2000 yılında Mark Cuban Mavericks’i satın aldığında (çoğunluk hisse olarak) elindeki takım son 10 yıldır playofflara kalamayan (Cuban’ın takımı arada aldığı sezonu da ondan önceki yönetimin eseri sayalım) bu 10 yıllık süre içinde toplam galibiyet oranı %30 olan kaybetmeye alışmış bir franchise idi.

inc.com

inc.com

2000-2001 sezonundan itibaren ise büyük resim tersine döndü. Mavs ilk ve tek şampiyonluğunu yakaladığı 2011 finallerine kadar her sezon playofflara kalırken bu 11 yıllık süreçte toplam galibiyet oranı %69 gibi oldukça etkileyici bir yüzdeye çıkıyordu. Mark Cuban yönetiminde Mavericks hep zirveye oynayan, risk almaktan çekinmeyen, sürekli takaslar ve yıldızlar kovalayan, lüks vergisini fazla fazla ödemekten erinmeyen ama en önemlisi “kaybeden” kimliğini ardında bırakmış “kazanan” bir organizasyona dönüşmüştü. Yine de NBA’in doğal döngüleri gereği bu kadar fazla kazanan bir takım draftlarda sürekli arka sıralara düşüp (ki çoğu zamanlarda da “şimdi kazan” modunda oldukları için o draft haklarını takas edebilirler) iyi oyuncu seçemezler ve eldeki yıldız oyuncuların da zamanla yıpranması/yaşlanması sebebiyle bir gerileme dönemine girerler.

İşte Mavericks de 2011 şampiyonluğundan sonra bahsettiğimiz bu gerileme dönemine girdi. Takip eden beş sezonda toplam galibiyet oranı %55’e inerken bu süreçte takım 2013’te yıllar sonra ilk kez playofflara kalamadı ve playofflara son sıralardan katıldığı diğer dört sezonda da ilk turdan ötesini göremedi.

Aslında son sezonlarda Mavs’in playofflara –son sıralardan bile olsa– kalması kadro kalitesi ve sezon öncesi beklentilerle beraber düşünüldüğünde yine de kazanan takım olma kültürünün meyvesi olan bir başarı olarak kabul edilmelidir. Tabii ki Koç Rick Carlisle’ın elindeki malzemeden çok iyi yararlandığını belirtip, hakkını teslim etmek de gerekiyor.

Bir diğer madalya ise takım sahibi Mark Cuban’a. Takımı zirvede tutmak için girişimlerde bulunmaktan ve risk almaktan hiç geri kalmadı. Yalnız ne yazık ki son yıllarda alınan risklerden yeterince verim alamadıklarını belirtmek gerek. Bu koşullarda düşüş süreci de kaçınılmaz olarak hızlandı.

Houston’dan (ç)aldıkları Chandler Parsons sakatlıkların da etkisiyle beklentilerin altında kalmıştı. Celtics’ten takas etmek için Brandan Wright, Jae Crowder (o zaman şimdiki kadar değerli görünmüyordu gerçi) ve iki adet draft picki (birinci ve ikinci turlar) daha verdikleri Rajon Rondo hiç verimli olamayıp, sezon sonunda çekti gitti zaten. Geçtiğimiz yaz DeAndre Jordan önce söz verip, beş gün sonra cayınca (o beş günde piyasada adam kalmadı zira) geçen sezon da hüsran oldu.

May 18, 2016; Oakland, CA, USA; Oklahoma City Thunder forward Kevin Durant (35) momentarily loses control of the ball next to Golden State Warriors forward Harrison Barnes (40) in the first quarter in game two of the Western conference finals of the NBA Playoffs at Oracle Arena. Mandatory Credit: Cary Edmondson-USA TODAY Sports

May 18, 2016; Oakland, CA, USA; Oklahoma City Thunder forward Kevin Durant (35) momentarily loses control of the ball next to Golden State Warriors forward Harrison Barnes (40) in the first quarter in game two of the Western conference finals of the NBA Playoffs at Oracle Arena. Mandatory Credit: Cary Edmondson-USA TODAY Sports

Yani demem o ki Cuban ile Mavs hep deniyor. Kimse onların çabalamadığını söyleyemez. Nitekim 2016 yazında da denemeye devam ettiler. Whiteside’ı alabilirlerdi, Miami’de kalmasaydı Mavs’e geleceği konuşuluyordu. Durant’a da niyetlenmediler değil. Ama sonunda Mavs’in kaderini Durant’ın Warriors seçimi belirledi. Böylece Harrison Barnes’ı (sınırlı serbest oyuncuydu, Durant alınmasa Warriors teklifi karşılayabilirdi) aldılar ve yine böylece (Warriors’ın cap boşaltma çabaları sonucu) Andrew Bogut’u aldılar.

Mavs’in yazın en tartışılan tercihi Parsons’a yol verip (yeni bir kontrat için görüşmediler bile) yerine Harrison Barnes’a maksimum kontratı (4y/94m) vermek oldu. Parsons oyun kurabilen, saha görüşü yüksek, ortalamanın üzerinde bir pasör ve şutör bir oyuncu. Barnes ise fiziksel olarak daha güçlü ve atletik, savunmada çok daha etkili bir oyuncu. Öte yandan çok sık sakatlanan Parsons’a göre çok daha sağlıklı ve istikrarlı bir oyuncu. Bütün bunları alt alta koyunca bir denge var gibi görünüyor belki ama sonuçta Mavs’in Barnes’a yatırım yapmasının en önemli sebeplerinden biri de henüz 23 yaşında olması ve daha yüksek bir potansiyel göstermesi. Nitekim Mavs, Harrison Barnes’ın Warriors’taki gibi yan rol değil de esas oyuncu olabileceği bir takımda daha iyisini yapabileceğini umuyor. Geçmişte Barnes yüksek beklentiler altında ezilen bir oyuncu olmuştu, ama o zamanlar çok daha gençti. Şu anda daha büyük bir role hazır mıdır değil midir, izleyip, göreceğiz.

Andrew Bogut çok akıllı ve iyi bir savunmacı. Pozisyon bilgisi ve pota altındaki caydırıcılığı ile takıma bu pozisyonda büyük bir katkı sağlayacaktır. Ancak kendisi de yavaş bir oyuncu olan Bogut’un, 38 yaşındaki –savunma hiçbir zaman önemli bir artısı olarak sayılmamış– Nowitzki ile beraber hızlanan bir oyunda nasıl bir sonuç verecekleri merak uyandırıyor?

Mavs’in yazın diğer hamleleri Deron Williams’a (1y/10m), vasat bir uzun yedeği olan Dwight Powell’a (4y/37m) Seth Curry’ye (2y/6m) ve Quincy Acy’ye (minimum) verilen kontratlardı. Drafttan gelen Hammons (46. sıra) ve çoğu sonradan kesilecek birkaç isim daha tüm yaz döneminin toplamıydı. Ancak hepsinden daha önemlisi –başka büyük bir hamle yapılamayacağı anlaşılınca– 38 yaşındaki Dirk Nowitzki’ye 2 yıl için 50 milyon dolarlık bir emeklilik ikramiyesi kontratı verdiler. Tüm koşullar değerlendirildiğinde şık bir hamle oldu.

Mar 7, 2016; Dallas, TX, USA; Dallas Mavericks guard J.J. Barea (5) and guard Deron Williams (8) and forward Dirk Nowitzki (41) and forward Chandler Parsons (25) celebrate during the second quarter against the Los Angeles Clippers at the American Airlines Center. Mandatory Credit: Jerome Miron-USA TODAY Sports

Mar 7, 2016; Dallas, TX, USA; Dallas Mavericks guard J.J. Barea (5) and guard Deron Williams (8) and forward Dirk Nowitzki (41) and forward Chandler Parsons (25) celebrate during the second quarter against the Los Angeles Clippers at the American Airlines Center. Mandatory Credit: Jerome Miron-USA TODAY Sports

Mavs’in son yıllarda sürekli var olan yaş problemi bu sezon artarak devam edecek gibi. Nowitzki, Deron, Bogut, Matthews, Barea gibi en çok süre alması beklenen ilk altı oyuncudan beşi 30 yaşın üzerinde. Takımın yıldızı ve hücumdaki ilk opsiyonu 38 yaşında. Aslında veteran oyuncularla oynamayı her zaman tercih etmiş, gençlere pek tahammül edemeyen koç Carlisle için bu bir sorun olmayabilir. Ancak hem yaş hem de ilgili oyuncuların sağlık tarihçeleri özelinde uzun süreli sakatlık sorunları bu takım için en büyük risk konumunda.

Takımın ışık veren bazı genç oyuncuları da var (Justin Hamilton gibi) Koç Carlisle kendilerine ne kadar forma şansı ve oyun içi sorumluluk verir? Verir mi? Verse sabreder mi? Bunlar hep şüpheli sorular. Öte yandan Carlisle her zaman kadrodan –çocuklar hariç– çok iyi verim alan bir koç olmuştur. Elinde görece iyi bir savunma takımı var, bu konuda bir şablon oluşturacaktır. Hücumda ise yaratıcılığı kısıtlı bir yapı var. Dış şut onları çoğu maçta hayatta tutabilir ancak geçen sezon üçlük isabeti ve yüzdesi konularında beklentimin çok altında kaldılar.

Mavs için hedef yine playofflara kalmak olacaktır. Eğer önemli ve uzun süreli sakatlık sorunları yaşamazlarsa üç aşağı beş yukarı kapasitelerini ortaya koymalarını bekleyebiliriz. Kendilerinden zayıf olan veya kötü gününde olan takımları kolay geçiyorlar. Yakın skorlu maçlar için ise çok tecrübeliler. Bu yüzden asıl soru işareti ise Batı’da çekişecekleri diğer takımların kapasitelerini ne kadar yansıtabilecekleri. Şu anki görüntüde tam playoff sınırında duruyorlar.

 

Volkan Bahceci

Website:

Son Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir