da oyunda olduğu 19 dakikada Egemen 7/11 saha içi isabetiyle 14 sayı üretti, 11 ribaund aldı ve 2 de blok yaptı. Ege Arar da koç Uğurata’nın en güvendiği oyuncuların başında geliyor ve en iyi maçını oynamasa da, küçük ve işin mücadele&emek kısmında önemli iş yaptı. İran maçında kasık sakatlığı nedeniyle koç Ömer Uğurata’nın dinlendirdiği ve riske etmediği Berk Uğurlu da 2 günlük dinlenmenin ardından Avustralya karşısında tempoyu belirleyen isim oldu ve onun için de turnuvadaki en iyi performansı denilebilir. Sahada kaldığı 26 dakikada Berk 6/8 saha içi isabetiyle 16 sayı üretti, 7 asist yaptı ve 3 de top çalmayı istatistik hanesine etkiledi. Öte yandan Türkiye adına 25 verimlilik puanıyla da takımın Avustralya karşısında bu istatistik hanesinde en iyisiydi.

Bir parantez de Furkan Korkmaz ile Tolga Geçim ikilisine açmak gerekiyor. Furkan, İran karşısında gerçekten kötü bir performans ortaya koydu. Bu maçta kendini hemen toparlayıp, böylesine etkili bir performans ortaya koyması her şeyden önce mental açıdan çok önemliydi. Tolga Geçim’de turnuva boyunca çok istikrarlı bir oyun ortaya koyuyor ve turnuvanın asist lideri (maç başına 7 asistle). Okben Ulubay da bu takımın en önemli yeteneklerinden birisi ve ihtiyaç olduğunda şu ana kadar öne çıkmayı başardı. Gereken efor ve arzuyu ortay koyduğunda, bu seviyelerde etkili olmaması için hiçbir sebep yok.

2

Tam ben bu yazıyı yazarken, yarı finaldeki rakibimiz de benim ve çoğu kişinin çok beğendiği, hatta bu eşleşmede favori gördüğü Kanada’yı yenen Hırvatistan oldu. Muhtemelen Onur Coşkun bu gece iyi bir maç öncesi analizi çıkartacaktır ama elbette durum aşikar ve biraz da “dejavu”:

Geçen sene de Hırvatistan’la U18 Avrupa Şampiyonası’nın yarı finalinde karşılaşmıştık. Hırvatistan, turnuva başlamadan birkaç ay önce ABD ile birlikte kağıt üzerinde en büyük favorilerden birisi olarak gösteriliyordu. İlk önce Mazalin’in sakatlığı, ardından Bender’in adidas/Nike arasındaki anlaşmazlık sonucu oynayamaması ve son olarak da takımın önemli uzunlarından Zizic’in sakatlığı nedeniyle turnuvayı kapatmasıyla çeyrek final öncesinde doğal olarak “underdog” konumuna düştüler. Belkide ilk defa Hırvatlar son senelerde bu jenerasyonlarda favori olmadıkları bir altyapı şampiyonasındalar diyebiliriz.

Bu daha mı tehlikeli, açıkçası bence evet. Takımın lideri ve kaptanı Marko Arapovic, kendisinden küçük ve daha tecrübesiz olan oyuncularla, özellikle de örnek vermek gerekirse Zubac’la saha içinde çok iyi anlaşıyor ve onlara yardımcı oluyor. Arapovic’in dominant oyununun yanı sıra Zubac, Kanada maçında 19 sayı-6 ribaundla yıldızlaştı ve burada bulunan çoğu NBA gözlemcisinin dikkatini çekti. Maç sonrasında Arapovic’le ve koç Nazor’la yaptığım kısa sohbette, sakatlıklar ve problemlerin onları çok etkilediğini fakat bu yaşananların onların daha takım olmalarını sağladığını ve bir araya getirdiğini söylediler. Geçen seneki takım daha çok bireysel yeteneklerin ve çabanın ön planda olduğu bir takımdı fakat bu seneki Hırvatistan daha çok takım oyunu oynuyor ve kesinlikle, “Bender, Mazalin ve Zizic varken yendiğimiz takımı, şimdi mi yenemeyeceğiz?” algısına kapılmayalım. Takımın sloganının #hertopsontopmuşgibi olduğunu da asla unutmayalım! 🙂

Bu takım ve jenerasyon başından beri konulan her hedefi gerçekleştirmeyi başardı, sadece 1 tanesi kaldı. Ona da oldukça, 2 maç kadar yakınız…

Halil Can Pelister

Her türlü soru, görüş ve önerileriniz için: canpelister10@gmail.com

Website:

Son Yazılar

1 Comments

  1. baronn - 03/07/2015

    maç sonunda baya baya rehavet çöktü takıma.'' #hertopsontopmuşgibi '' bu sloganı gençler pek takmıyor gibi

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir