9-11 Haziran tarihlerinde düzenlenen adidas Eurocamp 2017’yle ilgili düşüncelerimi ve deneyimlerimi yazıya döktüm. Keyifli okumalar!

Sezonun kendi adıma son organizasyonunda İtalya’nın Treviso şehrinde düzenlenen adidas EuroCamp’teydim. Geçtiğimiz yıllarda katılan Türk oyunculardan dolayı genel bir bilgim olsa da organizasyonun düzenlendiği La Ghirada’ya adım atana kadar ne tür beklentilerimin olması gerektiğinin bilmiyordum. Fakat çok güzel bir spor tesisinde ciddi bir yere geldiğimi fark etmem çok uzun sürmedi. Üç gün boyunca çok düzenli ve başarılı yürütülen etkinlikten bir sürü yeni bilgiyle döndüm.

Kendi jenerasyonlarının potansiyel yıldızlarını bir araya getiren organizasyonda sadece genç yetenekleri izleme fırsatı bulmuyorsunuz. İnsan tanımak çok önemli bu sektörde ve adidas Eurocamp çevre yaratabilmek için tam bir cennet. Bunu ilk on dakikada bir kez daha anladım. Bu yazıyı okuyan herkesin yakından tanıdığı bir TV yorumcusuna ilk tanıştığım oyuncu gözlemcisi fotoğrafımı yollayıp, beni sordu ve karşı taraftan benimle ilgili olumlu yorumlar duyunca üç gün boyunca çok yakın davrandı. Kariyerinin henüz başındaki biri için bunun değeri paha biçilemez.

Tüm NBA takımlarının temsilcilerinin bulunduğu kampta aynı zamanda NBA takım sahipleri, eski ve şu anda oynamaya devam eden NBA oyuncularını görmek, hepsiyle tanışabilmek ve onları dinleyebilmek mümkün. Mesela Andrei Kirilenko’nun Amerika deneyimini kendi ağzından duymak her gün olacak iş değil ama Eurocamp sayesinde canlı canlı efsaneyi dinleyebildim. Sırbistan Milli Takımı’nın koçu Aleksandar Djordjević‘le kısa süreliğine de olsa konuşma fırsatı buldum, kendisi organizasyonun tamamında tribünde olan isimler arasındaydı.

Biraz heyecandan biraz da bu organizasyon özelindeki tecrübesizliğimden herkesle tanışamadım tabii ama Phoenix Suns, Atlanta Hawks, Miami Heat başta olmak üzere birkaç takımın oyuncu gözlemcileri ve NBA Gelişim Ligi takımlarının asistan koçlarıyla tanıştım. NBA Draft 2017’ye katılacak Türk oyuncularla ilgili görüşlerimi sordular. Bu sorular öylesine sorulmuş olabilir ama U16’dan beri gerçekten takip ettiğim oyuncularla ilgili görüşlerimin ilk defa sorulup, dinlenmesi benim adıma önemliydi. Hatta bir oyuncu gözlemcisi drafta erken girmek isteyen Türk oyuncularla ilgili fikirlerimi rapor haline getirmemi istemişti ama temsilcilerimiz çekilme kararı alınca bu görevi gelecek seneye erteledik. Tabii ki sadece ben konuşmadım, onlar da genç basketbolcularımızla ilgili kişisel fikirlerini paylaştılar. İşin profesyonellerinin görüşlerini almak hem keyifli hem de öğreticiydi.

Temsilcilerimize gelecek olursak aslında altı oyuncu ile katılım gösterdik. Ege Arar, Metecan Birsen, Berkan Durmaz, Egemen Güven ve Emircan Koşut dışında Fenerbahçe’nin genç oyuncularından Yordan Minchev de Adidas Eurocamp’teydi. Üç gün boyunca altı oyuncumuzu da pür dikkat izledim. Hatta her olumlu performanslarında saha kenarında tepki vermemek için kendimi zor tuttum. Performanslarıyla ilgili çok konuşmak istemiyorum ama güzel şeyler yaptıklarını söyleyebilirim. Bir de hepsi sahada müthiş karakterli oyuncular. Bunun önemli bir detay olduğunu düşünüyorum çünkü oyuncu gözlemcileri oyuncuların sadece performanslarına dikkat etmiyor; oyuncuların sahadaki karakterine de dikkat ediyorlar. (en azından buna dikkat ettiklerini dile getiriyorlar) Tek talihsiz olay ise Emircan’ın ilk gün bileğini burkup, sonrasında diğer iki gün sahada olamamasıydı. Umarım en kısa zamanda sağlığına kavuşur.

Tabii ki sadece bizimkileri takip etmedim, diğer Avrupalı oyuncuları da takipteydim. Oyun tarzı ve sahadaki karakteriyle aklımda yer edinen beş oyuncuyu paylaşacağım: Ismael Bako(1995), Ognjen Jaramaz(1995), Arnoldas Kulboka(1998), Isaac Bonga(1999), Goga Bitadzade. (1999) Bu oyuncular sahadayken bir şekilde “Ben buradayım!” mesajı veriyorlar, nasıl verdiklerini burada yazmıyorum. Merak eden olursa mesaj atması yeterli.

Umarım çok sıkılmadınız ama bahsetmek istediğim önemli bir konu var. Etkinlik sırasında gözüm ister istemez arada sırada tribüne kaydı, tanıdık yüz görür müyüm, acaba Türkiye’den kimler gelmiştir gibi… Benim gördüğüm kadarıyla ülkemizde görev alan koçlardan Oktay Mahmuti ve Aleksandar Trifunović; Pınar Karşıyaka yöneticileri Serdar Işıldar, Serhat Bayülgen ve Genel Menajer Selim Çınar; Anadolu Efes alt yapı antrenörlerinden Ozan Havuzlu, geçtiğimiz sezon Alba Berlin’in yardımcı antrenörlüğünü yapan Fatih Emre Gezer ve yakından tanıdığımız oyuncu menajerleri vardı. Tabii ki organizasyon direktörü Fenerbahçe’nin Genel Menajeri Maurizio Gherardini de Beşiktaş Sompo Japan ile oynanan final serisinin maçsız gününde “Evim!” dediği La Ghirada’daydı. (Gözden kaçırdığım birileri yok sanırım) Bu sayının yeterli olmadığı görüşündeyim ki yukarıda saydığım isimler de aynı fikirde olduklarını belirttiler. Hem oyuncu takibi hem de çevre oluşturabilmek için gelinmesi gereken bir yer adidas Eurocamp.

Organizasyona gelenlerden üç değerli isimle yaptığım röportajları henüz okumadıysanız…


Serdar Işıldar röportajı 

Oktay Mahmuti röportajı

Aleksandar Trifunović röportajı

 

Begüm Ünal

Twitter: @beggysworld

Website:

Son Yazılar

1 Comments

  1. veysel - 18/06/2017

    Altyapidan yerli bir oyuncu degilde transfer ettigi bulgar oyuncuyu gonderen guzide takimi anlamadim dogrusu fakat gelecek planlari hakkinda verdikleri sinyaller icin diger takimlarimizi tebrik ederim.

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir